,

‘Ekran saati’ni fazla büyütmeyin!

Ebeveynlerin, çocukları ve tablet ekranı söz konusu olduğunda yaşadıkları endişeyi, “çok da büyütmemesi” gerektiği açıklandı.

İngiltere’de ilk kez yapılan bir rehberlik çalışmasına katılan pediatristler, “ekranlı” aktivitelerin tek başlarına zararlı olduğuna dair çok az delil olduğunu savundu.

Uzmanlar, cihaz kullanımının, sağlıklı bir bünye için gerekli olan, örneğin, uyku, egzersiz ve aile ile birliklte geçirilen zamanın yerine geçmemesi gerektiğini belirtiyor.

Bu alandaki ilk rehberlik çalışmasında, çocuklara bir “ekran zamanı” sınırı koymaktan kaçınılması da öneriliyor. Ve fakat uykudan önceki son bir saatte kullanımın sonlanması tavsiye ediliyor.

‘Bir şeyler keşfetmek için müthiş bir araç’

Kraliyet Üniversitesi Pediatri ve Çocuk Sağlığı Bölümü’nden (The Royal College of Paediatrics and Child Health) uzmanlar tarafından yapılan ve 18 yaşın altındaki genç ve çocukları kapsayan çalışmada, ekran başında geçirilen sürenin sağlık için zararlı olduğuna ilişkin somut bir delil bulunmadığı savunuldu.

Üniversite, yoğun ekran kullanımı ile obezite ve depresyon arasında bağlantı olsa da, bu bağlantının nedensel olup olmadığının açık olmadığını da açıkladı.

Pediatristler ekran limiti koymadıkları rehberlik çalışmasında ailelere, aşağıdaki soruların yanıtları üzerinden karar almalarını önerdi:

*Çocuklarınızın ekran başında geçirdiği süreyi takip edebiliyor musunuz?

*Ekran başında geçirilen süre, sizin aile olarak yapacaklarınızı engelliyor mu?

*Ekran başında geçirilen süre, uyku düzenlerini etkiliyor mu?

*Ekran saati sırasında abur cubur ile beslenme kontrolünüz altında mı?

Rehberlik çalışmasına katılan uzmanlardan Doktor Max Davie, bilgisayar ve tabletlerin “dünyayı keşfetmek konusunda müthiş bir araç” olduğu görüşünü savunuyor ve devam ediyor:

“Aileler bu cihazlarda ‘tanımlanamaz bir sıkıntı’ olduğuna inandırıldılar. Eğer bu sorulara yanıt verdikten sonra bir problem olduğunu düşünmüyorsanız, hayatınıza devam edin ve endişelenmeyi bırakın.

“Ama eğer bazı problemler varsa ve bir takım sıkıntılar yaşıyorsanız, ekran başında geçirilen süre bu sıkıntılara katkı veren bir etkene dönüşebilir.”

Üniversite rehberlik çalışmasıyla ailelere, ekran saati ayarları konusunda çocukları ile anlaşma yoluna gitmelerini tavsiye ediyor.

Çocuklar ve daha küçük yaştakiler için ise ebeveynlerin neler izlenebileceği ve ne kadar izlenebileceği konusunda karar verici olması öneriliyor.

Yaş ilerledikçe ise çocuklara kademe kademe özgürlük alanları bırakılması tavsiye ediliyor.

Ailelere öneriler

Üniversitenin hazırladığı rehberde ailelere yönelik öneriler de yer alıyor:

*Yemek zamanları serbest ekran saati için ideal olabilir.

*Eğer çocuğun ekran saatini abarttığı düşünülüyorsa, ebeveyn devreye girebilir.

*Ebevenler, kendi ekranları başında geçirdikleri süreyi kontrol altında tutabiliyorlar mı, sorusunu yanıtlamalılar. 

*Küçük yaştaki çocuklar, yüz yüze iletişim kurmalılar. Ekranlar bunun yerini almıyor olmalı.

Bu çalılşmayla eş zamanlı olarak yapılan bir başka araştırma, sosyal medya kullanımı kaynaklı olarak 14 yaşındaki kızların, erkeklere oranla, iki kat fazla oranda depresyon belirtileri gösterdiğini açıkladı.

Araştırma, Londra’daki University College tarafından, 11 bin gencin katılımıyla yapıldı. Katılımcılar, sosyal medya kullanımları, sanal taciz, uyku düzeni, kendine güven üzerine soruları yanıtladı.

,

Bilfen Okulları Anaokulları Fiyatları 2018-2019

Bilfen Okulları Anaokulları Fiyatları … 2018-2019 Yılı Bilfen Koleji Anaokulları Fiyatları Açıklandı!

Kampüs Doğum Tarihi Eğitim Şekli Eğitim Fiyatı Yemek + Kahvaltı
Acarkent 2013-2014-2015 Tam gün 3.041,50 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.431,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Alkent (Büyükçekmece) 2013-2014-2015 Tam gün 3.100,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10

2015 Uzun yarım gün 2.480,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Ataşehir 2013-2014-2015 Tam gün 3.110,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
Bahçeşehir 2013-2014-2015 Tam gün 3.041,50 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.431,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Florya 2013-2014-2015 Tam gün 3.041,50 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.431,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Tema (Küçükçekmece) 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10

2015 Uzun yarım gün 2.024,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Soyak Ümraniye 2013 Tam gün 2.420,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2014 Tam gün 2.090,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Tam gün 1.760,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 1.430,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Halkalı 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Tam gün 2.300,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 1.840,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Antrium (Ümraniye ) 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.024,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Suadiye 2013-2014-2015 Tam gün 3.041,50 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.431,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Sancaktepe (Rings) 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Tam gün 2.300,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 1.840,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Kurtköy 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.024,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Kartal 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.024,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Etiler 2013-2014-2015 Tam gün 3.170,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.540,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Çekmeköy 2013-2014-2015 Tam gün 2.783,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.227,50 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10
Atakent Halkalı 2013-2014-2015 Tam gün 2.530,00 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.024,00 TL + KDV x 10
Acıbadem 2013-2014-2015 Tam gün 3.041,50 TL + KDV x 10 585,00 TL + KDV x 10
2015 Uzun yarım gün 2.431,00 TL + KDV x 10 515,00 TL + KDV x 10

Bilfen Okulları Ataşehir İlkokul, Ortaokul Fiyatları 2018-2019

Bilfen Okulları Çamlıca İlkokul, Ortaokul Fiyatları 2018-2019

Bilfen Okulları Bahçeşehir İlkokul, Ortaokul Fiyatları 2018-2019

SINIFLAR TOPLAM
1,2 ve 3. SINIFLAR 50,500.00 ₺ + KDV
4. SINIFLAR 49,350.00 ₺ + KDV
5,6,7 ve 8. SINIFLAR 51,700.00 ₺ + KDV
YEMEK 5,850.00 ₺ + KDV
Not: Öğretim ve yemek ücretlerinde KDV % 8’dir.

Bilfen Okulları Esenşehir İlkokul, Ortaokul Fiyatları 2018-2019

SINIFLAR TOPLAM
1,2 ve 3. SINIFLAR 43,500.00 ₺ + KDV
4. SINIFLAR 42,250.00 ₺ + KDV
5,6,7 ve 8. SINIFLAR 46,150.00 ₺ + KDV
YEMEK 5,850.00 ₺ + KDV
Not: Öğretim ve yemek ücretlerinde KDV % 8’dir.

,

Çocuklar spora kaç yaşında başlamalı?

“Spora erken yaşta başlamak niçin önemli? sorusunun cevabı, çocukların gelişim dönemlerindeki yaş aralıklarında gizlidir” diyen NUN Okulları Beden Eğitim Öğretmeni Gülden Arslan, okulun sitesi için yazdığı makalesinde şu tavsiyelerde bulunuyor:  

Sporun çocukların fiziksel, bilişsel ve duyuşsal gelişimlerine sağladığı katkılar dikkate alındığında, çocukları sporla tanıştırmak, onlara sunulabilecek en önemli desteklerin başında geliyor. Peki, spora erken yaşta başlamak niçin önemlidir, bu sorunun cevabı da bir o kadar önemli.

• “Spora erken yaşta başlamak niçin önemli” sorusunun cevabı, çocukların gelişim dönemlerindeki yaş aralıklarında gizlidir. 1 yaş refleks hareketler, 1-2 yaş ilkel hareketler dönemidir. 2-6 yaş arası temel hareketler dönemi iken 7 yaş ve üstü sportif hareketler dönemi olarak kabul edilir. Bu yaş aralıkları, çocukların kaba ve ince motor kas gelişimlerinin en hızlı tecrübe edildiği dönemlerdir. Bu dönemlerde spora yönlendirilen çocuklar diğerlerine kıyasla daha sağlıklı bir büyüme ve fiziksel gelişim yaşarlar.
• Çocukların spora başlaması için ideal yaş 3’tür. Bu dönemde kasları çok esnektir.
• Yine bu dönemdeki branş seçiminde ise öncelik jimnastiğe verilmelidir, böylelikle kas gelişimleri daha sağlıklı olacaktır.
• Jimnastiğin ardından çocukların tanışması gereken ikinci spor dalı yüzmedir. Yüzme tüm kas gruplarını aynı anda çalıştırması bakımından, çocuğun yedi yaş sonrasındaki spor hayatı için de iyi bir temel teşkil edecektir.

• Yedi yaşından sonra ise branşlar tamamen çocukların ilgi ve yeteneklerine göre seçilmelidir. Sporu bir yaşam biçimine dönüştürmek devamlılık ile mümkündür, devamlılığı sağlayan en etkili neden ise çocuğun sporu, seçtiği branşı sevmesidir.
• Spor çocukların sosyalleşmesi için de eşsiz bir fırsattır. Erken yaşta spora başlayan çocukların çok daha sosyal ve dışadönük, açık algı ve yüksek dikkate sahip oldukları görülür.
• Spor yapmak eğlencelidir. Spor yapan çocuklar aynı zamanda deşarj oldukları ve çok eğlendikleri için mutlu, sakin ve özgüvenlidirler.
• Önemli akademik başarılara sahip yetişkinlerin ortak özelliklerinden biri de çocuk yaşta sporla tanışmalarıdır.
• Spor yapan çocuklar kuralları doğal akışında öğrenirler; özyönetim becerileri, takım bilinci ve iş birliği içinde hareket etme becerileri çok daha hızlı gelişir.
• Sporun yapı taşlarından biri olan “saygıyı” erken yaşta içselleştirme imkânı bulurlar.
• Spor, stresi azaltması sebebiyle depresyonun dahi önüne geçecek etkili bir çözümdür.

Anne babalar çocuklar için her zaman rol modeldirler, bu noktada ebeveynlere düşen; kendisi de spor yaparak çocuğa örnek teşkil etmek, sporla tanışmasında, doğru branşı seçmesinde ve devam etmesinde her zaman destek olmaktır.

 

,

Başkentin “Güvenlik Öncelikli Anaokulu” açıldı

Fizik ve Matematik öğretmeni genç çiftin Yaşamkent’de, yeşil çim ve organik minik tarım alanları ile kaplı bir ortamda hizmete sunduğu anaokuluna, güvenlik kontrolü olmadan alınmıyor. Edusa Kids Village Anaokulu işletmecisi ve Fizik öğretmeni Bilal Ermergen, 2-6 yaş arası gruba hizmet veren anaokulunda, çocukları beton yapılardan kurtararak,doğal hayatı doyasıya keşfedip yaşamalarını önemsediklerini söyledi. Anaokulu dönemindeki çocukların çok hareketli olduklarını ifade eden Ermergen, “Keşfetmeye, araştırmaya, denemeye çok açıktır ve üstelik tehlike bilincine henüz sahip değillerdir. Çocuklar güvenli olmayan yerlerde her an kaza riski ile karşı karşıyadır. Özellikle de çok çocuğun bulunduğu kreş ve yuva gibi yerlerde bu risk daha da fazladır. Çocukların bizlerin gözetimde olması da bazen kazaları tam olarak önleyememektedir. Buradan yola çıkarak biz, sokak ortası yada cadde üzerinde anaokulumuz olsun istemedik. Yaşamkent Özlükent Sitesi içinde yer alan anaokulumuz, gerek binamızın iç yapısını gerekse girişten itibaren güvenliğini önemseyerek, risklerden arındırılmış bir ortam hazırladık.”

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALMAK KAÇINILMAZ

ABD’ de yapılan istatistikler; 0-6 yaş grubu çocukların uğradığı kazaların yüzde 48’inde, çocuğun bir yetişkinin gözetiminde olmasına rağmen meydana geldiğini gösterdiğini hatırlatan Ermergen, “Sadece bu gerçek bile bize güvenlik önlemleri almanın kaçınılmaz olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Biz de girişten çıkışa kadar anaokulunda gerekli güvenlik önlemleri tam olsun istedik” diye konuştu. Ermergen, ilk kez sosyal ortama giren çocuğun, kendini güvende ve rahat hissedebileceği ve öğretmeni ile sağlıklı bir bağlanma süreci aşayabileceği ortamı hazırlamanın temel öncelikleri olduğunu belirterek, motor becerilerin gelişmesi, özgüven sahibi, mutlu, sorumluluk sahibi, bağımsızlık duygusu gelişmiş, kavramlar arası bağlantı kurabilen, farkındalığı yüksek, özgüveni oturmuş çocuklar yetiştirmek istediklerini bildirdi.

DOĞAL HAYATI DOYASIYA KEŞFEDECEKLER

Matematik öğretmeni Derya Ermergen de, hareketi seven nesiller yetiştirmek istediklerini,çocukları teknoloji bağımlılığından uzaklaştırıp kendi yaş gruplarıyla beraber sosyalleşmelerini sağlamalarını önemsediklerini belirtti.Hareketi, oyunu ve eğitici hobileri erken yaştan itibaren hayatın bir parçası, yaşam tarzı haline getirmeyi planladıklarını anlatan Derya Ermergen, şöyle devam etti:  “Yaşamkentte hizmet veren Edusa Kids’de çocuklar beton yapılardan kurtularak doğal hayatı doyasıya keşfedip yaşıyor. Geniş çim bahçesi  sayesinde rahatça eğlenebileceği bir alan yaratılan anaokulu bahçesinde bulunan küçük bir kısımda, domates salatalık biber gibi ürünlerin çocuklar tarafından yetiştirmekerinin kendilerine sağladığı katkıyı önemsiyor ve organik sağlıklı beslenmeye de yönlendiriyoruz. Çocuklar her ne kadar birey olsalar da birlikte hareket etmenin çok önemli olduğunun farkında olan Edusa Kids, bu kapsamda takım çalışmaları ile onları küçüklükten yetiştirmeyi planlıyor.”

Çocukların merak duygusunu geliştirmek, araştırmacı yetiştirmek,birden fazla dil ile iletişim kurmalarını ve duyarlı birey olmasını sağlamak istediklerini bildiren Ermergen, bunların yanında, özgüven ve özbakım becelerilerini kazandırmak gibi eğitim ilkelerine sahip olduklarını kaydetti. Edusa Kids Village’de her çocuğun öğrenme sürecinin farklı olduğunun bilincinde hareket ettiklerini bildiren Ermergen, bu kapsamda okul öncesi eğitim programlarıyla 2-6 yaş arasındaki çocukları anaokuluna beklediklerini söyledi.

,

Dr. Şaban Karayağız: Tik bozuklulukları 3-10 yaşları arasında çıkıyor

Tik bozuklulukları 3-10 yaşları arasında çıkıyor. Kayseri MEMORİAL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Şaban Karayağız, kaş, göz oynatma ve el-kol hareketlerininin yanısıra sesle ortaya çıkan boğaz temizleme veya alışılmışın dışında ses çıkarma, küfür etme, söylenen son sözün tekrarı gibi ‘tik’ olarak adlandırılan davranışların çocuklarda 3-10 yaşları arasında ortaya çıktığını söyledi.

Memorial Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Şaban Karayağız, temelde motor hareketleri olarak değerlendirilen kaş, göz oynatma ve el-kol hareketlerinin istem dışı bir uzuvda ortaya çıkarak, amaca yönelik olmadan ritmik hale gelmesi ve kasılma şeklinde kendini belli etmesine ‘tik’ denildiğini söyledi. Yeni bir hareketin tik olarak ifade edilebilmesi için istem dışı ve amaca yönelik olmaması gerektiğini belirten Karayağız, “Ayrıca vokal tik denilen sesle ortaya çıkan boğaz temizleme veya alışılmışın dışında ses çıkarma da tik kapsamına girmektedir. Bazen konu dışı belirli sözcükleri ya da deyişleri yineleme, küfür etme, duyduğu son cümleyi tekrar etme şeklinde de vokal tikler de oluşabilir. Ses çıkarma şeklindeki bazı tikler, alışılmışın dışındaki vücut hareketleriyle birlikte görülüyor ve anksiyete bozuklukları eşlik ediyorsa `Tourette Sendromu´ adı verilen genetik geçişli özel bir durum söz konusudur” dedi.

‘TİK BOZUKLUKLARI STRES FAKTÖRÜNE BAĞLI GELİŞİM GÖSTERİYOR’

Çocukluktaki stresin insanı ‘tik’ sahibi yapabileceğini ifade eden Karayağız, “Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarda görülen tik bozuklukları, özellikle ergenlik dönemine girmiş lise çağındaki gençlerde daha yoğun olarak görülmektedir. Diğer ruhsal sorunların altında yatan nedenlerde olduğu gibi tik bozuklukları da stres faktörlerine bağlı olarak gelişmektedir. Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan stres kaynaklarından olan anne ve babanın ayrılması, annenin dışında çocuğa bakıcı ya da aile bireylerinden birinin bakması, kreş sürecinin uzun olması gibi nedenlerle tik bozuklukları ortaya çıkmaktadır” diye konuştu.

Tiklerin 3-10 yaş arasında ortaya çıktığını söyleyen Karayağız, “Tiklerin altında genetik yatkınlık, hormonal faktörler, sosyal öğrenme ve stres faktörlerinin yattığı düşünülmektedir. İleri yaştaki çocuklarda ise eğitim-öğretim sürecindeki sınav stresi ve sosyal ortama ayak uyduramama gibi faktörler de bu soruna neden olabilmektedir. Aslında bir ya da birden fazla faktörün bir araya gelmesi ve havuzu taşıran son bir damla gibi ek bir faktör tik bozukluklarını tetikleyerek ortaya çıkarmaktadır. Kalıcı tik bozukluğu olan çocuklar zamanla kendilerini sosyal ortamlardan soyutlamaktadır. Normal çocuklara göre tepkileri de farklı olan bu çocuklarda tik bozuklukları 3-10 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır” dedi.

TİK BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?

Tik bozukluğunda terapinin uzmanlar tarafından yapılmasını öneren Karayağız, “Tik bozukluklarında medikal tedaviler ve uzmanlar tarafından yapılacak terapiler yararlı olmaktadır. Bu soruna neden olan stres faktörü belirlendiyse, bireysel görüşmeyle yapılacak psikoterapi etkili olabilmektedir. Stresin arttığı durumlarda ise gerginliğin azaltılması adına çocuğa verilen destek ve ilgi tiklerin ortadan kalkmasına yardımcı olur. Gerekli görüldüğü takdirde, ailenin de müdahil olduğu grup terapileriyle bu sorun çoğu zaman aşılabilir. Az da olsa yüzde 5-10 gibi bir oranda bazı gençlerde tik bozuklukları hayat boyu devam eder. Bu sorun ne kadar küçük yaşta ortaya çıkarsa tedavide başarı elde etme oranı yükselmektedir. Tik bozuklukları çocuğun sosyal, akademik ve psikolojik durumunu etkileyecek duruma geldiyse kesinlikle bir psikiyatri kliniğine başvurması gerekir” ifadelerini kullandı.

,

Çocuğunuz ağzı açık uyuyorsa dikkat

Medicana Sivas Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Emel Peru Yücel, çocuklarda burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama, sık üst solunum enfeksiyonu geçirme şikayetleri görünüyorsa geniz eti belirtisi olabileceğini belirterek, geniz etinin işitme azlığına ve kulak akıntısına yol açabileceğini söyledi.

“Geniz eti çocuklarda sık görülen bir hastalıktır”

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Emel Peru Yücel, geniz eti ve bademcik hastalıklarının toplumda sık görülen sağlık problemleri olduğunu belirterek, “Burunun gerisinde geniz denilen bölgede yer alan lenf dokusu kümesi olan geniz eti bademcikler ve dil kökü bademcik dokusu ile birlikte bir koruyucu lenf halkası meydana getiriyor. Özellikler çocuklarda sık görülen geniz eti çocukların sık hastalanmasına neden olurken tedavi edilmediği takdirse ise işitme kaybına yol açabiliyor. Özellikle geniz eti çocuklarda sık görülür. Her çocukta geniz eti şikayeti olmaz tabi ki bakterilerle, enfeksiyonlarla sık geçirme burunla, solunum sistemiyle alakalı anominlere bağlı olarak geniz eti daha büyük olabilir. Geniz etinde çocuklarda burun tıkanılıklığı, ağzı açık uyuma, horlama, sık üst solunum enfeksiyonu geçirme şikayetleri olur. Sık sık enfeksiyon geçirdikleri için beslenmeleri bozulur. Kulak enfeksiyonları olur. İşitme azlığı olur. Kulak akıntısı olur. Geniz etinde fizik muayene yapıyoruz. Burun muayenesi yapıyoruz. Endoskoplarla genze bakıyoruz. Beraberinde işitme problemi var mı diye işitme testi yaparak değerlendiriyoruz. Her geniz eti ameliyat değildir. Ameliyata karar vermek gerekir. Eğer burun tıkanıklığı çok fazla ise altın kural geniz eti ameliyatıdır. Ama burun tıkanıklığı azsa beraberinde kulak enfeksiyonları şikayeti yoksa medical tedaviler verip takiplere çağırarak hastayı takip ederiz” dedi.

“Her horlamanın sebebi geniz eti değil”

Her horlamanın sebebinin geniz eti olmadığını ifade eden Yücel, “Horlamayı yaş grubuna göre değerlendirmek lazım. Çocukluk yaşlarında daha çok geniz eti olduğunu düşünürüz. Ama erişkin yaş grubundaysa burunla ilgili kıkırdak eğrilikleri, burun eti büyüklükleri buna sebep olabilir. Yine yumuşak damak problemleri sebep olabilir. Çocuklarda sadece geniz eti değil bademciklerin büyüklüğü de özellikle horlama gece solunum durmasına, uyku bozukluklarına sebep olabilir. Ayrımını yapmak lazım yaş grubuna ve fizik muayene kontrolüne göre değerlendirmelidir. Tam bir kulak, burun, boğaz muayenesi yapmak gerekiyor. Problem neredeyse ona göre değerlendiriyoruz” diye konuştu.

,

Anaokulunda şiddete dava açıldı

İstanbul Tuzla’da özel bir anaokulunda öğrencilere şiddet uyguladığı, kız ve erkek öğrencileri çıplak halde tuvalete götürdüğü iddia edilen öğretmen hakkında “kötü muamele” suçundan 1 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. Tuzla’da özel bir anaokulunda öğretmenin öğrencilere şiddet uyguladığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, müşteki Zeynep Atasever’in 4 yaşındaki oğlu R.M.A., okulun sahibi ve aynı zamanda öğretmenlik yapan Güler Mert’in kendilerine kötü davrandığını, sürekli bağırıp saçını çektiğini söylemesi üzerine anne Atasever’in, hem iş ihtiyacı nedeniyle hem de çocuğunun gözünün önünde olmasını istediği için anaokulunda işe başladığı anlatıldı.

Görüntüleri veli kaydetti

İddianamede, Zeynep Atasever’in 2018 yılının Ocak ayında şüpheli Güler Mert’in çocuklara karşı kötü muamelede bulunduğunu, yarı çıplak vaziyette hep birlikte tuvalete soktuğunu kayıt altına aldığı belirtilirken, videoları diğer velilere gönderdiği kaydedildi.

Çocukları toplu halde çıplak vaziyette tuvalete götürmüş

Zeynep Atasever’in okul yönetimi hakkında şikayetçi olduğunun belirtildiği iddianamede, video kayıtları ve fotoğraflarda şüpheli Güler Mert’in sınıfta ders sırasında öğrencilere karşı sert bir üslup kullandığı, sürekli olarak kızgın ve yüksek ses tonuyla konuştuğu, kız ve erkek öğrencileri kendi aralarında toplu halde tuvalete göndererek alt tarafları çıplak vaziyette tuvaletin önünde sırada beklettiğinin tespit edildiği vurgulandı.

“Güler’e söyleme baba”

İddianamede, müşteki Şener E.’nin 3 yaşındaki oğlu B.E.’nin sürekli el tırnaklarıyla oynaması, altını ıslatması ve bir şey olduğunda “Güler’e söyleme baba” sözlerinden şüphelendiğini söylediği, diğer müşteki Arzu B. ‘nin ise 4 yaşındaki kızının bazı geceler uykusundan kalkarak duvar dibine çöküp “yapma yapma” diye seslendiğini, gördüğü şiddet nedeniyle bu şekilde davrandığını anladığını beyan ettiği belirtildi.

Suçlamaları reddetti

Şüpheli Güler Mert’in ise suçlamaları kabul etmediği kaydedildi. Şüpheli Mert’in 30 çocuğa yönelik “kötü muamele” suçundan 1 yıl 3 aydan 1 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.
İddianamede gönderildiği 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

,

Çocuklarda siroz tehlikesi: NASH

Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, çocuklarda siroz tehlikesi için NASH (non alcoholic steatohepatitis) yani alkole bağlı olmayan iltihaplı karaciğer yağlanması hastalığına dikkat çekti. Prof. Dr. Yılmaz, NASH hastalığı hakkında bilgiler verdi.

Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği (TKAD), Marmara Üniversitesi Sultanahmet Kampüsü Ord. Prof. Dr. Nihat Sayar Konferans Salonu’nda Birinci Uluslararası NASH Günü Sempozyumu düzenledi. Önümüzdeki 10-15 yılda ülkemizin en önemli sağlık sorunlarından biri olmaya aday olan NASH’e dair farkındalık oluşturmayı amaçlayan etkinliğe; İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, TKAD Başkanı Prof. Dr. Ramazan İdilman, TKAD Yağlı Karaciğer Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, NASH hastaları ve hasta yakınları katıldı.

NASH hastalığının çocuk yaş grubunda oldukça sık görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, ”Benim de dahil olduğum, Marmara Üniversitesi Çocuk Ana Bilim Dalı’nda yapılan araştırmaya göre, fazla kilolu, obez, yağlı karaciğeri olan ve karaciğer kan testlerinde yükseklik saptanan 8-18 yaş grubundaki hastaların yüzde 90’nına NASH tanısı konuldu. 8-18 yaş grubu demek; okul çağındaki çocuklarda dahi siroz alarmı çalıyor demek. Buna karşı bir şekilde önlem almayız” dedi.

”Normalde hiçbir belirti vermeden siroza ilerleyebilen bir hastalıktır”

Etkinliğin amacının yağlı karaciğer hastalığının ve onun çok ciddi tipi olan NASH’in yani siroza ilerleyebilen hastalığın farkındalığını oluşturmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, ”Ülkemizde ne yazık ki 19 milyon yağlı karaciğer hastası var. Bunun 4 milyonunun NASH olduğunu düşünüyoruz. Normalde hiçbir belirti vermeden siroza ilerleyebilen bir hastalıktır. Temel sebebi bilinmiyor ama muhtemelen sağlıksız beslenme ve hareketsizlik. Kişi, hiç belirti vermediği için siroz oluşana kadar hiçbir şikayette bulunmayabiliyor” şeklinde konuştu.

‘Gelecek 10 yılda en sık karaciğer nakline ihtiyaç duyacak hastalık olacak gibi duruyor”

NASH hastalığının yakın gelecekte ülkemiz ve dünyada çok büyük problem oluşturacağını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, ”Çünkü sıklığı giderek artıyor. Örneğin; ABD’de günümüzde karaciğer nakillerinin en sık ikinci nedeni. Giderek sıklığı artıyor. Gelecek 10 yılda en sık karaciğer nakline ihtiyaç duyacak hastalık olacak gibi duruyor. Ne yazık ki bu hastalığın kanıtlanmış bir ilaç tedavisi yok. Sağlıklı beslenmeyi mutlaka yaşam tarzı olarak benimsemeliyiz. Haftanın 3-5 günü en az 30 dakika en azından tempolu yürüyüş yapmalıyız. Hem diyet hem egzersiz etkisi kanıtlanmış en iyi tedavi yöntemi” şeklinde konuştu.

Sempozyuma katılan İstanbul Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu şöyle konuştu: ”Hastalanmadan sağlımızı korumak önemli. Toplumlarda yaklaşık 3 kişiden 1’inde yağlı karaciğer olabiliyor. Bunun en büyük nedenlerinden birisi beslenme alışkanlığının kötülüğü ve egzersizlerin iyi yapılamaması. Toplumuzda morbid (aşırı kilolu) dediğimiz hastalık riski büyük. Bu nedenle özellikle karaciğerde yağlanmayı önleyici faaliyetlere destek veriyoruz”.

Dernek hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ramazan İdilman, ”Derneğimizin amacı, karaciğer ve karaciğer hastalıklarıyla ilgili araştırmaları desteklemek, bilimsel aktiviteler yapmak, araştırma ortamı sağlamak, konu ile ilgilenen bilim insanlarını bir araya toplamak, bunlar arasında fikir alışverişinde bulunmayı sağlamak için ortam hazırlamak, ulusal ve uluslararası paydalarla birlikte işbirliği yapmak ve insan sağlığına hizmet sunmak. Yakın zamanda derneğimizin özel ilgili alanı çalışma grupları kuruldu. Toplam 10 ilgi alanı çalışma grubumuz var. Yağlı karaciğer hastalık grubumuz bunlardan bir tanesidir” diye konuştu.

, ,

Okul öncesi eğitimde, öğretmenin yerini deneyimleme alıyor

Sosyal ve duygusal açıdan çocuğun kendi hızında, doğayla iç içe ve deneyimleyerek büyümesi çocuğun öğrenme kaygısından uzak olarak ilkokula hazırlanmasına da zemin oluşturuyor.
Çocuklara bir takım beceri ve bilgileri zamanından önce ve akademik bir takvim çerçevesinde öğretmeye çalışmak, onları doğadan, oyundan, deneyimden ve keşfetmekten uzak tutmak onların çocukluklarını ‘eksik’ yaşamalarına neden olabiliyor.

Küçük Orman Anaokulunun kurucusu Filiz Kurtuluş, Türkiye’de çoğu çocuğun gün içinde hiç dışarı çıkmadığını belirterek, “Çocuklar doğadan tamamen uzaklaştı, okula da servisle gittikleri için arabaların ve duvarların içine sıkıştılar ve doğalarında olan hareket ihtiyacını karşılayamaz duruma geldiler. Okullarda da büyük çoğunlukla dört duvar sınıfın içinde gün geçiriyor ve haliyle rahatlayamıyorlar. Bu sebeple günümüzde davranış ve öğrenme problemleri ile sıklıkla karşılaşılıyor. Halbuki çocukların doğaya, açık havada olmaya, hareket etmeye, ihtiyaçları var. Doğala dönmeye adım atan bu model, bahçede veya ormanda, toprak bir alanda, kazma, kürek ve tırmıkla çalışabilecekleri, keşfederek, oyun oynayarak ve deneyimleyerek yaşayabilecekleri bir işleyişi baz alıyor. Çocuklar bu modele doğuştan hazırlar, önemli olan eğitimcilerin ve anne babaların buna uyum sağlaması” dedi.

Doğala dönmeyi hedefleyen bu model sınıf dışı eğitimi destekliyor. Oyun, sanat, masal, müzik açık havada ve doğa içinde çocuklarla buluşuyor. Modelde, bu amaç uğruna ellerinden ve hayatlarından oyun oynayarak, hayal güçlerini coşturarak geçirecekleri o büyülü zamanları almak, onları bütün gün masa başında kağıt kalemle ve oldukça sınırlı alanlarda çalışmaya ve “düzgün” oturmaya mecbur bırakmak çocuklara yapılacak en büyük haksızlık olduğunu savunuluyor. Filiz Kurtuluş, “Çocuklar zamanı geldiğinde zaten kendiliğinden öğreniyorlar, tıpkı yürümeyi ve konuşmayı öğrendikleri gibi. Biz yetişkinlere düşen onlardaki coşku, merak ve öğrenme isteğini yok etmeden onların bu açlığına cevap olacak güzel ortamlar sunmak” dedi.

,

Küçük Şeyler Anaokulu’ndan Yönder Okullarına 12 yıllık eğitim yolculuğu

HER ŞEY KÜÇÜK ŞEYLER ANAOKULU İLE BAŞLADI

Üstün Dökmen Yaşam Boyu Gelişim ve Eğitim Akademisi, 11 Mayıs 2005’te ailelere, çocuklara, gençlere, yetişkinlere ve şirketlere çeşitli hizmetler üretmek üzere Prof. Dr. Üstün Dökmen ve Uzm. Klinik Psk. Süleyman Hecebil tarafından İstanbul’da kuruldu.

Akademinin psikolojik danışma ve psikoterapi hizmetlerinin etkililik ve verimliliğini artırmak amacıyla Eylül 2009 tarihinden itibaren bu hizmetler “Psikoloji Dünyası” markasıyla verilmeye başlandı.

“Küçük Şeyler Anaokulu” markası ise, 2006 yılında yine kurucularımız tarafından çocuklar için yola çıkarılmış bir proje olarak hayata geçti. 24 ilde hizmet veren 42 okulumuzla Anaokulu eğitimindeki alışkanlıkları, standartları değiştirmeye, çocuklara ve ailelere söz vermiş olmanın bilinci ve sorumluluğu ile hizmet vermeye devam ediyoruz.

19 Eylül 2011 tarihinden itibaren İstanbul Anadolu yakası Ataşehir’de hizmete giren, anaokullarımızın devamı olan, ilkokul ve ortaokul eğitimi veren kolejimizle hizmet alanımızı genişlettik.

İstanbul Anadolu yakasında açılan ilk Yönder Okulları’nı, sırasıyla İzmir, Bursa, Didim, İstanbul Maltepe, İskenderun Arsuz ve İstanbul Şile kampüsleri takip etti. Kampüslerimiz, çok özel bir okul modeliyle faaliyet göstermeye ve büyümeye devam ediyor.

PROF. DR. ÜSTÜN DÖKMEN KİMDİR?

Türkiye’nin alanında en sevilen isimlerinden biri olan; psikolog, TV programcısı, eğitimci ve yazar Üstün Dökmen, 1954 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Erzurum’da tamamlayan Dökmen, Ankara Cumhuriyet Lisesinden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra aynı bölümde uygulamalı psikoloji alanında yüksek lisans yaptı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında 1986 yılında doktor, 1988’de doçent, 1995’te ise profesör unvanını aldı.

Halen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi olan Dökmen’in bilimsel kitaplarının ve makalelerinin yanı sıra şiir kitapları ve tiyatro eserleri de bulunuyor. Toplam 8 yıl boyunca TRT’de 94 bölüm Küçük Şeyler programını hazırlayan Dökmen, TRT Radyo 3’te opera sanatçısı Murat Akar ile birlikte, gençlere operayı sevdirmeye yönelik ”Biz Kim Opera Kim” adlı programı yaptı.

Bugüne kadar Avustralya ve çok sayıda Avrupa ülkesinde gurbetçi vatandaşlarımıza maddi karşılığı olmaksızın konferanslar veren, “Üstün Dökmen Yaşam Boyu Gelişim ve Eğitim Akademisi”nin kurucusu Prof. Dr. Üstün Dökmen, “Küçük Şeyler” isimli eseri ile Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2008 yılı Deneme dalındaki ödülüne layık bulundu.

YÖNDER OKULLARI’NIN KAMPÜSLERİ

2005 – Üstün Dökmen Yaşam Boyu Gelişim ve Eğitim Akademisinin kuruluşu
2006 – Ankara Ümitköy Küçük Şeyler Anaokulunun açılışı
2007 – Adana, Eskişehir ve Sakarya Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2008 – Ankara Oran, Aydın, Bursa Nilüfer, Denizli, Gaziantep, İzmir Bornova Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2009 – İstanbul Florya ve Bartın Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2011 – Ataşehir Yönder Koleji ile Ankara Gaziosmanpaşa, Bursa İnegöl ve İstanbul Çekmeköy Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2012 – Ankara Beysukent, İstanbul Bahçeşehir, İstanbul Suadiye Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2013 – İstanbul Dragos, Kocaeli, Manisa, Mersin, Uşak Küçük Şeyler Anaokulları ile İzmir, Bursa ve Didim Yönder Kolejlerinin açılışı
2014 – Antalya Konyaaltı, İstanbul Beylikdüzü ve Trabzon Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2015 – Antalya Lara, İstanbul Sancaktepe, İstanbul Şerifali, İstanbul Ümraniye, Muğla ve Muğla Fethiye Küçük Şeyler Anaokullarının açılışı
2016 – Çorlu, İstanbul Halkalı, İstanbul Maltepe, Malatya Küçük Şeyler Anaokulları ile İstanbul Maltepe Yönder Kolejinin açılışı
2017 – Afyon, Defne, İstanbul Etiler, İstanbul Kurtköy, Kütahya Küçük Şeyler Anaokulları ile İstanbul Şile ve İskenderun Arsuz Yönder Kolejlerinin açılışı

YÖNDER OKULLARI’NDA EŞ ZAMANLI EĞİTİM ÖĞRETİM

Yönder Okullar’nda eğitim ve öğretim eş zamanlı ilerler. Öğrencilere yatay olarak zenginleştirilmiş eğitim programı uygulanırken, davranışsal, bilişsel ve psikomotor becerilerini geliştirmeyi hedef alan programlar da uygulanır. Öğrencilerin iletişim becerileri, sosyal algıları ve toplumsal farkındalıkları yaş özellikleri dikkate alınarak olabilecek en üst düzeye çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmalar yapılırken öğrencinin biricikliğini ve evrensel değerleri önemseyen, lâik, Atatürk ilke ve devrimlerini benimsemiş, araştırma-öğrenme sorumluluğunu yerine getiren, yaşamına kendisi yön veren öğrenciler yetiştirmek için keyifli, meraklı, eğlenceli, bol materyalli öğrenme ortamları yaratılır.

Az ödül, hiç ceza sloganıyla yola çıkan okulumuzda yönderlerimiz, öğrencilere olumlu ve olumsuz davranışların ardından geri bildirim verir. Öğrencinin öğrenme zevkine varması, çalışmalarını ailesi veya öğretmenini memnun etmekten ziyade başarma duygusunu yeniden tatmak için tamamlamaları öğrenme ortamlarındaki önemli hedeflerimizden biridir. Yönderlerin öğrencilerin başarılı performanslarını anında müdahale ile pekiştirmesi öğrencilerin sınıf içi etkinliklere aktif katılımını olumlu etkilemektedir.

Geliştirilmesi veya değiştirilmesi gereken özelliklerin değişim uzmanı (psikolojik danışman) ile birlikte yapılan çalışmalarla okul – aile – öğrenci üçgeninde gerçekleşmesi sağlanmaktadır. Gerekli görülen durumlarda sınıf yönderi, branş yönderleri ve değişim uzmanı (psikolojik danışman) öğrenme ortamında birlikte çalışmaktadır.

Ayrıca haftalık yapılan düzenli toplantılarda sınıf yönderi ve değişim uzmanı (psikolojik danışman) sınıfın genel durumu ile ilgili görüşmektedir.

Dersler planlanırken disiplinler arası işbirliği ve paylaşım esas alınmaktadır. Planlama sürecinde düzenli olarak alınan akademik danışmanlık ders etkinliklerine yansıtılır. Eğitim teknolojisi uzmanı sınıf yönderleri ile birlikte derslerin kalitesini ve keyfini artıracak, öğrenme malzemelerini zenginleştirecek her türlü yazılı ve görsel materyali hazırlar.

Öğrencilerin öğrenmeleri, ölçme değerlendirme uzmanı ve sınıf yönderlerinin işbirliği ile etkinliklere ve kazanımlara en uygun ölçme araçları geliştirilerek değerlendirilir.