Mehmet Şevket Eygi vefat etti

Gazeteci Yazar Mehmet Şevket Eygi hayatını kaybetti. Milli Gazete 86 yaşındaki yazarının ölümünü böyle duyurdu:

Milli Gazete yazarı Mehmed Şevket Eygi, bir süre tedavi gördüğü hastaneden evine taburcu edilmişti. Bugün tekrar rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Eygi, tedaviye cevap veremedi ve rahmet-i Rahman’a kavuştu.

Eygi’nin yakınlarından Atilla Şentürk’ün milligazete.com.tr’ye verdiği bilgilere göre; Mehmed Şevket Eygi, saat 22.32’de hayata gözlerini yumdu.

Böbrek yetmezliği nedeniyle daha önce de yattığı Eyüp Alibey Hastanesinde vefat eden Eygi’nin cenazesi yarın İkindi namazını müteakip Fatih Camii’nden kaldırılacak.

Uzun yıllar Milli Gazete’de yazılar yazan Mehmed Şevket Eygi’ye Allah’tan rahmet, alemi İslam’a sabırlar diliyoruz.

MEHMET ŞEVKET EYGİ KİMDİR?

Mehmet Şevket Eygi, 7 Şubat 1933 tarihinde Zonguldak’ta dünyaya geldi. Anne tarafından dedesi Kolağası Neşet Bey’in torunu, öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi.

Öğrenimine 1940 yılında Galatasaray Lisesi’nin ilkokul kısmında başladı. Burada ünlü kaleci Turgay Şeren, milletvekilliği yapmış fabrikatör Memduh Gökçen, sınıf arkadaşları oldu. Lise döneminde Abdi İpekçi, Mümtaz Soysal ile birlikte okudu. Fransızcayı mükemmel bir seviyede öğrendiği bu okulda Osmanlı nazırlarından Raşit Erer, Birinci TBMM’de Aydın Mebusu olan Enver Tekand, Orhan Şaik Gökyay, Nihat Sami Banarlı, Ahmet Kutsi Tecer gibi önemli hocalardan ders aldı.

Galatasaray Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

Mehmet Şevket Eygi, son olarak Milli Gazete’de köşe yazarlığı yapmaktaydı.

ESERLERİ

Gıybet İlleti

İslami Konular

Birkaç Yazı

Namazı Dosdoğru Kılmak

Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar

Ehl-i Sünnet’i Savunuyorum

MEHMET ŞEVKET EYGİ’NİN SON YAZISI

Akla dair

Akıl çarşıda pazarda para ile satılmaz. Dünyanın en zengini olsan parayla bir zerre akıl satın alamazsın. Akıllanmanın, aklını geliştirmenin bir tek yolu vardır, o da İslamî eğitimdir. (Gerçek İslamî eğitim, sahtesi yetersizi değil.)

Doğru, gerçek İslam seni akıllı yapabilir. Bu nasıl olur?

1.Bunun için gerçek İslam hocalarından ve üstadlarından ders alman gerekir.

2.Bu hocalar, üstadlar, mürşidler insanların en akıllısı Muhammed aleyhisselamla irtibatlıdır. Üstadları odur. Bu ilmi sana nakl ederler.

3.Aklı geliştirmenin ve olgunlaştırmanın kaynağı Allah’ın kitabıdır. Hocaların, üstadların ondaki ilimleri nasibin ne kadarsa sana kazandırır.

4.Aklın Kitab ve Nübüvvet nuruyla aydınlanınca terakki (ilerleme) başlar.

5.Aklını mantık öğrenerek geliştirebilirsin. Mantık doğru düşünmek, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmek, düşünürken yanılmamak ilmidir. Mantık sistemlerinin en üstünü İslam Mantığıdır. Ehliyetli ve liyakatli hocasını/üstadını bulup bu ilmi tahsil etmelisin.

6.Aklın en büyük aleti ve vasıtası lisandır. Üç yüz kelimelik çarşı pazar sokak iletişim diliyle aklını geliştiremezsin. On binlerce kelimeden ve terimden oluşan zengin edebî lisana vakıf olmalısın.

7.Aklın türleri vardır. Şeytanî akla değil, Rahmanî akla sahip olmalısın.

8.Aklın ana kaynaklarından biri faydalı ve hayırlı kültürdür. Onu edinmelisin.

9.Kültür kuru niyet ve hevesle elde edilmez. Ona sahip olmak iğne ile kuyu kazmak kadar zordur.

10.Aklın gelişmesi, ilerlemesi, yükselmesi, olgunlaşması için irfan sahibi olman gerekir. İrfansız akıl yeterli olmaz. Menzile ulaştırmaz.

11.Bugünkü lâdinî eğitim seni akıllı yapmaz, aksine aklını köreltir.

12.Paralel ve alternatif bir eğitim alman gerekir.

13.Temel kural: Aklı yetersiz olan ehliyetsiz ve liyakatsiz hocalar ve muallimler akıllı öğrenciler yetiştiremez.

14.Resulullaha biatli ve onunla irtibatlı olmayan hocalar sana fazla bir şey kazandıramaz.

15.Dünya kadar ilmin olsa, onun hayata uygulamazsan akıllı olmazsın, akıllı sayılmazsın.

16.Rahmanî akıl Rahman’a, şeytanî akıl şeytana götürür.

17.Kişinin ne mal olduğu, kıymeti, rütbesi, derecesi aklından belli olur.

18.Parası, serveti, zenginliği aklından kat kat fazla. Yandı o adam.

19.Ehl-i dünyanın akılları kıt ve güdük olduğu için ahirete sırt çevirmişler, dünyaya dönmüşler.

20.Akıl dinin kaynağı değildir ama en büyük alet ve vasıtasıdır.

21.Şeytanî, dünyevî akıl ne kadar yüksek olursa olsun, ebedî mutluluğa değil, ebedî felaket ve hasarete (zarar ziyana) götürür.

22.İcazetsiz hocalar ve muallimler seni akıllı yapamaz, aksine akılsız yapar.

23.Kimler akılsızdır: Din sömürüsü yapanlar akılsızdır… Arivistler akılsızdır… Ahireti unutan ehl-i dünya akılsızdır… Yaşamak için yemeyen, yemek için yaşayanlar akılsızdır… Devamlı gıybet edenler, dıştan sofu ve dindar görünseler bile süper akılsızdır… Eviyle, yazlığı ile otomobiliyle, lüks mobilyalarıyla, cep telefonu ile övünenler, böbürlenenler hem akılsız, hem beyinsizdir… Dindar geçindiği halde beş yıldızlı içkili, fuhuşlu mekânlarda konaklayanlar akılsızdır… İhtiyacının çok üzerinde statü için çok pahalı, çok israflı, çok lüks otomobil alanlar akılsızdır… Cemaat tarikat hizip fırka holiganlığı militanlığı yapanlar akılsızdır…

24.Akılsız, bilgisiz, yarı cahil kimseler hizmet ederken İslam’ın ve tasavvufun içini boşaltır, dine ve Ümmete büyük zarar verir.

25.Dinde reform, yenilik, değişim istemek büyük akılsızlıktır. Dinin reforma ihtiyacı yoktur, aklı ve kültürü yetersiz Müslümanların reforma ve ıslaha ihtiyaçları vardır.

26.Sünneti tamamen veya kısmen inkâr, ret ve tekzip etmek büyük akılsızlıktır.

27.İslam feministleri akıllı Müslüman değil, akılsız Müslüman’dır.

28.Aklı yeterli Müslüman mutlaka Ümmet birliği, ittihad-ı İslam ve İmamet şuuruna sahip olur.

29.Kişinin aklını geliştirmek için faydalı, hayırlı, nurlu kitaplar okuması gerekir. Böyle kitapları okuyanlar akıllanır, okumayanların akılları dumura uğrar, güdükleşir.

30.Aklı olmayanın dini de yoktur.

31.Akılsız Müslüman yarı Müslüman’dır.

32.Akılsız Müslüman en başta kendisine zarar verir.

33.Bütün İmanî, İslamî, Kur’anî, Nebevî, Şer’î hizmetleri; akıllı, kültürlü, ahlaklı, ehliyetli, liyakatli, icazetli Müslümanlar görmelidir.

34.Akıllı, kültürlü insanlardan oluşan toplumlar dünya işlerini başarı ile tanzim eder, görür.

35.Hikmetli söz: Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

36.Ne garip bir tecellidir ki, Japonya, Yeni Zelanda gibi gayr-i müslim ülkelerde, İslam dünyasındakinden fazla selim akıl var.

37.Dünyada çeşitli İslam yorumları ve uygulamaları var. Selim akıl, bunlar içinden Fırka-i Nâciye Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in en doğrusu olduğunu anlar ve onu seçer.

Cenab-ı Hak bize akıl, akl-ı selim, ilim irfan, müspet ve faydalı kültür, islamî vizyon nasip etsin. Aksi takdirde işimiz çok zordur. Tembel tembel armut piş ağzıma düş diye beklemeyelim. Aklımızı geliştirmenin, kültürümüzü artırmanın, ilim irfan sahibi olmanın yollarını arayalım, bulalım, gereken dersleri üstadlarından alıp öğrenelim, ne yapmak gerekiyorsa onları yapalım.

.

BES’ten ‘nakit çekme’ olanağı gelecek

Bireysel Emeklilik Sistemi katılımcılarına, kısa vadeli nakit ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkışlarının önlenmesi için birikimlerinin bir kısmını çekme olanağı sağlanacak.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) katılımcıları, sağlık, evlilik, eğitim, mülk sahibi olma gibi ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkmadan birikimlerinin bir kısmını çekebilecek.

TBMM’ye sunulan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı’nda, yurt içi tasarrufların artırılmasına yönelik önemli hedefler yer alıyor.

Buna göre, plan döneminde yurt içi tasarrufların artırılması ve artan tasarrufların imalat sanayisindeki öncelikli sektörlere ve üretken alanlardaki yatırımların finansmanına yönlendirilmesi amaçlanıyor.

Bu kapsamda, uzun vadeli tasarruf yapma eğiliminin güçlendirilmesi ve bireylerin emeklilik gelirlerinin artırılması için kamu emeklilik sistemi dışındaki sistemlere katılım teşvik edilecek. BES katılımcı sayısı, sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde geliştirilecek.

Genç kesimde uzun dönemli tasarrufları cazip hale getirecek şekilde BES’teki mevcut devlet destekleri yaşa göre farklılaştırılacak.

BES katılımcılarının kısa vadeli nakit ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkışlarının önlenmesi sağlanacak. Bu amaçla sağlık, evlilik, eğitim, mülk sahibi olma gibi ihtiyaçlar nedeniyle bireylere sistemden çıkmadan birikimlerinin bir kısmını çekme olanağı tanınacak.

Kıdem tazminatıyla entegre edilecek

Bireysel emeklilikteki otomatik katılım sistemi, sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde yeniden düzenlenecek ve bireysel hesaplara dayalı kurulacak Kıdem Tazminatı Fonu ile entegre edilecek.

Sektörün, iş kolu veya meslek esaslı tamamlayıcı emeklilik kurumlarının iyi uygulama örnekleri doğrultusunda geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sağlanacak. Öncelikli sektörlerde şirket tasarrufları ve verimli kullanımı ilave vergisel teşviklerle artırılacak.

Öncelikli sektörlerdeki şirketlerin nakit sermaye artırımları ilave vergisel düzenlemelerle teşvik edilecek.

İkinci konut ve sonrasına vergisel düzenleme

İkinci ve sonraki konut alımlarında vergileme ve kredi kullanımına ilişkin düzenleme ve uygulamalar gözden geçirilecek. İmar değişikliklerinden kaynaklanan değer artışlarının vergilendirilmesine ilişkin mevzuat ve uygulama güçlendirilecek.

Hane halkı tasarruflarının artırılmasını temin için, borçlanarak harcama yerine harcama öncesinde tasarruf etme davranışı desteklenecek.

Dayanıklı tüketim mallarıyla eğitim, tatil gibi harcama kalemleri için bankalarda harcama kalemi grubuna özel birikim hesapları oluşturulacak ve bu birikimler kullanılarak gerçekleştirilen harcamalarda ilgili ürünler için vergisel teşvikler uygulanacak.

Bu doğrultuda, geçen yıl yüzde 26,5 olan yurt içi tasarrufların gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının plan sonunda yüzde 30,3’e, BES katılımcı sayısının 11,6 milyondan 15,2 milyona, BES fon tutarının da 96,3 milyar liradan 296 milyar liraya çıkarılması hedefleniyor.

Özel sektöre tek muhatap

Planda yer alan cari açığın finansmanına yönelik hedefler doğrultusunda da özel sektör yatırımını kolaylaştıracak temel bir düzenlemenin yanı sıra öngörülebilirliği, şeffaflığı artıracak, yatırımcı güvenini pekiştirecek, aleyhe hükümlerin geçmişe yürümezliğini garanti altına alacak, yatırımların hızlanmasının önündeki engelleri kaldıracak kapsamlı bir mevzuat yenileme çalışması yapılacak.

Yatırımlara ilişkin her türlü bürokratik işlemin kamu idaresi tarafından tek bir muhatap üzerinden daha kısa sürelerde tamamlanmasını sağlayacak düzenleme yapılacak. Yatırımlara ilişkin izin, onay ve ruhsat gibi süreçlerin hızlı, kullanıcı dostu, düşük maliyetli olmasını sağlayacak bilgi sistemi oluşturulacak.

İmalat sanayisinde yüksek katma değer yaratan komple yeni yatırımların ülkeye çekilmesi için aktif tanıtım, müzakere ve özelleştirilmiş teşvik mekanizmaları hayata geçirilecek.

Yabancı emeklilik fonları Türkiye’ye çekilecek

Cari işlemler açığının büyük oranda borç yaratmayan dış kaynaklardan finanse edilmesi sağlanacak, finansman kalitesi artırılacak.

Uzun vadeli yatırım projelerinde vadeye uygun, uzun vadeli uluslararası ortaklık temelli finansman araçları geliştirilecek.

Ülkenin yatırım ortamı detaylı bir programla uluslararası alanda tanıtılacak. Dünyadaki emeklilik fonları başta olmak üzere büyük ölçekli fonların Türkiye’ye uzun vadeli yatırım yapmasına yönelik yeni finansal ürünler oluşturulacak.

Trafik magandası Seydioğlu Baklavaları’nın sahipleri tutuklandı

Pendik’te, içinde hamile kadının bulunduğu araca saldırı olayına ilişkin hakimliğe sevk edilen 2 şüpheli tutuklandı.

Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği, Pendik D-100 Karayolu’nda içinde hamile kadının bulunduğu araca saldırı olayına ilişkin şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel’in tutuklanmalarına karar verdi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Temmuz’da Yunus Emre Bahçıvan ve hamile eşi Ayfer Bahçıvan’ın içinde bulunduğu araca, Pendik D-100 Karayolu’nda seyir halindeyken yol verme meselesi yüzünden önlerini kesen iki kişinin zarar vermesine ilişkin çıkan haberler ve şikayet üzerine harekete geçti. Başsavcılık, Seydioğlu Baklava AŞ sahipleri şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel hakkında “mala zarar vermek” ve “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçlarından soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel, ifadesi alınmak üzere Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezine geldi. Polis merkezindeki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı’na götürüldü. Burada nöbetçi savcıya çıkarılan şüphelilerin ifadeleri alındı.

Savcılık ifadelerinin ardından şüpheli Hasan Sel “kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma”, “mala zarar verme” ve “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, Hüseyin Sel de “kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma” ve “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği, şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel’in üzerine atılı suçlardan tutuklanmalarına karar verdi.

Şüphelilerin emniyet ifadeleri

Şüpheli Hasan Sel’in emniyetteki ifadesinde, Kastamonu’da yaşayan annesinin rahatsızlığı nedeniyle 6 Temmuz’da şirket aracıyla yola çıktıklarını belirterek, kardeşi Hüseyin Sel’in idaresindeki otomobille D-100 Karayolu’nda seyrettiklerini, emniyet şeridini kullanmadıklarını iddia etti.

Olaya konu aracı sollamaya çalıştıklarını belirten Hasan Sel, şunları anlattı:

“Sollarken ani bir şekilde bizim aracımızın önüne doğru geldi. Biz ani fren yapıp durduk. Bir hasar oluşmadı. Bizim aracın sol şoför tarafı yan aynası katlandı. Bir şey olmadığını gördük. Elimizde önemli değil tarzı işaret yaparak yolumuza devam ettik. Bu araç sağ tarafımızdan emniyet şeridini de kullanarak bizim yanımıza geldi. Kendi aracının sol tarafı ile bizim aracımızın sağ tarafına yaklaşarak kasıtlı olarak sağ yan aynamıza çarptı. Sonrasında, aracın şoför mahallinde bulunan kişi camını açarak bize küfürlü sözler söyledi ve dur işareti yaptı. Biz yine acelemiz olduğu için durmadık. Ben elimle ‘Ne var? Hayırdır’ işareti yaptım. Hiçbir şekilde bana küfürlerine karşı, küfürle ya da kötü sözle karşılık vermedim. Biz yolumuza devam ederken bizi durdurma çabaları devam etti. Sonra bizim arkamıza geçerek trafiğin yavaşladığı bir noktada bize arkadan çarptı. Bu aracımıza üçüncü çarpmasıydı.”

Hasan Sel, çarpmanın ardından kendisinin ve kardeşi Hüseyin Sel’in araçlarından inerek diğer aracın başına gittiklerini belirterek, “Biz aracımızdan indiğimizde görüntüye yansımayan tahrik edici el hareketleri yapmaktaydı. Yanına geldiğimde camı açmasını istedim. Camı açmadı. Bana aynamı kırdın diye yan aynasını gösterdi. Ben de o anın stresi ve psikolojik durumu ile istem dışı aynasını kırdım. Sonra aracını bizim araca çarptığı için geçiş mesafesi olmadığı için aracın üzerinden geçmek zorunda kaldım. Bu geçiş esnasında kaput üzerine bastım. Sonra aracımıza binerek yolumuza devam ettik.” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Kastamonu’ya rahatsız annesini ziyarete gittiklerini ve haklarında şikayet olduğunu öğrendikten sonra da en kısa sürede geldiklerini anlatan Hasan Sel, “Böyle bir olayın yaşanmasını istemezdik. Ben kesinlikle bayanın hamile olduğunu bilmiyordum. Hamileyim diye bağırmasını araç camları kapalı olduğu için duymadım. Ağır tahrik altında böyle bir olay yaşandı. Bize küfür etmesinden ve aracımıza kasten verilen zarardan dolayı araç sürücüsünden davacı ve şikayetçiyim.” şeklinde konuştu.

Şüpheli Hasan Sel ifadesinde olay sırasında üzerinde bulunan ruhsatlı tabancasını da kendi rızası ile polis merkezine teslim ettiğini bildirdi.

Diğer şüpheli Hüseyin Sel de ifadesinde, annesinin rahatsızlığı nedeniyle kendi idaresindeki araçla yola çıktıklarını, D-100 Karayolu üzerinde dörtlüleri yanar halde seyir halinde olduklarını belirterek, “Acelem olduğu için bazı noktalarda emniyet şeridini kullanmış olabilirim.” dedi.

Diğer araç sürücüsünün trafikte yaşanan olay sırasında kedilerine küfür ettiğini öne süren Hüseyin Sel, “Yapılan küfür içinde bulunduğumuz ruh haliyle bizde ağır tahrik oluşturdu. Ben bu şahsı ‘Yanında ailen var, bayan var, terbiyesizlik yapma.’ diye uyardım. Acelemiz olduğu için durmadık. Küfürlerine küfürle karşılık vermedim. Yolumuza devam ederken bizi durdurma çalışmaları devam etti. Arkamıza geçerek trafiğin yavaşladığı bir noktada bize arkadan çarptı.” ifadelerini kullandı.

Aracın çarpmasıyla durduğunu anlatan Hüseyin Sel, şunları aktardı:

“Bel fıtığından ameliyatlıyım, platin takılı. Çarpma anında belim incindi. Ağrılarım devam etmektedir. Araçtan indiğimde maksadım olayı yatıştırıp onlarla konuşmaktı. Hiçbir şekilde sözlü ve fiili, tahrik edici hareketim olmadı. Olayı yatıştırmak niyetindeydim. Zaten görüntülerde duruşum ortadadır. Araç içindeki bayanın hamile olduğunu bilmiyordum. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerden öğrendim. Olay anında araç camları kapalı olduğu için bayanın söylediklerini duymadım. Böyle bir olay yaşandığı için üzgünüm. Şikayete konu eyleme iştirakim olmadı. Şahsıma yapılan linç kampanyası tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. Bize küfretmesinden ve aracımıza kasten verilen zarardan dolayı araç sürücüsünden davacı ve şikayetçiyim.”

“Maddi ve manevi zararları gidermek isterim”

Şüpheli Hasan Sel savcılıktaki ifadesinde, emniyette verdiği ifadesini tekrar ettiğini belirterek, “Sadece camı açınca derdinin ve sıkıntının ne olduğunu sormak niyetindeydim. Kardeşim bir taraftan bana ‘Gerek yok gel gidelim, boş ver kötü saz sahibinindir.’ şeklinde söylüyordu. Olayın bu aşamaya gelmiş olması nedeniyle bir anlık heyecanla, şahsın aynasına zarar verdim. İki araç birbirine bitişik olduğu için geçmek için diğer aracın kaputuna bastım. O anki psikolojimle kaputta zıpladım. Kesinlikle hamilelikle ilgili bir şey duymadım.” dedi.

Olay sırasında üzerinde bulunan silahın taşıma ruhsatlı olduğunu kaydeden Hasan Sel, “Kesinlikle çıkarmam, teşhir etmem ve elimi belime dahi getirmem söz konusu değildir. Bu olay nedeniyle çok üzgünüm. Tahrik sonucu meydana gelmiştir. Kasten çarpma ve öncesinde hakaretler mevcuttur. Yine de şahısların uğradıkları maddi ve manevi zararları gidermek isterim. Bizim de çoluk çocuğumuz vardır. Ayrıca özür dilemek de isterim.” ifadelerini kullandı.

Şüpheli Hüseyin Sel de savcılıktaki ifadesinde olay sırasında yaşadıklarını anlatarak, şunları kaydetti:

“Eğer camı açmış olsalardı özür dileyip ağabeyimi de alıp götürecektim. İçeriden kesinlikle bir ses duymadık. Ben bayanın olduğu hiçbir araçla diyaloğa kesinlikle girmem. Hamilelik olayını sosyal medyadan öğrendik. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. Maddi manevi zararlarını giderip, özür dilemeye hazırım. Firmamız ve ailemiz bu durumdan zarar görmüştür. Biz de hakaret ve mala zarar verme nedeniyle şikayette bulunduk. Ancak duruma göre şikayetimizi geri çekeriz.”

Bu arada, olaya ilişkin görüntülerin sosyal medyada yer almasının ardından marka isimlerinin yakınlığı nedeniyle yaşanan karışıklığa ilişkin Seyidoğlu Baklavaları’ndan yapılan açıklamada, olayda adı geçen “Seydioğlu” firması ile alakaları bulunmadığı bildirildi.

Şüphelileri kapıda karşılayan Polis Amiri görevinden alındı

Pendik’te araca saldırı olayı şüphelilerini kapıda karşılayan Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi Amiri görevinden alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi D-100 Karayolu’nda meydana gelen olayın şüphelilerinin polis merkezi amirliğine girişi anında basına yansıyan görüntülerle ilgili olarak Pendik Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi Amiri’nin görevinden alındığı bildirildi.

Açıklamada, polis merkezi amiri hakkında idari soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Pendik Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi Amiri’nin, olayın ardından ifade vermek amacıyla polis merkezine gelen şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel’i kapıda karşılaması tepkilere neden olmuştu.

Süreç
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Temmuz’da Yunus Emre Bahçıvan ve hamile eşi Ayfer Bahçıvan’ın içinde bulunduğu araca, Pendik D-100 Karayolu’nda seyir halindeyken yol verme meselesi yüzünden önlerini kesen iki kişinin zarar vermesine ilişkin çıkan haberler ve şikayet üzerine harekete geçmişti. Başsavcılık, Seydioğlu Baklava AŞ sahipleri şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel hakkında “mala zarar vermek” ve “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçlarından soruşturma başlatmıştı. Hasan Sel ve Hüseyin Sel, bunun üzerine ifade vermek amacıyla Pendik Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi’ne gelmişti.

Seyidoğlu Baklava’dan ihtiyati tedbir talebi

Hamile bir kadının bulunduğu araca saldıran Hasan ve Hüseyin Sel’in sahip olduğu Seydi Oğlu Baklava hakkında Seyidoğlu Baklava mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir kararı istedi.
Pendik D-100 Karayolu’nda içinde hamile bir kadının bulunduğu araca saldıran Hasan ve Hüseyin Sel’in sahibi olduğu Seydi Oğlu Baklava hakkında Seyidoğlu Baklava mahkemeye başvurdu.

Bakırköy 1. Fikri Sinai Hukuk Mahkemesi’ne yapılan başvuruda “Davalı şirketin yetkilileri olan Hasan ve Hüseyin Sel adlı şahıslar, trafikte seyreden ve hamile bir kadın tarafından kullanılmakta olan bir arabanın önünü kesmiş, hakaretler ederek aracın üzerine çıkıp zarar vermiştir. Olayın görüntülerinin sosyal medyada hızla yayılmasının ardından söz konusu fiili gerçekleştiren kişilerin Seydioğlu’nun kurucusu ve yetkilileri oldukları anlaşılmıştır. Kamuoyu nezdinde infial yaratan olay neticesinde isim karışıklığı nedeniyle müvekkil şirketin ticari itibarı ciddi olarak zarar görmüştür” denildi.

Söz konusu olay nedeniyle Seyidoğlu Baklava’nın şubelerinin aranarak çalışanlara sinkaflı küfürler edildiği ve sosyal medya hesapları hedef olarak gösterilerek boykot kampanyası yürütüldüğünün belirtildiği ihtiyati tedbir talebinde, “Davalının markası ile müvekkilin markası arasında yalnızca bir harf farkının bulunması ve davalının markasını müvekkilin markasına yaklaştırarak kullanması nedeniyle vatandaşlar nezdinde karışıklık oluşmuştur. Bu nedenle davalı tarafın, ‘marka tecavüzü’ niteliğindeki eylemleri sabit olup müvekkilin ticari itibarının daha fazla zarara uğramaması ve telafisi zor zararlar meydana gelmemesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek gerekmiştir” şeklinde başvuruda bulunuldu.

 

Ramazanda nasıl beslenmeliyiz?

Ramazan ayında nasıl beslenmeliyiz? İnsanı en çok ne acıktırır? İftara doğru baş ağrısının nedeni nedir? Orucumuzu ne ile açmalıyız? İftarda ne kadar yemeliyiz? Sahurda neler yemeliyiz? Ramazan’da doğru beslenmenin yolları… 

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, ramazan ayında sağlıklı beslenme konusuna tavsiyelerde bulundu: Acıkmıyorsunuz, acıkan beyniniz. Acıktıran da ekmek, şeker ve şekerli içecekler. Bunlar çok çabuk acıktırır ve susatır. İftara doğru baş ağrısının sebebi açlık değil, susuzluktur.

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, ramazan ayının insan sağlığı için çok önemli olduğunu, sıcak ve uzun günlerde oruç tutarken bol su tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Karatay, günde iki öğün yemek önerdiğini, İbn-i Sina’nın da “İki öğün sağlıklıdır, üçüncü öğün hastalıktır.” dediğini anımsattı.

Hz. Muhammed’in iki öğün ve az yemek yediğinin bilindiğini belirten Karatay, “Bu (Günde iki öğün yemek), vücudun bir süre dinlenmesine, rahatlamasına, kendini toparlamasına, fabrika ayarlarına dönmesine fırsat tanımak demektir. Şimdiye kadar ‘Sık sık ye, az ye.’ diye diye insanları enine büyüttüler. İnsan organizması fizyolojik olarak iki öğün, hastaysa en fazla üç öğün yemeye programlanmıştır. İşte ramazan ayı bu imkanı vermektedir.” diye konuştu.

“Acıktıran ekmek, şeker ve şekerli içecekler”

Karatay, oruçluyken herkesin normal hayatını sürdürmesi gerektiğini anlatarak, “76 yaşındayım, senelerdir 2 öğün yiyorum ve normal hayatımı sürdürüyorum. Her türlü aktivitemi de yapıyorum. Bunun alışkanlıkla ilgisi yok. Sağlıklı beslenirseniz vücut ve hücreler zaten toparlıyor. Acıkmıyorsunuz, acıkan beyniniz. Acıktıran da ekmek, şeker ve şekerli içecekler. Bunlar çok çabuk acıktırır ve susatır.” ifadelerini kullandı.

Ramazanda susuz kalmamanın, hakiki ve sağlıklı protein ve karbonhidratlarla beslenmenin önemli olduğunun altını çizerek, “boş” kalorilerden, çabuk acıktıran, halsiz bırakan yiyeceklerden uzak durulmasını önerdi.

“Ramazana bol su içerek hazırlanmalı”

Suyun önemine işaret eden Karatay, ramazana bol su içerek hazırlanılması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu:

“Şimdiden vücudumuzu sulandırmamız, yani bol su içmemiz lazım çünkü iftara doğru baş ağrısının sebebi açlık değil, susuzluktur. Şimdiden az yemek yiyerek vücudu hazırlamak diye bir şey yok. Sağlıklı yiyeceksiniz. Sağlıklı yerseniz, zaten vücut fazlasını istemiyor. Vücudun ihtiyacını doğal yiyeceklerle gidermek mecburiyetindeyiz. Her insanın vücudunun ihtiyacı değişiktir. İşlenmiş gıda, pakete girmiş gıda olmayacak. Pakete girmiş şekerli, gazlı içecekler olmayacak. Sağlıklı, hakiki besin vücuda girerse zaten acıkmıyor insan.”

Karatay, sahura kalkmadan oruç tutmanın sağlık açısından riskli olduğuna dikkati çekerek, şu tavsiyelerde bulundu:

“Sahurda omlet yenebilir. Yumurta çok önemli ama köy yumurtası olacak. Bir de köy tereyağı olacak. Yanında zeytin, turp ve yeşillik de çok önemli. İçecek olarak şekersiz süt ve kahve olabilir. Seviyorsanız ayran içebilirsiniz. Kahvaltıya alışıksanız, kahvaltı yapılabilir. Sabah çorbası da önemlidir ama tok tutmaz. Burada en önemli şey susuz kalmamak. Bir iki gün önceden vücudu sulandırmaya başlamamız lazım.

Şimdikiler eski ramazan pidesi gibi değil ama küçük bir parça içine bol tereyağ sürerek tüketilebilir. Peynir de çok önemli. Tam yağlı peynir ve tam yağlı yoğurt da yenmeli. Bir avuç kadar kuru ceviz, fındık, fıstık da olabilir.”

“Orucumuzu paça çorbasıyla açabiliriz”

İftarda çok fazla yemek yenilmemesi gerektiğini dile getiren Karatay, “Orucumuzu paça çorbasıyla açabiliriz. Mercimek, tarhana veya yayla çorbası da olabilir. Yanında tabii ki su tüketmeliyiz. Sağlıklı yerseniz, aç kalmazsınız. Vücudun ihtiyacı olmayan miktarda gıdalar vücuda girdiği zaman gaz, şişkinlik, kabızlık yapar. Bir de iftarda, bağırsakların iyi çalışması için mutlaka zeytinyağı ve kahve içmek çok önemli. Çorbadan sonra bir süre yemeyelim. Daha sonra o akşam ne yapıldıysa yenebilir. Sahura kadar bol bol su içelim.” ifadelerini kullandı.

,

Mavi Balina oyunu nedir, nasıl oynanıyor? Çocuklar Mavi Balina’nın tuzağına nasıl düşüyor? Ebeveynler dikkat!…

Sanal ortamdaki büyük tehlike: Mavi Balina… Çocukları intihara sürükleyen Mavi Balina oyunu nasıl oynanıyor? Çocuğunuzun Mavi Balina oyunu oynadığını nasıl anlarsınız? Çocuğunuzun Mavi Balina oyununu oynadığını farkettiğinizde neler yapmalısınız? Uzmanlar uyarıyor: Mavi Balina bir oyun değil zorbalık. En riskli grup ergenler. Çocuğunuzla iyi ibir iletişim içinde olun… İşte Mavi Balina oyunu ile ilgili bilmeniz gerekenler… 

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi, dünya çapında çok sayıda intihar olayıyla bağdaştırılan ve sık sık gündeme gelmeye devam eden “Mavi Balina” oyununun tehlikelerine karşı aileleri uyarmak amacıyla video yayınladı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eray Çelik tarafından hazırlanan ve Youtube’da yayınlanan “Mavi Balina Hakkında Bilinmesi Gerekenler” adlı video, 14 bin izlenme sayısına ulaştı.

Özellikle ailelerin bu tehlikeli oyuna dikkatini çekmek amacıyla hazırlanan videoda yer alan bilgilere göre, “Mavi Balina” oyununun, orijinal adı “Siniy Kit”. Bu ismin, Rus rock grubu Lumen’in bir şarkısından alındığı düşünülüyor.

“Neden çığlık atarsın/Kimse sesini duymazken/Konu ne, konu ne” sözlerinin yer aldığı şarkı, ağı delip geçemeyen devasa bir mavi balinanın öyküsünü anlatıyor.

Aynı zamanda mavi balina türlerinin, artık iyileşemeyecek kadar hasta veya yaralı olduklarında kendilerini karaya vurdukları biliniyor.

Oyunun kurucusu Philipp Budeikin, 2016 yılında Rusya’da tutuklandı. Budeikin duruşmada, “toplumda temizlik yaptığını ve kurbanlarının birer biyolojik atık” olduğunu ifade etti.

Mavi Balina oyunu nasıl oynanıyor?

Bu oyuna, sosyal ağlar üzerinden katılan kişilerden, çoğu şiddet içeren 50 talimatı yerine getirmesi isteniyor.

50 günlük bir süreyi kapsayan bu komutlar arasında, derin olmayacak şekliyle kol ve bacakların kesilmesi, korku filmlerinin seyredilmesi, belirli bir süre boyunca kimseyle görüşülmemesi, yüksek sesli olarak müzik dinlenilmesi gibi aşamalar yer alıyor.

50. günün sonunda ise kişiye son aşama olan “yüksekten atlayarak ya da kendini asarak intihar etme” komutu veriliyor.

Oyun, “öl nasıl olsa yeniden doğacaksın” fikrini kişiye öğütlüyor. 50 günün sonunda hem duygusal hem de fiziksel olarak pek çok zarar almış çevrim içi oyuncunun, mavi balina türlerinin artık iyileşemeyecek kadar hasta veya yaralı olduklarında kendilerini karaya vurmalarına benzer şekilde intihar etmesi isteniyor.

Çocuğunuzun “Mavi Balina” oynadığını nasıl anlarsınız?

Çocuğun, “Mavi Balina” oynayıp oynamadığını anlamak için davranışlarının yakından gözlemlenmesi gerekiyor.

Çocuklar eğer günlük sürecinden ayrılıyorsa, ruh halinde değişiklik, iletişimde azalma, gece saatlerinde internette dolaşma, umutsuzluk, mutsuzluk, yeme-içme davranışlarında değişiklik gözlemleniyorsa, vücutlarında çeşitli izler, ani öfkelenmeler, korku, uykusuzluk, derslerde başarısızlık ve notlarda düşüş, algılama ve odaklanma problemleri, sosyal uyumsuzluk, saldırganlık düşüncesi, saldırgan duygularda artış, içe dönüklük söz konusuysa, anne-babaların bu hususlara dikkat etmesi önem arz ediyor.

Ebeveynlere öneriler…

* Çocuğunuzun hangi oyunları oynadığını, yakından takip edin.

* Forum siteleri ya da oyunlar için hazırlanan reyting sitelerine girip, oynanan oyunların içeriğini, yararlarını veya zararlarını araştırın.

* Çocukların çevrim içi güvenlik ayarlarını kontrol edin.

* Çocukların ekran süresini kontrol edin.

* Okul, çalışma ve uyuma sürelerinde çocuğun ekrandan (akıllı telefon, tablet, vb.) uzakta geçireceği süre için bir zamanlama ayarlayın

* Çocuğun cep telefonu faturasının inceleyin

* Ses değiştirme programları ya da araçlarından yararlananın. Çocuğunuz, canlı sohbet yapmayı gerektiren oyunlar oynuyorsa, seslerini değiştirdiklerinden emin olun. Eğer oyunda böyle bir zorunluluk yoksa, çocuğunuzun sesli sohbet yapmasına izin vermeyin.

*Çocuklarınızın bir web kamera yerine, bir avatar resmi kullanmasını sağlayın.

*Sohbet yapmayı gerektiren oyunlarda, kötü davranışlar, küfürleşme ve hatta cinsel içerikli yazışmalar dahi yapılabildiği için gerekli tedbirleri alarak, çocuğunuza çevrim içi sohbet ahlakını anlatın.

*Çocuğunuzun internet yaşına uygun sitelere girdiğinden ve etik olmayan davranışları ya da şiddeti özendiren sitelere erişmediğinden emin olun.

*Çocuğunuzla daha sık konuşun daha fazla zaman geçirin.

*Çocuğunuza rol model olun. Kendiniz de internet aracılığıyla yaptığınız aktivitelerin farkında olun.

*Akşam belli bir saatten sonra internet erişimini kapatın. (21.00-08.00)

*İnterneti iyi bilin ve gelişmeler hakkında haberdar olun. Çocuklarınız oyun oynarken, bir şeyler ters giderse, böylelikle ne yapacağınızı bileceksiniz.

*Eğer çocuğunuzun Mavi Balina oyununu oynadığını fark ederseniz, hemen bütün elektronik aletlerden internet erişimini kesin.

*Çocuğunuzun okulundaki rehberlik servisine, öğretmenlerine ve yaşadığınız yerdeki polis yetkililerine haber verin ve bir sonraki önlemleri almak için onların tavsiyelerine başvurun.

*Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun “www.guvenlicocuk.org.tr/” ve “https://www.guvenliweb.org.tr/” adreslerini ziyaret ederek, farkındalık düzeyinizi arttırın.

“Her çevirim içi oyuna ulaşmanın bir yöntemi var”

Bu oyuna ilişkin araştırmalar yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eray Çelik, günümüzde çocukların da yetişkinler gibi internet aracılığıyla öğrenmek istedikleri her türlü bilgiye kolayca ulaşabildiğini ve elde ettikleri bilgiyi farklı şekillerde kullanabildiğini söyledi.

Her çevirim içi oyuna ulaşmanın bir yöntemi olduğunu aktaran Prof. Dr. Çelik, çevirim içi oyunların tamamını kötü ilan etmenin çok sağlıklı bir yaklaşım olmadığını anlattı. Çelik, çevirim içi oyunların çocukların aktif, deneysel ve probleme dayalı öğrenme süreçlerini destekleyerek hızlı ve etkili iletişim kurmalarını sağladığını dile getirdi.

“İlk düşünülmesi gereken, çocuğun yaşına uygun olup olmadığı”

Çevrimiçi oyunların çocuğun yaşına uygun olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çelik, ailelerin oyun derecelendirme kuruşlarına ait resmi web sitelerinden çocuklarının oynadıkları oyuna ilişkin bilgi sahibi olmalarının oldukça önem taşıdığını aktardı.

“Mavi Balina” ve “Momo” gibi oyunların öncelikle birer klasik anlamda dijital oyun olarak tanımlanmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Çelik, şu bilgileri aktardı:

“Dünya genelinde bunlarla aktif mücadele edildiğini unutmamak gerekiyor. Bunlarla en etkin biçimde mücadele eden ülkeler başında Türkiye Cumhuriyeti geliyor. BTK ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu konularda çok önemli çalışmaları bulunmakta. Bu oyunlarla etkin mücadele söz konusu olduğundan; forum, oyun siteleri ve kendilerine ait bir web sitesi yerine farklı platformlardan özellikle de sosyal medya üzerinden çevrim içi oyunculara ulaşmaktalar. Daha açık bir ifadeyle oyunun, yöneticisinin gizlice gönderdiği linklerle sosyal medya ve benzeri ortamlarda çocuklara ulaştığını düşünüyoruz. Bizler bu oyunların yasa dışı bir ağ oluşturduğunu kabul ederek, bu ağın kendini gizlemek için her türlü siber güvenliği en üst düzeyde alacağını unutmadan en etkin biçimde mücadele etmeliyiz.

Bu oyun platformlarını gereğinden fazla dile getirerek bunu çocuklar açısından bir merak unsuru haline getiriyoruz. Sadece bu çok konuşulan çevrim içi oyunlar değil, bazı sosyal medya platformları, cinsel içerikli web sayfaları, video yayımcıları gibi farklı düzey ve biçimlerde olmak üzere benzer tehlikeleri barındırıyorlar. Toplumun tamamını etkin bir dijital okur-yazarlık düzeyine getirerek internet kullanımı konusunda doğru davranış biçimlerini güçlendirmemiz gerekiyor.”

“Sanal dünyanın, kendine dair bir gizemi var”

Sanal dünyanın, kendine dair bir gizemi ve çekiciliği olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelik, “Sanal dünyaya ilişkin muğlak olan ‘özgürlükler dünyası’ tanımı, aslında bizler için bir kurallar manzumesi belirleyeceğimiz yeni bir yaşam alanı olmaktan daha çok, doğru bir ahlak ve eğitim kurgusu ile hepimizin davranış biçimlerinde yapılandırılması gereken bir alan.” diye konuştu.

Çocukların, akıllı cihazları ve internet kullanım yaşının 4’e kadar düştüğünü belirten Prof. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada önemli olan çocuğun yaşı değil bizlerin ebeveynler olarak bu süreci ve kullanımı ne kadar kontrol altında tutabildiğimiz. Çocuğumuzun temas ettiği içerikleri kontrol edip etmediğimizdir. Cumhurbaşkanımızın da ısrarla vurguladığı gibi dijitalleşen dünyanın bir parçası olmak ve doğru bir biçimde kullanmak için çocuklardan önce tüm sorumluluk bizlerde başlamaktadır. Çocukların yaş gruplarına göre oynayacakları dijital oyunlar, sosyal medya araçları, ekran kullanma süresi, ekran kısıtlamaları tamamen aile tarafından belirlenmeli ve kontrol altında tutulmalıdır.

Ailelerin, çok açık biçimde dijital dünyanın faydaları ile görebilecekleri zararları da çocuklarına anlatmaları gerekiyor. Toplumda karşılaştığımız tüm profillerin, farklı karakteristik özelliklere sahip bireylerin, sanal dünyada da olduğunu daha fütursuz davranış ve uç kişilik sergileyebileceklerini unutmamalıyız.”

“Dijital platformlar psikososyal sorunlara yol açıyor”

Prof. Dr. Çelik, yapılan araştırmaların, dijital platformların doğru bir içeriğe sahip olmamasının, olumlu sosyal davranışlarda azalma, dikkat sorunları, yalnızlık, okul performansında düşüş, ankisyete gibi psikososyal sorunların ortaya çıkmasına neden olduğunu aktardı.

Bundan dolayı ailelerin her türlü şiddet ve ahlaki kurgusunda sorun olan içeriklerden çocuklarını korumaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu tür oyunlara ilişkin klasik anlamda bildiğimiz gibi bir erişim biçimi olmadığından yasal önlemlerin alınması oldukça zor oluyor. Bunu internet aracılığıyla dolandırıcılık, ifşa ya da bahis gibi değerlendirebiliriz. Karşımızda sadece sanal oyun kurucuları yok aynı zamanda siber güvenlik önlemleri konusuna da vakıf bir profesyonel networkün olduğunu düşünmekteyim. Burada tek mücadele aracı doğru bilgilendirme ve kontrol faaliyetlerinden geçiyor.

Rusya’da özellikle görülen intihar vakalarından sonra sosyal medya platformlarında bu oyuna ilişkin anahtar kelimeler arandığında kullanıcıya bir uyarı mesajı görüntülenmektedir. Buradaki amaç kullanıcıya aradığı içeriğe ilişkin farkındalık yaratmaktır. Ülkemizde de aynı biçimde ilgili anahtar kelimeleri arayan kullanıcılar sosyal medya platformları aracılığıyla benzer biçimde farkındalık düzeyini artıracak ya da BTK’nin “https://www.ihbarweb.org.tr/” ihbar hattına yönlendirecek önlemler alınabilir.”

“BTK, bu alanlarda etkin şekilde mücadele ediyor”

Tüm ülkelerin, bu oyunlara ilişkin en etkin mücadele biçiminin ailelerin internet hakkına bilgi sahip olması, çocuklarına rol model olmaları, çocuklarının internet erişimini yakından takip etmeleri gibi yollardan geçtiğini kabul ederek, bu perspektifle mücadelesini sürdürdüğünü aktaran Prof. Dr. Çelik, Türkiye’de de BTK’nin yayın yapan güvenli web ve güvenli çocuk internet sayfalarının, bu alanlarda etkin şekilde mücadele ettiğini anlattı.

Konunun uzmanı pedagogların ısrarlı vurgusunun, bu ve şiddet içerikli benzeri oyunların çok konuşuluyor olmasının çocuk açısından bir merak unsuru haline geldiği yönünde olduğunu belirten Prof. Dr. Çelik, bu uyarıyı çok yerinde ve haklı bulduğunu söyledi.

Prof. Dr. Çelik, doğru bir temel bilgi teknolojileri okur-yazarlığı, sosyal medya okur-yazarlığı, internet okur-yazarlığının herkes tarafından edinilmesi gerektiğini vurguladı.

“Aileler internet güvenliğini sağlamakla yükümlü”

Ailelerin öncelikle kendi yaşam alanlarında çocuklarının internette güvenliklerini sağlamakla yükümlü olduklarına dikkati çeken Prof. Dr. Çelik, şunları kaydetti:

“Buna ilişkin tüm önlemleri almak ailenin sorumluluk alanı içinde. Ancak bunu yaparken internet kullanımına ilişkin kendi tutum ve davranışlarını da gözden geçirmeleri muhakkak gerekiyor. Çocuğun internette kullandığı tüm araçların ve platformların yakından takip edilmesi ve buna ilişkin bilgiye sahip olunması en önemli adım.

Acaba çocuğumun oynadığı bu oyunun içeriği nedir? Acaba çocuğumun üye olduğu sosyal medya platformunu kimler kullanıyor ve ne tür paylaşımlar yapılıyor? Acaba çocuğun sanal dünyada arkadaşları kimlerdir? sorularına cevap aranması oldukça önemli. Çocukların çevirim içi güvenlik ayarlarını kontrol etmelerini sağlayarak, çevirim içi bilgi paylaşma düzeylerini ayarlamalarının kontrol edilmesi pek çok tehlikeyi önleyecektir.”

Web kamera yerine avatar resmi

Çocukların web kamera yerine, bir avatar resminin kullanılması ve ses değiştirme programları ya da araçlarından yararlanılmasının oldukça önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu:

“Çocuklarla daha fazla zaman geçirilmeli ve daha sık konuşulmalı. Çocuğa internet ahlakı öğretilmeli. İnterneti iyi bilip ve gelişmeler hakkında haberdar olunmalı. Ekran süresi kısıtlama, içerik takibi gibi ebeveyn kontörlü sağlayan yardımcı programlar mutlaka kullanılmalı. Uyku zamanlarında evde internet erişiminin kesilmesi ve tüm aile bireylerinin bunu uygun davranış sergilemesi sağlanmalı. Bu konuda diğer tüm bağımlılık yapıcı konularda olduğu gibi önce eğitim ve doğru yapılandırılmış bir farkındalık düzeyi kaçınılmaz bir zorunluluk.”

“Tehdit ve meydan okuma unsuru üzerine kurulu”

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işık Karakaya da, internet oyunlarının rekabet içermeleri, zaman ve mekandan bağımsız olarak oynanabilmeleri, renkli, hızlı döngülü, ödül vadeden yanı gibi nedenlerle çocuklar için cezbedici olduğunu söyledi.

Çocukların, bu oyunlar aracılığı ile sosyal ilişki kurma, gündelik yaşamda yapamadıkları ya da söyleyemediklerini söyleyebilme, güç gösterebilme şansına erişebildiğini belirten Karakaya, “Mavi Balina” gibi oyunların ise diğer oyunlardan farklı olarak tehdit ve meydan okuma unsuru üzerine kurulu olduğunun söylendiğini hatırlattı.

Mavi Balina oyunundaki gibi tehdit içeren ve çocuğu zorlayan bir durumda çocukta ruhsal değişiklikler olabilir. İçe kapanma, sosyal ilişkilerinin giderek kısıtlanması, keyifsizlik, huzursuzluk, hırçınlık, okul başarısında düşme gibi belirtiler dikkat çekebilir.”

“Çocuğun uygunsuz internet kullanımında ailenin de rolü olabilir”

Karakaya, çocukların uygunsuz internet kullanımı ve bağımlılığında ailenin de rolünün olabileceğini dile getirerek, “Çatışmalı anne-baba ilişkisi, çocuklarına yeterli ilgi ve sevgi göstermeme, teknolojik araçları uygunsuz olarak kullanmaları, çocuklarının bağımlılığını kolaylaştırıcı nedenleri olabilir. Benzer şekilde bilgisayar, telefon gibi araçları çocukları için bir bakıcı olarak kullanmalarının da bir neden olduğu söylenebilir.” diye konuştu. maya çalışmalıdır.” dedi.

“Yeni akımlar hakkında bilgi sahibi olun” 


Prof. Dr. Karakaya, ayrıca çocukların bilgisayarı odalarında değil, ailenin olduğu ortamda kullanması, bilgisayar kullanımlarının denetlenmesi, hatta anne-baba eşliğinde kullanılması, belirli bir zaman sınırının mutlaka getirilmesi, ödül olarak kullanılmaması önerisinde bulundu.

Çocuğun davranışlarını yakından gözlemlemek gerektiğini vurgulayan Karakaya, “Ruh halinde değişiklik, iletişimde azalma, çalışma isteksizliği ve notlarda düşüş gibi beklenmedik değişimler konusunda dikkatli olunmalıdır. Eğer bu tür değişimler fark edilirse, internet üzerindeki faaliyetlerini yakından izlemek, okul ile iş birliği yapmak ve gerekli durumlarda bir profesyonele başvurmak uygun olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Mavi Balina bir oyun değil, sanal zorbalık”

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan da “Mavi Balina”nın bir oyun değil, bir “meydan okuma”, “sanal zorbalık” ya da “sanal saldırı” olarak tanımlanabileceğini söyledi.

Neredeyse ergenlerde karşılaşılan her türlü kendine zarar verme girişiminin, bu tarz farklı isimlerle adlandırılan meydan okuma uygulamaları ile ilişkilendirildiğini anlatan Noyan, basında çıkan haberlerde bu uygulamaların, son zamanlardaki intihar vakalarıyla ilişkili olup olmadığının kanıtlarıyla açıkça belirtilmediğini ifade etti.

“Önlemenin ilk yolu, başta ‘hayır’ diyebilmek”

Ergenlerden ilk istenen, kendine zarar verme gibi uygunsuz bir davranış ilk aşamada gelse kullanıcının korkup kaçacağını belirten Noyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durumu önlemenin ilk yolu, ilk başta ‘hayır’ diyerek, bu tarz uygulamalara girmemek ve uzak durmaktır. Çocuk ve ergenlere ‘hayır’ diyebilmeyi öğretmemiz gerekli öncelikle. Kendine güvenen bir tarzda, net bir tavır alarak ‘hayır’ diyebilmek çok önemlidir. İstemediğin bir davranışı yapmak zorunda değilsin, bu senin seçimin. Başkalarının düşünce ya da seçimlerine saygı duymak, kendine saygı duyulmasının temelidir. Karşıt fikirde olunan hiçbir kimse eleştirilmemeli, yadırganmamalı. 
’Başkalarının seçimlerine saygı duy, sana da saygı duysunlar.’ ‘Hayır’ diyebilen arkadaşlarla zaman geçirmek, başkalarına ‘hayır’ diyebilme cesaretini ve güvenini verir.”

“Ergenler bu süreçte en riskli gruptur”


Ergenlerin bu süreçte en riskli grup olduğunu ifade eden Doç. Dr. Noyan, “Ergenlik sürecinin en önemli özelliği, ebeveynlerinin kendilerini anlamadıklarını düşünmeleridir. Bu dönemde dış dünyadaki heyecan ve yenilikler her zaman için cazip gelmektedir. Sıkıntı, kaygı, öfke gibi olumsuz duygularını ebeveynleri ile paylaşmaktansa olumsuz duyguları ile sanal ortamda zaman geçirerek baş etmeye çalışmaktadırlar. Ergenlik dönemindeki birey, sanal ortamda bir yetişkin olma hevesi içine girer. Kendisini ispat etmeye çalışan ergenler, bu süreçte karşılarına çıkacak heyecanı, riski ve tehlikesi yüksek durumlara karşı daha yatkın olurlar. Özellikle özgüven problemi yaşayan, arkadaş ilişkilerinde sorunları olan, içe kapanık, çekingen bireyler risk altındadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çocuğunuzla iyi bir iletişim içinde olun”

Doç. Dr. Noyan, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocuklarınızla iyi bir iletişim içerisinde olun. Hangi sitelerde gezindiklerini, hangi oyunları oynadıklarını, sosyal medya platformlarında neler paylaştıklarını takip edin.

İnternetteki yeni gelişmeleri takip edin. Çocukların kullanmış olduğu bilgisayar ve elektronik aletlerin güvenlik ayarlarının kontrol edilmesi, ebeveyn koruma sistemlerinin açık olduğundan emin olun.

Okul ismi, telefon numarası ya da adres gibi şahsi bilgilerin paylaşılmamasını, uygunsuz mesaj ya da bildirilerin ebeveynlere aktarılmasını sağlayın.

Sosyal medyada paylaşılacak olan resim ya da videoların seçimine dikkat edin.

Çocuklarla konuşabilmek çok önemlidir. Çocukların yapmış oldukları aktivitelere ilgi göstermek, duygularını paylaşmaları için teşvik etmek.

Çocuklara, karşı karşıya olduğu risklerle ilgili doğru bilgileri verin. Bu sorunlarla nasıl baş edebileceklerini aktarın. Akran zorbalığı ile ilgili farkındalık geliştirmelerini sağlayın. Sanal ortamda kendilerine sıkıntı yaratan durumları paylaşmalarını sağlayın.

Ağlayan, üzülen çocukları aşağılamadan, eleştirmeden yanlarında olduğunuzu hissettirin. Bu normal dışı davranışların altındaki ana sebepleri ortaya koymak çok önemlidir. Bazen bir mide bulantısı bile anksiyete ya da kaygının bedensel belirtisi olabilir.”

2019 Ramazan Bayramı tatili 9 gün

Ramazan Bayramı dolayısıyla bütün kamu çalışanlarının 3 Haziran Pazartesi yarım gün, 7 Haziran Cuma tam gün idari izinli sayıldıkları bildirildi.

CUMHURBAŞKANLIĞI kararı ile Ramazan Bayramı tatili 9 güne çıkartıldı. Kamu kurum ve kuruluşlarındaki bütün çalışanlar, Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla 3 Haziran 2019 Pazartesi günü yarım gün ve 7 Haziran 2019 Cuma günü tam gün idari izinli sayılacak.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi´nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamu kurum ve kuruluşlarındaki bütün çalışanların, Ramazan Bayramı tatili dolayısıyla 3 Haziran 2019 Pazartesi günü yarım gün ve 7 Haziran 2019 Cuma günü tam gün idari izinli sayılmalarının uygun görüldüğü belirtildi.

Açıklamada yer alan, Cumhurbaşkanlığı tarafından tüm kamu kurum ve kuruluşlarına Ramazan Bayramı tatiline ilişkin gönderilen idari izin yazısında şu ifadelere yer verildi:

“Ramazan Bayramı tatili 3 Haziran 2019 Pazartesi günü saat 13.00´te başlayıp 6 Haziran 2019 Perşembe günü sona erecektir. Kurum yöneticileri tarafından gerekli tedbirlerin alınarak hizmetlerin aksatılmaması, zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede personel bulundurulması kaydıyla; kamu kurum ve kuruluşlarındaki bütün çalışanların 3 Haziran 2019 Pazartesi günü yarım gün ve 7 Haziran 2019 Cuma günü tam gün idari izinli sayılmaları Sayın Cumhurbaşkanımızca uygun görülmüştür. İdari izin süresince görevli olanlara herhangi bir fazla ödemede bulunulmayacak ancak kullanmadıkları idari izinleri, idarenin uygun gördüğü zamanlarda kullandırılabilecektir.”

2019 Ramazan Bayramı tatili kaç gün olacak?

Turizmcilerden ‘Bayram tatili 9 güne çıkarılsın’ çağrısı… Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı ve Güney Ege Turistik Otelciler İşletmeler Birliği (GETOB) Başkanı Bülent Bülbüloğlu, turizme ekonomik katkı sağlanması için Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün olması için hükümete çağrıda bulundu. Bülbüloğlu, “Geçtiğimiz yıllarda tatil uzatılması kararı sonrası nasıl bereket yaşadığımızı herkes gördü. Yetkililerin bu konuyu bir an önce karara bağlamalarını istiyoruz” dedi.

HÜKÜMETE ÇAĞRI

Marmarisli turizmci ve esnaf, 3- 6 Haziran tarihleri arasındaki Ramazan Bayramı tatilinin uzatılması için hükümete çağrıda bulundu. TÜROFED Başkan Yardımcısı ve GETOB Başkanı Bülent Bülbüloğlu, konuyla ilgi yaptığı açıklamada, arife gününün 3 Haziran Pazartesi günü olduğunu hatırlattı. Bülbüloğlu, 6 Haziran Perşembe günü son bulan bayram tatilinin, cuma ve hafta sonu da ilave edilerek 9 güne çıkarılmasının turizmde hareketlilik getirebileceğini belirtti. Bülbüloğlu, şöyle dedi:

ÖN REZERVASYON YAPTIRIN

“Mayıs ayında mübarek ayımıza giriyoruz ve ardından Ramazan Bayramı. Güney Ege Bölgesi ve Marmaris bu yıl yabancı turistlerden oldukça ciddi talep görmektedir. Turizm sezonunun güzel ve hareketli geçeceğini umut ediyoruz. Mayıs ayı başından itibaren Avrupa’nın birçok ülkesinden misafirlerimizin ziyaretleriyle dolu bir sezon başlayacak. İç pazarda hareketliliğimiz henüz başlamadı ve bunun başlaması için girişimlerimiz mevcut. 3-6 Haziran arası Ramazan Bayramı tatili uzatılarak 9 güne çıkartılmalı. 45 gün önceden iktidara çağrıda bulunmak istiyoruz. Sıkışıklık yaşanmaması ve turizme ekonomik katkı sağlanması için tatil günlerinin uzatılması çağrısında bulunuyoruz. Bu konuda taleplerimizi yetkili makamlara ilettik. Bakanlar Kurulu ile görüşülerek Ramazan Bayramı tatilinin uzatılması bir an önce karara bağlanmalıdır.” Tatil programı yapanları da uyaran Bülbüloğlu, “Kurumsal acentelerden ön rezervasyon yaptırın. Tatil yapacağınız otel ile görüşme yaparak ayırttığınız odanın teyidini alın” dedi.

‘BİR AN ÖNCE KARARA BAĞLANSIN’

Su sporları eğitmeni Nimer Narma, tatilin uzatılmasının turizmin yüzünü güldüreceğini belirterek, “Kısa tatillerde vatandaşımızda bir yere gitmeye değmeyeceği düşüncesi oluşuyor. Ekonominin canlanması için bayramlarda uzun süreli tatiller olmalı. Umarım bir an önce karara bağlanır” dedi. Turizm acentesi, emlak ofisi ve döviz bürosu işletmecisi Ferhat Kahraman da, bayram tatilin uzatılmasını istediklerini vurgulayarak, şöyle dedi:

“Geçtiğimiz yıllarda tatil uzatılması kararı sonrası nasıl bereket yaşadığımızı herkes gördü. Hükümet yetkililerine çağrımız ise bir an önce Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek bu konuyu karara bağlanmalarıdır.”

Sivas’ta balık tutmak için ırmağa giren öğretmen boğuldu

Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde balık tutmak için ırmağa giren öğretmen boğuldu. Sivas merkez Kılavuz İMKB İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yapan Sadettin Şahin (47), piknik yapmak ve balık tutmak için bazı yakınlarıyla birlikte Gökkaya köyü yakınlarından geçen Yıldız Irmağı’na gitti.

Balık tutmak için ırmağa giren Şahin, bir anda suda batıp çıkmaya başladı. Yakınları tarafından sudan çıkartılan Şahin, ambulansla Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı. Şahin, müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

Şahin’in cenazesi, aynı hastanenin morguna kaldırılırken jandarma ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı.

Türk Eğitim-Sen: Eğitim ödeneği bir maaş tutarında olsun

Türk Eğitim-Sen Balıkesir 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Baki, eğitimde yeni döneme sıkıntılı başladıklarını belirterek, eğitim ödeneğinin bir maaş tutarında olmasını istedi.

Türk Eğitim-Sen Balıkesir 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Baki, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının büyük sıkıntılarla başladığını ifade etti. Baki, “Eğitime hazırlık ödeneğinin memur ve hizmetli arkadaşlarımız da dahil olmak üzere tüm eğitim çalışanları için bir maaş tutarında ödenmesi talebimiz her yıl kulak arkası edilmektedir. Yeni bir Milli Eğitim Bakanı ile yeni döneme başlamış bulunuyoruz. Yeni bakanımız Ziya Selçuk’un öğretmen kökenli olması camiamızda bir umut kaynağı olmakla birlikte sözleri ne kadar olumlu olsa da, faaliyete geçmedikten sonra büyük bir anlam ifade etmemektir” dedi.

2018 KPPS sınavı ne zaman yapılacak?

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) aracılığı ile yapılan ortaöğretim düzeyi KPSS sınavına katılacak adaylar için heyecan dorukta. Kamu Personeli Seçme Sınavından geçerli not alıp, memur olma hayali kuran adaylar, 2018 KPSS lise ortaöğretim sınav yerlerinin ne zaman açıklanıp açıklanmadığını merak ediyorlar…

KPSS İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

Memur olmak için dişini tırnağına katan ve aylardır bu sınava hazırlanan ortaöğretim ve lise mezunlarının gireceği 2018 KPSS sınavı için geri sayım başladı. Binlerce kişinin gireceği Kamu Personeli Seçme Sınavı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından 7 Ekim pazar günü düzenlenecek. Geçtiğimiz sınavlarda olduğu gibi bu memurluk sınavında da 15 dakika kuralı uygulanacak. KPSS ortaöğretim sınavında adaylara 120 soru sorulacak ve 120 dakika verilecek.

Peki 07 Ekim 2018 tarihinde yapılacak olan KPSS lise sınavı giriş yerleri açıklandı mı? KPSS sınav giriş belgeleri ne zaman yayınlanacak? Konuyla ilgili araştırmalara devam eden adaylar gözünü ÖSYM’den gelecek son dakika açıklamalara çevirdi.

KPSS SINAV YERLERİ NE ZAMAN BELLİ OLACAK?

2018-KPSS başvuran adaylar için ayrı ayrı Sınava Giriş Belgesi düzenlenecektir. Bu belgeyi adaylar, T.C. Kimlik/Y.U. Numaraları ve şifreleri ile ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden, ilgili sınav tarihinin yaklaşık 10 gün öncesinden başlamak üzere edinebileceklerdir.

ORTAÖĞRETİM KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?

Ortaöğretim ve Lise mezunlarının girdiği Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçları 8 Kasım 2018 günü açıklanacak. Adaylar sonuçlara ‘2018 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi’ ÖSYM’nin internet adresinden erişilebilecek. Sonuçlar posta yoluyla iletilmeyecek ve sadece ÖSYM’nin resmi sitesinden öğrenilebilecek.

SINAVA GİRERKEN ADAYLARIN YANLARINDA BULUNDURMASI GEREKEN BELGELER!

– 2018 KPSS sınava giriş belgesi,

-Nüfus Cüzdanı veya Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı veya geçerlilik süresi dolmamış pasaport,

– Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için, adayların sınava girecekleri binanın kapısında sınavın başlama saatinden en az 1 saat önce hazır bulunmaları zorunludur.