Kasımda İstanbul’a kar yağacak mı?

Kasımda İstanbul’a kar yağacak mı? İstanbul’a ilk kar ne zaman yağacak? Meteoroloji Genel Müdürlüğü ‘kar’ açıklaması yaptı. 

Meteoroloji Genel Müdürlüğü,İstanbul’a Kasım ayında kar yağacak” şeklindeki açıklamaların Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılmadığını duyurdu.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesabı Twitter üzerinden açıklama yaptı.

Açıklamada, “Bugün bazı basın yayın organlarında ‘İstanbul’a Kasım ayında kar yağacak’ şeklinde yapılan afaki açıklamaların Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılmadığı kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

İDDİANIN KAYNAĞI KURUM DEĞİL

Meteoroloji Genel Müdürlüğünce, “İstanbul’da kasım sonunda kar yağışı bekleniyor” iddialarının kaynağının kurum olmadığı belirtilerek, “Bir aydan fazla bir dönemi kapsayacak herhangi bir bölge için hava tahminlerinin bugünden sunulmasının bilimsel bir yaklaşım tarzı olmadığı değerlendirilmektedir” ifadesi kullanıldı.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında “İstanbul’da kasım sonunda kar yağışı beklendiği” iddialarını içeren haberler yer aldığı hatırlatıldı.

Haberlerin kurum kaynaklı olmadığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Bir aydan fazla bir dönemi kapsayacak herhangi bir bölge için hava tahminlerinin bugünden sunulmasının bilimsel bir yaklaşım tarzı olmadığı değerlendirilmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün mevsimlik tahminlerine göre bu kış mevsiminin İstanbul özelinde yağış bakımından mevsim normalleri civarında, hava sıcaklıklarının ise uzun yıllar ortalamalarından 0,5-1,0 derece daha sıcak geçeceği öngörülmektedir. Uzun yıllar ortalamalarından daha sıcak geçmesi beklenen kış mevsiminde soğuk hava dalgalarının ve kar yağışlarının meydana gelmeyeceği anlamı çıkarılmamalıdır. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminleri günlük, haftalık, aylık ve mevsimlik tahminler olarak ‘www.mgm.gov.tr’ adresinde yayınlanmaktadır. Mevsimlik tahmin ürünlerinin takip edilmesi uzun vadeli planlama çalışmalarında değerlendirilebilir.”

HAVA TAHMİNİ NASIL HAZIRLANIR?

Hava Tahmini; Belirli bir ülke, bölge veya merkezde, bir zaman dilimi içinde görülebilecek meteorolojik olayların gözlem ve analizlere dayanılarak subjektif veya objektif yöntemler kullanılarak önceden öngörülme çalışmaları hava tahmini olarak adlandırılır.

Hava Tahmini Üç Aşamalıdır:

Gözlemler
Analiz
Tahmin
Gözlem

Hava Tahminlerinde Gözlemler ve kullanılan ürünler aşağıdaki gibidir.

Yer Gözlemleri
Gemi Gözlemleri
Yüksek Atmosfer Gözlemleri
Radar Ürünleri
Uydu Görüntüleri
Otomatik Meteoroloji İstasyonları Verileri
Her şey gözlemle başlar

Yer Gözlemleri
Meteorolojide saatlik yer gözlemi (SİNOPTİK) ve iklimsel gözlem (KLİMATOLOJİK) olmak üzere iki çeşit yer gözlemi yapılmaktadır. Sinoptik gözlemler hava tahmininde kullanılan gözlemlerdir.

Sinoptik Gözlemler; bütün dünyada meteoroloji istasyonlarında GMT saatine göre aynı anda yapılır. Bu saate göre, İngiltere’deki Grinwich’ten geçen boylam derecesi başlangıç kabul edilir ve bu başlangıç boylamında 12.00 GMT’de yapılan bir sinoptik rasat mahalli olarak Türkiye’de öğleden sonra 15.00’de, Hindistan’da akşam 18.00’de, Avustralya’da gece 22.00’de ve Orta Amerika’da ise sabah 05.00’de yapılır. Bu gözlemlerin hepsi de 12.00 GMT gözlemi olarak isimlendirilir.

Sinoptik gözlemler; GMT saati ile her saat ve üçer saatlik aralıklarla yapılır. 00.00, 06.00, 12,00, 18.00 GMT’de yapılan gözlemler Ana Sinoptik; 03.00, 09.00, 15.00, 21.00 GMT’de yapılan gözlemler de Ara Sinoptik Gözlem olarak isimlendirilir. Havaalanlarında bulunan istasyonlarda ayrıca Havacılıkla ilgili METAR ve AERO gözlemleri de yapılmaktadır.

Yer gözlemlerinde;

Rüzgar; yönü, hızı ve hamlesi
Hava sıcaklığı
İşba sıcaklığı, ıslak termometre sıcaklığı, nispi nem ve su buharı basıncı,
Toprak üstü minimum sıcaklığı
Hava basıncı; aktüel basınç, deniz seviyesine indirgenmiş basınç ve tandans durumu ile miktarı.
Hava hadiseleri; halihazır ve geçmiş hava
Yatay görüş uzaklığı
Bulutluluk; kapalılık miktarları, cinsleri ve taban yükseklikleri
Yerin hali, toplam ve taze kar kalınlığı
Günlük buharlaşma, güneşlenme ve radyasyon miktarları
Yağış miktarı ve günlük toplam yağış miktarı
Deniz; su sıcaklığı, Denizin hali ve denize doğru görüş uzaklığı
Ölçülen bu değerler kodlanarak milli meteoroloji merkezlerine buradan da uluslararası toplama merkezlerine gönderilir. Uluslararası merkezde toplanan bilgiler tekrar bütün ülkelere dağıtılır.

Gemi Gözlemleri

Yer gözlem istasyonlarında ölçülen meteorolojik olaylar ve elemanlar gemilerde yapılan gözlemlerde de ölçülür. Tek fark gemilerin hareketli olmalarıdır. Ölçülen değerler geminin bulunduğu yerin enlem ve boylamı ile birlikte bildirilir.

Yüksek Hava Gözlemleri

Atmosferin üst tabakaları için gözlem yapan istasyonlarda radyo vericili gözlem aleti, hidrojen veya benzeri hafiflikte gazla doldurulmuş bir balona bağlanarak atmosfere bırakılır. Bu balonlarla 30-40 km yüksekliğe kadar çıkabilen ölçüm cihazı; Belirli basınç seviyelerinin yüksekliğini, Bu seviyelerdeki sıcaklık ve nemi, Rüzgar yön ve şiddetini; Ölçerek radyo sinyalleri ile yer istasyonuna gönderir. Bu işlem 00:00 ve 12:00 UTC’de olmak üzere günde iki kez tekrarlanır. Yurt genelinde 8 yerde (Ankara, Adana, Samsun, İstanbul, İzmir, Isparta, Diyarbakır, Erzurum) günde iki defa olmak üzere GPS teknolojisi destekli Yüksek Atmosfer Gözlemleri yapılmaktadır.

Meteoroloji Radarları

Ülkemizde toplam 10 adet bulunan Meteoroloji Radarları 3 şekilde kullanılmaktadır.

1. Uyarı: Şiddetli yağış, Dolu ve Kuvvetli yer rüzgara yol açan microburst-macroburst, rüzgar shearleri, türbülans, hortum, gibi hadiselerin yerlerinin ve şiddetlerinin tesbiti,
2. Kısa vadeli tahmin: Rüzgar alanlarının ve bunların vektörel bileşenleri, yağış tahmini, cephe konumu, hamle, fırtına tahminleri,
3. Sigorta, Tarım ve Adalet gibi sektörler için; Meteorolojik ölçüm yapılmayan alanlarda geçmişe dönük veri sağlanması amacıyla radar bilgileri kullanılmaktadır.
Meteoroloji Uyduları
Uydular sensörleri vasıtasıyla kaydettikleri verileri belirli aralıklarla yer istasyonlarına göndererek, hava olaylarının küresel olarak incelenmesini kolaylaştırırlar.

Meteoroloji Uyduları Uydu Görüntüsü

Sabit Yörüngeli Uydular; Dünyanın dönüş hızıyla aynı hıza sahip bulunduğundan dünya ile göreceli olarak aynı konumda kalmaktadır. Sabit yörüngeli uydular bulunduğu yerde dünyanın görüntüsünü yaklaşık olarak 4-5 km çözünürlükte, kuzey ve güney yarım kürelerinde 65 enlem dereceleri arasında alırlar.

Kutupsal Yörüngeli Uydular; Güneşe göreceli olarak sabit bir pozisyonda bulunmaktadırlar ve sürekli olarak ekvator üzerinden yerel saatle aynı zamanda geçmektedirler. Kutupsal yörüngeli uydular dünya üzerindeki dönüşlerini 1 saat 42 dakikada tamamlamakta ve dünya üzerindeki herhangi bir noktadan 12 saatte bir geçmektedir. Sabit ve kutupsal yörüngeli uydular ile dünya üzerindeki herhangi bir noktanın 6 saatlik aralıklarla günde 4 defa görüntüsü alınabilmektedir.

Otomatik Gözlem İstasyonları

Tüm ülkeye yayılmış olan gözlem ağımızda toplam 861 olmak üzere;

755 OMGİ (Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonu),
8 Yüksek Atmosfer Gözlem İstasyonu (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Isparta, Samsun, Erzurum ve Diyarbakır)
56 Havaalanı OMGİ (Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonu),
42 Deniz Gözlem İstasyonu,
Meteoroloji istasyonlarında yapılan ölçümlerin tamamı otomatik olarak ölçülüp kodlanarak hata oranı en aza indirilmiş olarak ilgili yerlere iletilir.

Analiz

Toplanan yer seviyesi ve yüksek atmosfer gözlem verileri haritalara işlenir. Yer haritaları, yer seviyesinde belirli saatlerde yapılan gözlemlerin harita üzerine işlenmesi ve izobarların (eş basınç eğrileri) çizilmesiyle elde edilir. Yer haritaları basınç, sıcaklık, havanın kapalılık miktarı ve bulut türleri, görüş uzaklığı, rüzgar yön ve hızı ile yağış ve diğer meteorolojik olayların bilgilerini içermektedir.

Yüksek Seviye haritalarında ise 850, 700, 500 ve 300 hPa gibi basıç seviyelerinde atmosferin Meteorolojik görünümü analiz edilmektedir.

Yüksek Seviye haritalarında analiz edilen parametreler;

Rüzgar,
Sıcaklık,
Nem,
Yükseklik,
Basınç,
Kontur,
İzoterm,
İzoteks,
Jet Akışları

Sayısal Tahmin

Yapılan bütün analizler; atmosferin durumunu gösteren değişkenlerin (sıcaklık, rüzgar, nem ve basınç) zamana ve yere bağlı değişimlerini ifade eden denklemlerin (hareket, termodinamik, süreklilik, hidrostatik eşitlik) matematik çözümleri yapılarak gelecekteki durumunu tahmin etme işlemi olan sayısal hava tahmini ile de mukayese edilir.

Atmosferin durumunu gösteren değişkenlerin (sıcaklık, rüzgar, nem ve basınç) zamana ve yere bağlı değişimlerini ifade eden denklemlerin (hareket, termodinamik, süreklilik, hidrostatik eşitlik) matematik çözümleri yapılarak gelecekteki durumunu tahmin etme işlemine “Sayısal Hava Tahmini” denir.

Türkiye’de Kullanılan Sayısal Hava Tahmin Modelleri

Kısa Vadeli Hava Tahminine Yönelik Kullanılan Modeller
Mm5 Modeli (5 th Generation Mesoscale Model)
ALADIN (Aire Limite Adaptation dynamique Developpement International)
WRF Modeli (Weather Research Forecasting)
Orta Vadeli Hava Tahminine Yönelik Kullanılan Modeller

ECMWF Deterministik Model
ECMWF’nin Operasyonel Demet Yöntemi (Clustering)
Grup Ortalaması (Ensemble mean) ve Farklar
Meteogramlar, Tüp Yöntemi, EPS Olasılık Haritaları.
Denizlerimize Yönelik Tahmin Modelleri

ECMWF Dalga Modeli
METU3 Yerel Dalga Tahmin Modeli:
Model Sonuçlarına Uygulanan İstatistiksel İşlemler (Kalman Filtresi) Verifikasyon
Deniz Tahmin Ürünleri

Bölgesel İklim Modelleri

RegCM3 Bölgesel İklim Modeli, PRECIS Bölgesel İklim Modeli
Toz Taşınım ve Hava Kalitesi Modelleri
ETAToz Modeli, EURAD Modeli, HYSPLIT Model

Tahmin

Yapılan yer, yukarı seviye, uydu, radar ve sayısal tahmin analizleri son defa bütün uzman ve tecrübeli personelin katıldığı brifingde tekrar değerlendirilir ve hava tahmin raporları, denizlerimiz için Deniz Tahmin Raporları oluşturularak varsa meteorolojik uyarılara karar verilir.

Tahmin

Buna ilaveten; Kuvvetli Meteorolojik hadiselere bağlı can ve mal kayıplarını azaltmak amacı ile Meteoroloji Genel Müdürlüğünün hazırladığı uyarılara ek olarak Bölge Müdürlükleri merkezlerinde 24 saat esasına göre çalışan Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezleri, sorumluluk sahasındaki il ve ilçeler için günlük ve beş günlük hava tahminleri yapmakta, gerektiğinde Meteorolojik verilere göre Meteorolojik Uyarılar yayınlanmaktadır.

Hazırlanan tüm Meteorolojik ürün ve tahminler internet sitemizde (www.mgm.gov.tr) eş zamanlı olarak yayımlanır. Ayrıca tüm tahmin ve uyarılar kamuoyuna duyurulmak üzere Radyo, TV’ler, Basın, Ajanslar ile ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşlarına anında ulaştırılır.

,

En güzel 29 Ekim şiirleri burada

29 Ekim şiirleri araştırılan konular arasında yer alıyor. 2 kıtalık ve 4 kıtalık 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı şiirleri ve sözleri yoğun ilgi görüyor. Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta kutlanıyor. Bu önemli günde farklı etkinlikler düzenleniyor. Okullarda günün anlam ve önemine uygun ödevler veriliyor. Haberimiz içerisinden kısa ve güzel 29 Ekim şiirlerine ulaşabilirsiniz.

29 EKİM ŞİİRLERİ

CUMHURİYET BAYRAMI

Gündüz herkes neşeli,

Şenlik olur akşamı.

Bayramların güzeli,

Cumhuriyet Bayramı.

Her bayramla bir tutmam,

Bu bayram, büyük bayram.

Yurtta üç gece, üç gün,

Eğlence var, şenlik var.

Işıklar yanar bütün

Dalgalanır bayraklar.

Her bayramla bir tutmam,

Bu bayram, büyük bayram

Necdet Rüştü EFE

29 EKİM

En güzel günümüzdür,

Demokrasi ürünüdür,

Atatürk’ün eseridir,

Yirmi Dokuz Ekimler.

Vatandaşın hür sesi,

Vatanımın neşesi,

Kucaklıyor herkesi,

Yirmi Dokuz Ekimler.

Cumhuriyet kuruldu,

Türk’ün sesi duyuldu,

Törenlerle kutlandı,

Yirmi Dokuz Ekimler.

Fethi BOLAYIR

Cumhuriyet

Türk milleti savaştı

Yüce istiklâl için,

Sonunda temelini

Attı Cumhuriyetin.

Atamızın yolunda

Her zorluğu aşarız,

Biz sağlam Türk gençleri,

Neş’e ile coşarız.

Bin dokuz yüz yirmi üç

Yirmi Dokuz Ekimde,

Şan ve şeref içinde

Erdik Cumhuriyete.

Var olsun Cumhuriyet

Yaşasın Türk Milleti,

Bizler yaşatacağız

Şanlı Cumhuriyeti.

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

CUMHURİYET

Atamın yadigârı,

Milletine armağanı,

Şehidimin bayrağı,

Şanlı cumhuriyet.

Kimsesizlerin sığınağı,

Halkımım dayanağı,

Özgürlüğün kaynağı,

Kutlu cumhuriyet.

Cumhuriyet

Kan akıttık can verdik,öyle kavuştuk sana

Adın bile veriyor bahtiyarlık insana

Seviyoruz biz seni canımızdan ileri

Atamıza söz verdik,dönmeyeceğiz geri

Eğer birgün uğruna gerekkirse canımız

Damarımızda saklıdır,senin için kanımız

Yaşamak için ölmek davasıdır HÜRRİYET

Yüzbinlerce şehidin adıdır CUMHURİYET…

29 Ekim

Bizle başlar asalet

içimizde hürriyet

Vatanımız Türkiye

Yaşasın Cumhuriyet

Çünkü Atamız kurdu

Yoktan var etti yurdu

Düşmanları korkudan

Terk eyledi hududu

Cumhuriyet Atamızın

Kurduğu eseridir

layık olan yaşasın

Sonsuzluk güneşidir

Seyit Aybek

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

Cumhuriyet Bayramı her yıl 29 Ekim’de ulusça, coşkuyla, kıvançla, onurla kutladığımız en büyük milli bayramımızdır. 29 Ekim’de her yıl yurdumuzun hemen her yerinde, dış temsilciliklerimizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde törenler, fener alayları düzenlenerek, çeşitli sanatsal, kültürel etkinliklerle kutlanır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türk milleti için çok önemli ve değerli bir gündür. Çünkü bugünde, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kurulmuş ve yurttaşlarımız Cumhuriyet yönetimiyle birlikte esasen özünde var olan özgürlük ve eşitlik gibi en temel insan haklarından olan evrensel değerlere kavuşmuş, bu değerleri özümseyerek yaşam biçimine dönüştürmüş, çağdaş bir yapıda yaşamını sürdürmeye başlamıştır. Cumhuriyet bir halk yönetimi şeklidir. Cumhuriyet yönetiminde egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Yüce Atatürk’ün ifade ettiği gibi: “Türk ulusunun yaradılışına ve yaşantısına en uygun olan yönetim şekli Cumhuriyettir.”

Atatürk bu sözüyle, Türk ulusuna yakışan yönetimin Cumhuriyet olduğunu belirtmiştir. Çünkü Cumhuriyet bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik gibi kavramları içinde barındırır. Bağımsızlık, özgürlük ve eşitlik Türk ulusunun önem verdiği unsurlar olduğu için, Türk ulusu ancak bir Cumhuriyet yönetim şekliyle yönetilebilir. Cumhuriyete kavuşmamız tabii ki pek kolay olmamıştır. Cumhuriyet Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra kurulabilmiştir. Atatürk ve arkadaşları, aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz verdikleri mücadeleler ve kazandıkları zaferlerle Cumhuriyeti Türk milletine armağan etmişlerdir. Şehitlerimizin, gazilerimizin armağan ettikleri Cumhuriyet ile Türk milleti bağımsız, özgür ve güven içinde bir yaşama kavuşmuştur. Bu nedenle atalarımızın bizlere bıraktığı Cumhuriyetin anlam ve önemini çok iyi kavramak, Cumhuriyete ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak, onları korumak görevimizi hakkıyla yerine getirmek durumundayız. Türk milletinin en büyük bayramı kutlu olsun. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize esenlikler ve şükranlarımızı sunarız.

Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Sözleriyle Cumhuriyetin değerini en güzel şekliyle vurgulayalım:

• Türkiye devletinin şekl-i hükûmeti cumhuriyettir.
• Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir.
• Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.
• Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.
• Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.
• Türk Milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir
• Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.
• Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.
• Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.
• Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir.
• Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.
• Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak, kendi hakkında kötü fikir besleyenlerin ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak görünüşe düşkün insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz haiz olduğu özelliklerini ve liyakatini hükûmetinin yeni ismiyle medeniyet dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeğe muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.
• Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.
• Gelecek nesillerin Türkiye’de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tespitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.
• Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır.
• Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartıyle her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lâzımdır

Tacizci öğretim görevlisi kamudan çıkarıldı

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesindeki öğretim görevlisine kamu görevinden çıkarılma kararı…

YÖK, kız öğrenciye tacizde bulunduğu iddia edilen Mehmet Akif Ersoy Üniversitesindeki öğretim görevlisinin kamu görevinden çıkarılmasına karar verdi.

SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTI

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde (MAKÜ) bir öğretim görevlisinin kız öğrencilere cinsel taciz bulunduğu iddialarına ilişkin soruşturma başlatılmıştı.

MAĞDUR ÖĞRENCİ TWİTTER’DAN DUYURMUŞTU

Bir üniversite öğrencisinin Twitter’daki hesabından “Arkadaşlar bir konudan bahsedeceğim. Uzun zamandır bu psikolojinin yarattığı hisle yaşayamıyorum. Mehmet Akif Üniversitesi’ndeki öğretim üyelerinden 2 kişi, ben de dahil çoğu kadın öğrenciye taciz ve tecavüz girişiminde bulunmuştur” ifadelerinin yer aldığı paylaşımlar kısa sürede yayıldı.

YÖK KARARINI VERDİ

YÖK Yüksek Disiplin Kurulu’ toplantısının ardından Yüksek Disiplin Kurulu, öğretim görevlisi ile ilgili cinsel taciz iddialarını değerlendirmeye aldı ve rektörlüğün teklif ettiği ‘kamu görevinden çıkarma’ cezasını uyguladı.

, ,

Üniversiteye girişte yetenek sınavları kalktı mı?

Eğitimci Yazar Sadık Gültekin ntv.com.tr’de  yetenek sınavlarının kalkacağı haberinin bir sosyal medya efsanesi olduğunu yazdı. İşte Gültekin’in o yazısı:

‘Yetenek Sınavları Kaldırılamaz!’ etiketi…

Sosyal medyada Trend Topic (TT) oldu…

‘Özel Yetenek Sınavları Tamamen Kaldırıldı!’ türünden…

Daha da iddialı etiketler var!

***

Külliyen yanlış ve yersiz iddialar!

128 yetenek programından…

Hepi topu 14 programda değişiklik yapıldı!

114 farklı programda…

‘Özel Yetenek Sınavı’ ile öğrenci alımı devam edecek…

***

Değişiklik yapılan programlar…

14 bile değil!

Gruplandırdığınızda 5 bölümde değişiklik yapıldı…

***

I-Grup: Çizgi Film…

II-Grup: Grafik, Grafik Resimleme ve Baskı, Grafik Tasarım…

III-Grup: Rekreasyon…

IV-Grup: Spor Bilimleri, Spor Yöneticiliği…

V-Grup: Moda Giyim Tasarımı, Moda Tasarımı, Moda ve Tekstil Tasarımı, Tekstil, Tekstil Geliştirme ve Pazarlama, Tekstil Tasarımı, Tekstil ve Moda Tasarımı…

***

İlginç olan…

Bu programların…

Hem merkezi yerleştirme…

Hem de özel yetenek sınavıyla öğrenci almaları!

Kimi sınavla…

Kimi yetenekle alıyor!

***

Daha da ilginci…

Bu programların bazılarılarında…

Yeteneğe gerek de yok!

Örneğin…

Spor Bilimleri, Rekreasyon, Spor Yöneticiliği, Çizgi Film vb.

Bu programların…

Yetenekle uzaktan yakından ilgisi yok!

Alırsın puanı…

Girersin bölüme…

O kadar!

***

Resim, Müzik, Opera, Drama ve Oyunculuk, Beden Eğitim vb. programlarda…

Özel yetenek ile öğrenci alımına devam ediliyor…

Bu programlarda herhangi bir değişiklik söz konusu değil!

Bu konuda…

Doğru bilgi sahibi olmadan…

Farklı yorumlama ve genelleme yapmak doğru değil!

Kamuoyunda…

Yetenek sınavlarının tamamen kaldırıldığı türünden algı oluşturulması…

Tamamen bilgi kirliliğidir!

Kulaktan dolma haberlerle…

Sosyal medya paylaşımlarında bulunmanın…

Bir bardak suda…

Fırtına koparmanın manası yok!

İŞTE DEĞİŞİKLİK YAPILAN 14 PROGRAM

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 14 yükseköğretim programını, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan bölüm kapsamından çıkardı. Bu bölümler, 2020 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) merkezi yerleştirme ile öğrenci alacak.

10 Ekim Perşembe günü yapılan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Genel Kurulu toplantısında YKS’ye hazırlanan yaklaşık 2,5 milyon öğrenciyi ilgilendiren önemli kararlar alındı.

Öncelikle hukuk fakülteleri için 190 bin olan başarı sırası barajı 125 bine çıkarılırken, başarı sırası barajı olmayan eczacılık ve diş hekimliği bölümlerine de ilk kez başarı sırası barajı getirildi. Eczacılık fakülteleri için en düşük başarı sırası barajı 100 bin, diş hekimliği fakülteleri için en düşük başarı sırası barajı ise 80 bin olarak belirlendi.

ARTIK YKS PUANI İLE YERLEŞECEKLER

Toplantıda ayrıca bugüne kadar özel yetenek sınavı ile öğrenci alan 14 yükseköğretim bölümü ile ilgili de önemli bir karar alındı.

Yükseköğretim kurumlarında bugüne kadar özel yetenek sınavı ile öğrenci alan 14 bölüme, 2020 YKS’de merkezi yerleştirme ile öğrenci yerleştirilmesine karar verildi.

Söz konusu 14 bölüm şöyle

Çizgi Film (Animasyon),

Grafik, Grafik Resimleme,

Baskı,

Grafik Tasarım,

Moda Giyim Tasarımı,

Moda Tasarımı,

Moda ve Tekstil Tasarımı,

Rekreasyon,

Spor Bilimleri,

Spor Yöneticiliği,

Tekstil,

Tekstil Geliştirme ve Pazarlama,

Tekstil Tasarımı, Tekstil ve Moda Tasarımı

Alınan karara ilişkin yazı yükseköğretim kurumlarına, YÖK Eğitim ve Öğretim Dairesi Başkanlığı tarafından ‘ivedi’ olarak gönderildi.

2020 YKS’de artık söz konusu 14 bölüm, merkezi sınav puanı, yani YKS puanı ile öğrenci almaya başlayacak. Bu bölümlere girmek isteyen adaylar artık YKS’de sadece ilk oturum olan Temel Yeterlilik Testi’ne değil, ikinci oturum olan Alan Yeterlilik Testi’ne de hazırlanacak.

, ,

ÖSYM 2020 sınav takvimi belli oldu mu? İşte detaylar…

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasının ardından Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafınca düzenlenen sınavlara katılım sağlayacak milyonlarca öğrencinin gözü 2020 ÖSYM sınav takvimine yöneldi. Bilindiği üzere, LGS, YKS, KPSS, DGS, ALES, TUS ve MSÜ gibi sınavların tarihleri belirlenen takvimde yer alıyor ve öğrenciler de buna uygun çalışma tempolarına yön veriyor. En çok katılımın olduğu sınavlar ise YKS ve KPSS olarak öne çıkıyor. Zira, YKS ile milyonlarca öğrenci yüksek öğretim kurumlarına yerleşirken KPSS ile kamu personeli kapsamında alım yapılıyor.

ÖSYM 2020 SINAV TAKVİMİ BELLİ OLDU MU?

Sizler için hazırladığımız haberimizin detaylarından 2020 ÖSYM sınav takvimi hakkında bilgi edinebilir; merak ettiğiniz bilgileri hızlı ve kolay bir şekilde öğrenebilirsiniz.

İşte, ayrıntılar;

2020 ÖSYM SINAV TAKVİMİ YAYINLANDI MI?

ÖSYM tarafından milyonlarca kişinin merakla beklediği 2020 sınav takvimi henüz yayımlanmadı. Sınav takviminin önümüzdeki haftalar içerisinde açıklanması öngörülüyor.

Bundan dolayı, 2020 yılı KPSS başvurularının ne zaman yapılacağı da belli olmadı. Önümüzdeki yılın takvimi duyurulunca tam hâline haberimizden ulaşabilirsiniz.

2020 YKS BAŞVURULARI NE ZAMAN YAPILACAK?

Tıpkı KPSS de olduğu gibi, 2020 YKS başvuru tarihleri ile ilgili de henüz resmi bir açıklama yapılmadı. 15-16 Haziran 2019’da yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) başvuruları, 12 Şubat-6 Mart 2019’da alınmaya başlandı, sonuçlar ise 18 Temmuz 2019’da açıklanmıştı.

DGS BAŞVURU TARİHLERİ NE ZAMAN?

DGS 2020 başvuru tarihleri de ÖSYM’nin yayımlayacağı sınav takviminin içerisinde yer alacak. Dikey Geçiş Sınavı (DGS) 30 Haziran’da gerçekleştirildi. DGS sonuçları ise 25 Temmuz’da açıklanmıştı.

2020 ALES TARİHİ

ÖSYM 2019 takvimine göre, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2019-ALES/1) 5 Mayıs’ta yapıldı ve sonuçları ise 30 Mayıs’ta açıklanmıştı.

22 Eylül’de gerçekleştirilecek 2019-ALES/2’nin sonuçları 17 Ekim’de, 17 Kasım’da düzenlenecek 2019-ALES/3’ün sonuçları da 12 Aralık’ta ilan edilecek.

2020 YDS SINAV TARİHİ

2020 YDS tarihi henüz belli olmadı. 2019 yılı içerisinde Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2019-YDS/1) 24 Mart’ta, 2019-YDS/2 8 Eylül’de, 2019-YDS/3 ise 1 Aralık’ta yapılacak. Sonuçlar sırasıyla 19 Nisan, 1 Ekim ve 24 Aralık tarihlerinde duyurulacak.

SINAVLARA NASIL ÇALIŞILIR?

Sınava girmek streslidir, fakat çalışma şeklini geliştirerek bu süreci daha kolay atlatabilirsin. Sınavlarına etkili ve verimli şekilde çalışmak, kendini hazırlıksız hissetmeni engelleyerek seni başarıya hazırlayacaktır!

Ders programını gözden geçir.

Sınavlarının ne zaman olacağını ve derslerin kaç kredi olduklarını öğren. Bu tarihleri takvimine veya ajandana işle ki gafil avlanmayasın!

Planlamanı, her sınavdan en az bir hafta önce tekrar yapmaya başlayacak şekilde yap. İdeal olanı, sınav gecesi tüm bilgileri tek seferde öğrenmeye çalışmaktansa, daha öncesinde kısa gözden geçirmeler yapman ve çalıştığın süreyi zamanla arttırmandır.

Dersi derste dinle

Bu çok kolay gibi görünüyor, ancak aslında dersteyken dikkatini verebilmenin sınav zamanı geldiğinde sana çok yardımı dokunur. Bilgiyi öylece “kavrayacağın” düşüncesine kapılma gibi bir hata yapma; aktif bir öğrenici ol. Sınıfın en önünde oturmaya çalış, böylece odaklanman daha kolay olacaktır.

Dikkatli dinle, çünkü öğretmenler çoğu zaman “Bu konunun en önemli noktası…” gibi ipuçları verirler. Veya belirli kelimelere ve konulara vurgu yaparlar. Sınavda iyi sonuç almanın kilit noktası budur. Öncesinde ne kadar bilgi kavrarsan, o kadar az çalışman gerekecektir.

Düzgün notlar al.

Bunu söylemesi yapmasından kolay, fakat düzgün not almayı öğrenmenin çalışma zamanı geldiğinde sana çok yardımı dokunacaktır. Öğretmenin söylediklerini olabildiğince not almaya çalış, fakat not alırken dinlemeyi unutacak kadar dikkatinin dağılmasına izin verme.[1]
Notlarını dersten hemen sonra günlük olarak tekrar et. Bu, taze bilgilerinin pekişmesine yardımcı olacaktır.

Çalışmayı bir alışkanlık haline getir

Çalışmayı çoğu zaman sadece sınavdan önceki gece yapılan uzun ve yoğun bir çalışma seansı gibi görmek kolaydır. Bunu yerine, her gün çalışmaya vakit ayırmayı dene. Bunu bir görüşme veya ders gibi programlamak, alışkanlığını devam ettirme konusunda motivasyonunu korumanı sağlar.

Sınav formatını sor

Öğretmenine sınavın hangi formatta olacağı, puanlamanın nasıl olacağı, ekstra puan şansı olup olmadığını, önemli kısımları vurgulamasının mümkün olup olmadığı ve soruların ağırlıklı olarak nereden çıkacağı gibi şeyleri sor.

Temiz, sessiz ve düzenli bir odada çalış.

Bulunduğun yerde dikkatini dağıtabilecek olan her şeyi uzaklaştır. Çalışma sırasında telefonuna gelen mesajı okumak veya ara sıra sosyal medya hesaplarını kontrol etmek sakıncalıdır.

Işığı aç!

Karanlık bir odada çalışmak tavsiye edilmez. Gece etrafı aydınlat veya gündüz vakti perdeleri aç (camı da biraz aç). İnsanlar daha aydınlık, sessiz ve havadar odalarda daha iyi çalışır ve odaklanırlar.

Televizyonu kapat

Çoğu öğrenci, televizyon açıkken veya arkadaşlarla internette sohbet ederken çalışmak gibi, birçok işi aynı anda yapma konusunda iyi olduklarına inanıyor olsalar da, yapılan araştırmalar insanların çoğu için bunun doğru olmadığını söylüyor.[4] Daha iyi bir çalışma performansı için, televizyon, sözlü ve yüksek sesli müzik gibi dikkat dağıtıcı şeyleri ortadan kaldır. Dikkatini çalışma ve televizyon arasında getirip götürmen, beyninin bilgi alımını öncelemesini çok daha zorlaştırır.

Müziğin senin için uygun olup olmadığına karar ver

Müziğin hafıza performansı üzerine etkisi kişiye göre değişir. Bazı araştırmalara göre, müzik DEB/DEHB’li kişilerde hafıza performansına yardımcı olurken, bu bozukluğa sahip olmayanlarda ise tam tersi bir etki yapıyor. Çalışma performansını arttırma noktasında en etkili müzik türü klasik müzik gibi gözüküyor. Onunla veya onsuz çalışma durumunu kendin tespit etmelisin. Eğer çalışırken müzik dinlemek hoşuna gidiyorsa, kulaklarında yankılanan melodiye değil de, çalıştığın konuya odaklanabildiğinden emin ol.

Eğer kesinlikle müzik dinlemen gerekiyorsa, çalışmanla karışmaması için enstrümantal müzikler dinle.

Diğer seslerin dikkatini dağıtmasını önlemek ve beynini canlı tutmak için doğa sesleri dinle. İnternet üzerinde ücretsiz arkaplan sesleri bulabileceğin çeşitli siteler bulunuyor.
Mozart veya klasik müzik dinlemek seni daha zeki yapmaz veya bilgilerin beyninde kalmasını kolaylaştırmaz, ancak beynini bilgi alımına daha açık hale getirebilir.

Çalışma konularına odaklan

Bu süreçte neyi başarmayı hedefliyorsun? Bir çalışma hedefi belirlemek sana yardımcı olabilir. Çalışma planı oluşturmak da iyi bir fikir. Eğer 5 dersten 3’ü kolaysa ve hızlıca bitirilebilirse, önce onları bitir, böylece endişlenmeden zor derslerine yeteri kadar zaman ayırabilirsin. Ayrıca, sınav notların için bir klasör tutmak düzeni sağlamak açısından iyi bir yöntemdir.

Kendine bir çalışma rehberi yaz

Notlarına göz gezdir ve en önemli kısımları yeniden yaz. Bu, sana daha odaklı bir çalışma yöntemi sağlamakla birlikte, bunu hazırlamak da başlı başına bir çalışmadır! Rehber üzerinde çok fazla zaman harcama: Bunu tekrar gözden geçirmek için de zamana ihtiyacın var!

Notlarını başka formatlarda yeniden oluştur

Eğer bedensel (kinestetik) öğrenen biriysen notlarını yeniden yazmak çok işe yarar. Zihin haritalama bunu yapmanın en etkili yoludur. Ayrıca, bir şeyi tekrar yazarken, ne yazdığını, yazdığın şeyin ne hakkında olduğunu ve neden yazdığını muhtemelen düşüneceksindir. En önemlisi de, bunun hafızanı tazeleyecek olmasıdır. Eğer bir ay önce not almışsan ve bu notların sınavla ilişkili olduğunu öğrendiysen, bunları yeniden yazman sınavda hatırlamanı sağlayacaktır.
Notlarını tekrar tekrar yazmakla kalma. Bu, mevzuyu kavramandansa, yazdığın notları kelime kelime ezberlemene yol açacaktır. Bunun yerine, notlarını oku ve içeriği hakkında düşün (mesela; örnekleri düşün) ve onları kendi kelimelerinle yazıya dök.

Kendine konu hakkında sorular sor

Bu, az önce çalıştığın şeyi hatırlayıp hatırlamadığını anlamanda yardımcı olabilir. Kendine cevap verirken notlarını kelime kelime hatırlamaya çalışma; bu bilgiyi bir cevapta sentezlemek çok daha kullanışlı bir taktiktir.

Cevaplarını, başka birisine açıklıyormuşcasına sesli olarak vermek de yardımcı olabilir.

Önceki sınavları ve ödevleri gözden geçir

Daha önceki sınavlarda yapamadığın sorular varsa, bu soruların cevaplarına bak ve bu soruları neden yapamadığını anla. Bu, eğer çalıştığın sınav işlediğiniz yere kadarsa veya tüm konulardan ise, yani daha önce işlenen konular da dâhilse, özellikle faydalı olacaktır.

Doğru çalışma saatlerini bul

Yorgun olduğunda çalışma. Sabahın ikisine kadar zorlamaktansa, kısa süre çalıştıktan sonra iyi bir gece uykusu çekmek daha iyidir. Uykunu almazsan, çalıştığın şeyleri pek hatırlamazsın ve ertesi gün performansının düşmesi de kuvvetle muhtemeldir.

Olabildiğince erken başla

Aşırı yükleme yapma. Sınavdan önceki gece aşırı yükleme yapmanın verimsiz olduğu ispatlanmıştır, çünkü tek seferde ezberlenmesi imkânsız olan çok fazla bilgiyi alırsın ve bunlar hafızanda tutman aslında çok zordur. Öncesinden çalışmak ve zaman içerisinde bunların üzerinden geçmek gerçekten de konuyu öğrenmenin en iyi yoludur. Bu, özellikle tarih ve teorik konular için geçerlidir.

Her fırsat bulduğunda 15-20 dakika dahi olsa çalış

Bu kısa çalışmalar çok hızlı toparlanırlar! Pomodoro Tekniğini kullanarak 25 dakika yoğun bir şekilde çalış. Bundan sonra 5 dakikalık bir ara ver; bu işlemi 3 kez tekrar et, sonra 30-45 dakika kadar uzun bir ara ver.

Öğrenme tarzına göre çalış

Eğer görsel öğrenen biriysen, resimler kullanmak yardımcı olabilir. İşitsel öğrenen kişiler notları okurken seslerini kaydetmeli ve sonrasında bunu dinlemelidir. Eğer bedensel (kinestetik) öğrenen biriysen, ellerini kullanarak ve hareket ederek konuyu (sesli şekilde) kendine anlat; bu şekilde ezberlemek daha kolay olacaktır.

Konuya uyacak şekilde çalışma tekniklerini ayarla

Matematik gibi konular, çözüme aşina olunması açısından çok fazla problem çözülmesini gerektirir. Tarih ve edebiyat gibi beşeri bilimler, daha fazla bilgi sentezleme ve terimlerin veya tarihlerin ezberlenmesini gerektirebilir.

Ne yaparsan yap, sadece aynı notları tekrar tekrar okumakla yetinme

Gerçekten öğrenmek için, bilgiyi okumanın yanında bilgi türetimi kısmında da aktif rol alman gerekir. Not aldığın şeylerin arasında “büyük resmi” bulmaya çalış veya notlarını bir konsept veya tarihe göre yeniden düzenle.

Öğretmenini düşün

Kendine şunu sor: Öğretmenim sınavda neler sorabilir? Bilmem gereken şeyleri bilmemi sağlamak için odaklanmam gereken konular nelerdir? Öğretmenim beni köşeye sıkıştırabilecek türden ne gibi sorular sorabilir? Bu, çok da önemli olmayan şeylere takılmaktansa, en önemli bilgiye odaklanmana yardımcı olabilir.

Yardım iste

Eğer yardıma ihtiyacın olursa, bu konuları iyi bilen birinden yardım iste. Arkadaşlar, aileden birileri, özel hocalar ve öğretmenlerin hepsi iyi seçeneklerdir. Eğer sana yardımcı olan kişiyi anlayamıyorsan, ondan daha detaylı açıklamasını istemekten çekinme.

Öğretmenlerden yardım istemek senin derse ilgini gösterir ve bu, sınavlarının yanında sana gelecekte de faydalı olabilir. Anlatılanı anlamadığında veya daha fazla bilgiye ihtiyacın olduğunda daima öğretmenine sor. Öğretmenin memnuniyetle yardımcı olacaktır.

Genellikle okullarda ve üniversitelerde, stresle başa çıkmana yardımcı olacak, sınavla ilgili sorulara cevap bulacağın, çalışma yöntemleri gibi konularda sana rehber olabilecek kaynaklar bulunur. Bu kaynakları nasıl kullanacağını öğrenmek için öğretmenine sor veya okulunun İnternet sitesini ziyaret et.

Ara ver

Eğlenmek için de biraz zamana ihtiyacın var ve tüm günü ders çalışarak tüketmektense, kendini rahat hissederek çalışmak daha iyidir! Aralarını ve çalışma zamanını dikkatli şekilde ayarla. Genellikle, 20-30 dakika çalışmak ve sonrasında 5 dakikalık bir ara vermek en etkili yöntemdir.
Eğer tekrar masaya oturmakta zorlanıyorsan uzun, aralıksız bölümler yerine, 20 dakikalık yoğun bir çalışma yap ve her bölümün sonunda 10 dakika ara ver.

Parçaları mantıksal olarak yapılandırdığından emin ol, böylece kavramları bütünüyle hatırlamayı zorlaştıracak şekilde kavramları parçalara ayırmış olmazsın.

Olumlu düşün ama çok çalış

Özgüven önemli; ne kadar az çalıştığına odaklanmak veya sınavda ne kadar kötü alacağını düşünmek başarılı olmak için çalışmaktan seni alıkoyabilir. Lakin, bu çok çalışmaman gerektiği anlamına da gelmez. Kendine güveniyor olsan da çalışman gerekir. Güven sadece başarıya giden yoldaki engelleri uzaklaştırır.

Başkalarıyla çalış

Notları karşılaştırmak veya konuyu anlamayan kişiye yardımcı olmak için arkadaşlarınla kütüphanede çalışma günü ayarla. Başkalarıyla çalışmak, onlara bir şeyler açıklayacağın veya konu hakkında konuşacağınız için eksiklerini tamamlamana ve daha fazla şey hatırlamana yardımcı olur.
Birisinden yardım istediğinde, vaktini şakalaşmalarla boşa harcama. Yaptığın şeye odaklan.

Yardım iste

Eğer bir konuda takıldıysan, bir arkadaşını arayıp yardım istemekten çekinme. Eğer arkadaşların yardım edemez ise, yardım etmesi için bir özel öğretmene danış.

Eğer vaktin varsa, sınavdan önce anlamadığını düşündüğün bir konu olursa, sana bu konuyu tekrar anlatması için öğretmenine ricada bulun.

Sınavdan önceki gece yeterince dinlen

İlkokul öğrencileri iyi bir performans için ortalama 10-11 saat uykuya ihtiyaç duyarlar. Gençler ise genel olarak en azından 10 saat uykuya gerek duyarlar. Yetersiz uykunun biriktiği tespit edilmiştir (“uyku borcu” olarak da bilinir); uzun süredir devam eden kötü uyku alışkanlıklarını telafi etmek için, birkaç hafta ideal uyku ile yeniden en uygun performans yakalanabilir.

Uykudan 5-6 saat önce kafeinli veya uyarıcı maddeler tüketme

(Ancak, eğer doktorun sana belirli bir saatte alınacak uyarıcı bir ilaç yazdıysa, o ilacı uyku saatini dikkate almaksızın saatinde al ve bir şeyleri değiştirmeden önce doktoruna danış.) Bu tür maddeler uyku verimliliğini azaltır, yani yeterli uzunlukta uyusan da, uyandığında dinlenmiş hissetmeyebilirsin.

Sağlıklı ve hafif yiyecekler ye

Yağsız protein, sebze, omega-3 yağ asidi ve antioksidan dolu, dengeli bir kahvaltı yap. Örnek bir kahvaltıda somon füme eşliğinde ıspanaklı omlet, tam buğday ekmeği ve bir muz bulunabilir.

Aperatif bulundur

Eğer sınavın uzunsa ve izin veriliyorsa yanında aperatif yiyecekler bulundur. Kepekli ekmek arası fıstık ezmesi veya hatta bir granola bar gibi kompleks karbonhidrat ve proteinli şeyler, zayıflamaya başladığında konsantrasyonunu arttırmana yardımcı olacaktır.

Sınav salonuna biraz erken git

Sınava başlamadan önce düşüncelerini toparlaman için kendine beş veya 10 dakika ver. Böylece, sınav başlamadan önce yerleşmek ve rahatlamak için yeteri kadar vaktin olur.

Önce bildiğin sorulardan başla

Eğer sorunun cevabını bilmiyorsan, diğer soruya geç ve en son tekrar o soruya dön. Cevabını bilmediğin bir soruya odaklanmaya çabalamak sana zaman kaybettirebilir, bu da sana değerli puanlara mâl olabilir.

Bilgi kartları yap

Dil bilgisi veya İngilizce sınavın varsa, kelime anlamlarını hatırlamak için bilgi kartları hazırlamak yardımcı olacaktır. Bu kartları okula götürebilir ve sınav başlamadan önce bunlara göz gezdirebilirsin.

 

, ,

Okul öncesi eğitim neden önemli?

Eğitim Uzmanı Özcan Mercan, “Çocuğun erken yaşam deneyimleri çocuğun okula, öğrenmeye ve kendi becerilerine dair geliştireceği tutumları belirler ve okul başarısını etkiler” dedi.

Mercan Koleji Yönetim kurulu Başkanı Özcan Mercan, okul öncesi eğitimle ilgili son araştırmaları yorumladı.

Eğitim Uzmanı Özcan Mercan, yaptığı açıklamada, “Bloom’un yaptığı araştırmalara göre 17 yaşına kadar olan zihinsel gelişmelerin yüzde 50’si dört yaşına, yüzde 30’u dört yaşından sekiz yaşına kadar, yüzde 20’si ise sekiz yaşından on yedi yaşına kadar oluşmaktadır. Tüm bu veriler okul öncesi eğitimin etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Zihinsel gelişimin yüzde 50’si ilerleyen yıllarda yüzde 30 ve sonra yüzde 20’si yadsınamayacak kadar önemli bir değerdir ve zihinsel gelişim bireyin okul başarısıyla doğrudan alakalı olduğu için okul öncesi dönemin okul başarısı ile ilişkisi ve tabi bu dönemde verilecek eğitimin de önemi ve etkisi kolayca anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Mercan Koleji Yönetim kurulu Başkanı Özcan Mercan,

Mercan Koleji Yönetim kurulu Başkanı Özcan Mercan, okul öncesi eğitimle ilgili son araştırmaları yorumladı.

TEMEL BECERİLERİ KAZANIR

Okul öncesi eğitimin çocuklara ilköğretime başlamadan önce okulun kendisinden beklentilerine yönelik deneyimleri kazanmasını sağladığına dikkat çeken Mercan, “ Yani okul öncesi eğitim alarak ilköğretime başlayan çocuk öncelikle sosyal bir ortama gireceği için sahip olması gereken, kurallara uyma, kendini tanıma ve tanıtma, duygu ve düşüncelerini uygun bir dille ifade etme, karşıdakini dinleme ve anlama, arkadaşlık kurma gibi sosyal becerileri kazanmış olarak gelir. Ayrıca okuma-yazmaya başlaması için gereken temel kas becerileri, kalem tutma, çizgiler çizme, boyama, kesme-yapıştırma, dinlediğini anlama gibi okuma-yazmaya hazırlık becerilerini kazandırmaya yönelik etkinlikler de okul öncesi eğitim kurumunda çocuğa sunulmuştur. Kısacası okul öncesi eğitimden geçerek ilköğretime başlayan çocuk duyuşsal, bilişsel ve psiko-motor alanlarda kendisinden beklenen temel becerileri kazanmış olarak gelir” şeklinde konuştu.

BEYİN OKUL ÖNCESİ DÖNEM BOYUNCA HIZLI GELİŞİR

Çocukların keşfetmek ve öğrenmek için doğal bir eğilimleri olduğuna parmak basan Mercan, “Öğrenme çok erken yaşlarda başlar ve hayat boyu devam eder. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren, daha okula başlamadan çok önce öğrenmek ve keşfetmek için büyük bir heves duyarlar. Aktif bir şekilde çevrelerini keşfederler, iletişim kurmayı öğrenirler ve çevrelerinde gördükleri şeylere dair fikirler oluşturmaya başlarlar.Okul öncesi dönem beyin gelişiminin ve sinaptik bağlantıların kurulma oranının en yoğun ve hızlı yaşandığı dönemdir. Beyin gelişimi çocuğun bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişimi için güçlü bir zemin oluşturur. Bu nedenle çocuklar özellikle okul öncesi dönem olarak adlandırdığımız yaşamın ilk altı yılında çok hızlı büyürler ve dil, bilişsel, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarında şaşırtıcı bir hızla yetkinleşirler. Böylece çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin ve toplumun üretken bir bireyi olabilmesinin yolu açılmış olur. Beyin okul öncesi dönem boyunca hızlı geliştiği için bu dönem, beynin çevresel etkilere en açık olduğu dönemdir. Bu kapsamda çevre, çocuğun gelişimini ve öğrenme motivasyonunu derinden etkiler. Çocuğun ne kadar keşfedebileceği, neler öğrenebileceği ve hangi hızla öğrenebileceği çocuğun çevresinin ne kadar destekleyici olduğuyla ve çocuğa ne gibi olanaklar sunulduğuyla yakından ilişkilidir” dedi.

YENİ ÖĞRENME FIRSATLARI SUNULMALI

Mercan, daha sonra şunları belirtti: “Çocuğun sağlıklı bir beyin gelişimine sahip olabilmesi için okul öncesi dönem boyunca sağlıklı beslenmesi, zengin uyarıcı bir çevre içinde bulunması ve çocuğa yeni öğrenme fırsatlarının sunulması gerekmektedir. Çevre, uyaranlar bakımından ne kadar zengin olursa çocuk o kadar hızlı gelişir ve öğrenir. Ancak çocuğun ilk yıllarını uyaranların yetersiz olduğu, duygusal ve fiziksel desteğin yeterince sunulmadığı ve yeni öğrenme fırsatlarının yaratılmadığı bir çevrede geçirmesi çocuğun beyin gelişimini olumsuz etkiler. Bu durum ise çocuğun dil, bilişsel, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarında gecikmeler görülmesine, ayrıca davranış problemleri sergilemesine yol açar. Erken yaşam deneyimleri çocuğun okula, öğrenmeye ve kendi becerilerine dair geliştireceği tutumları belirler ve okul başarısını etkiler. Okul öncesi dönemde olumlu deneyimler yaşayan çocuk okula, öğrenmeye ve kendi becerilerine dair olumlu tutumlar geliştirir. Çocuğun erken yaşta olumsuz deneyimler yaşaması ise onun tüm eğitim yaşamını etkileyecek problemler yaşamasına neden olabilir. Okul öncesi çağda olumsuz deneyimleri olan çocuğun öz-değerinin düşük olduğu, okulda ve okul sonrası yaşamda düşük başarı gösterdiği ve daha fazla davranış problemi sergilediği bilinmektedir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi, gelişebilmesi ve öğrenmeye karşı olumlu tutumlar geliştirebilmesi için nitelikli bilişsel uyarıcıların, zengin dil etkileşimlerinin, olumlu sosyal-duygusal deneyimlerin çocuğa sunulduğu ve çocuğun bağımsızlığının desteklendiği bir çevrenin oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Bu ise ancak sağlıklı bir aile ortamı ve nitelikli bir okul öncesi eğitimi ile mümkündür.”

, ,

Doğa Koleji’nden tekvandoda altın madalya

İspanya’da yapılan 2019 Avrupa Gençler Tekvando Şampiyonası’nda, Doğa Koleji öğrencisi Azra Çavuş 44 kg kızlarda altın madalya kazanarak Avrupa Şampiyonu oldu.
45 ülkeden 575 sporcunun mücadele ettiği şampiyonanın ilk gününde birincilik elde eden Doğa Koleji Çerkezköy Kampüsü 10. sınıf öğrencisi Azra Çavuş, şampiyonluk coşkusunu bayrakla tur atarak yaşadı.

Adım adım zirveye tırmandı
Azra Çavuş’un başarı geçmişi 2014 yılında başladı. 2017 yılında Yıldızlar kategorisinde Dünya Şampiyonu, 2018 yılında ise gençlerde Türkiye ikincisi oldu. 2019 Türkiye Milli Takım seçmelerinde de birinci olduğu için İspanya’ya davet edildi ve henüz şampiyonanın ilk gününde altın madalya kazandı.

“Bu başarı hepimizi gururlandırdı”

Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle, “Dünya çapında gerçekleşen şampiyonada öğrencimiz Azra Çavuş, 34 sporcuyla müsabakaya katılarak birincilik elde etti. Şampiyona sonunda İstiklal Marşı’nın okunması, kurumumuz ve Türkiye adına hepimizi gururlandırdı” dedi.

Lüle, “Genç yaşta sportif bir kimlik kazanan öğrencimiz, disiplinli bir çalışma sonucu bu başarıyı elde etti. Öğrencimizi, ailesini ve antrenörlerini tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.

Mehmet Şevket Eygi vefat etti

Gazeteci Yazar Mehmet Şevket Eygi hayatını kaybetti. Milli Gazete 86 yaşındaki yazarının ölümünü böyle duyurdu:

Milli Gazete yazarı Mehmed Şevket Eygi, bir süre tedavi gördüğü hastaneden evine taburcu edilmişti. Bugün tekrar rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Eygi, tedaviye cevap veremedi ve rahmet-i Rahman’a kavuştu.

Eygi’nin yakınlarından Atilla Şentürk’ün milligazete.com.tr’ye verdiği bilgilere göre; Mehmed Şevket Eygi, saat 22.32’de hayata gözlerini yumdu.

Böbrek yetmezliği nedeniyle daha önce de yattığı Eyüp Alibey Hastanesinde vefat eden Eygi’nin cenazesi yarın İkindi namazını müteakip Fatih Camii’nden kaldırılacak.

Uzun yıllar Milli Gazete’de yazılar yazan Mehmed Şevket Eygi’ye Allah’tan rahmet, alemi İslam’a sabırlar diliyoruz.

MEHMET ŞEVKET EYGİ KİMDİR?

Mehmet Şevket Eygi, 7 Şubat 1933 tarihinde Zonguldak’ta dünyaya geldi. Anne tarafından dedesi Kolağası Neşet Bey’in torunu, öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi.

Öğrenimine 1940 yılında Galatasaray Lisesi’nin ilkokul kısmında başladı. Burada ünlü kaleci Turgay Şeren, milletvekilliği yapmış fabrikatör Memduh Gökçen, sınıf arkadaşları oldu. Lise döneminde Abdi İpekçi, Mümtaz Soysal ile birlikte okudu. Fransızcayı mükemmel bir seviyede öğrendiği bu okulda Osmanlı nazırlarından Raşit Erer, Birinci TBMM’de Aydın Mebusu olan Enver Tekand, Orhan Şaik Gökyay, Nihat Sami Banarlı, Ahmet Kutsi Tecer gibi önemli hocalardan ders aldı.

Galatasaray Lisesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

Mehmet Şevket Eygi, son olarak Milli Gazete’de köşe yazarlığı yapmaktaydı.

ESERLERİ

Gıybet İlleti

İslami Konular

Birkaç Yazı

Namazı Dosdoğru Kılmak

Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar

Ehl-i Sünnet’i Savunuyorum

MEHMET ŞEVKET EYGİ’NİN SON YAZISI

Akla dair

Akıl çarşıda pazarda para ile satılmaz. Dünyanın en zengini olsan parayla bir zerre akıl satın alamazsın. Akıllanmanın, aklını geliştirmenin bir tek yolu vardır, o da İslamî eğitimdir. (Gerçek İslamî eğitim, sahtesi yetersizi değil.)

Doğru, gerçek İslam seni akıllı yapabilir. Bu nasıl olur?

1.Bunun için gerçek İslam hocalarından ve üstadlarından ders alman gerekir.

2.Bu hocalar, üstadlar, mürşidler insanların en akıllısı Muhammed aleyhisselamla irtibatlıdır. Üstadları odur. Bu ilmi sana nakl ederler.

3.Aklı geliştirmenin ve olgunlaştırmanın kaynağı Allah’ın kitabıdır. Hocaların, üstadların ondaki ilimleri nasibin ne kadarsa sana kazandırır.

4.Aklın Kitab ve Nübüvvet nuruyla aydınlanınca terakki (ilerleme) başlar.

5.Aklını mantık öğrenerek geliştirebilirsin. Mantık doğru düşünmek, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmek, düşünürken yanılmamak ilmidir. Mantık sistemlerinin en üstünü İslam Mantığıdır. Ehliyetli ve liyakatli hocasını/üstadını bulup bu ilmi tahsil etmelisin.

6.Aklın en büyük aleti ve vasıtası lisandır. Üç yüz kelimelik çarşı pazar sokak iletişim diliyle aklını geliştiremezsin. On binlerce kelimeden ve terimden oluşan zengin edebî lisana vakıf olmalısın.

7.Aklın türleri vardır. Şeytanî akla değil, Rahmanî akla sahip olmalısın.

8.Aklın ana kaynaklarından biri faydalı ve hayırlı kültürdür. Onu edinmelisin.

9.Kültür kuru niyet ve hevesle elde edilmez. Ona sahip olmak iğne ile kuyu kazmak kadar zordur.

10.Aklın gelişmesi, ilerlemesi, yükselmesi, olgunlaşması için irfan sahibi olman gerekir. İrfansız akıl yeterli olmaz. Menzile ulaştırmaz.

11.Bugünkü lâdinî eğitim seni akıllı yapmaz, aksine aklını köreltir.

12.Paralel ve alternatif bir eğitim alman gerekir.

13.Temel kural: Aklı yetersiz olan ehliyetsiz ve liyakatsiz hocalar ve muallimler akıllı öğrenciler yetiştiremez.

14.Resulullaha biatli ve onunla irtibatlı olmayan hocalar sana fazla bir şey kazandıramaz.

15.Dünya kadar ilmin olsa, onun hayata uygulamazsan akıllı olmazsın, akıllı sayılmazsın.

16.Rahmanî akıl Rahman’a, şeytanî akıl şeytana götürür.

17.Kişinin ne mal olduğu, kıymeti, rütbesi, derecesi aklından belli olur.

18.Parası, serveti, zenginliği aklından kat kat fazla. Yandı o adam.

19.Ehl-i dünyanın akılları kıt ve güdük olduğu için ahirete sırt çevirmişler, dünyaya dönmüşler.

20.Akıl dinin kaynağı değildir ama en büyük alet ve vasıtasıdır.

21.Şeytanî, dünyevî akıl ne kadar yüksek olursa olsun, ebedî mutluluğa değil, ebedî felaket ve hasarete (zarar ziyana) götürür.

22.İcazetsiz hocalar ve muallimler seni akıllı yapamaz, aksine akılsız yapar.

23.Kimler akılsızdır: Din sömürüsü yapanlar akılsızdır… Arivistler akılsızdır… Ahireti unutan ehl-i dünya akılsızdır… Yaşamak için yemeyen, yemek için yaşayanlar akılsızdır… Devamlı gıybet edenler, dıştan sofu ve dindar görünseler bile süper akılsızdır… Eviyle, yazlığı ile otomobiliyle, lüks mobilyalarıyla, cep telefonu ile övünenler, böbürlenenler hem akılsız, hem beyinsizdir… Dindar geçindiği halde beş yıldızlı içkili, fuhuşlu mekânlarda konaklayanlar akılsızdır… İhtiyacının çok üzerinde statü için çok pahalı, çok israflı, çok lüks otomobil alanlar akılsızdır… Cemaat tarikat hizip fırka holiganlığı militanlığı yapanlar akılsızdır…

24.Akılsız, bilgisiz, yarı cahil kimseler hizmet ederken İslam’ın ve tasavvufun içini boşaltır, dine ve Ümmete büyük zarar verir.

25.Dinde reform, yenilik, değişim istemek büyük akılsızlıktır. Dinin reforma ihtiyacı yoktur, aklı ve kültürü yetersiz Müslümanların reforma ve ıslaha ihtiyaçları vardır.

26.Sünneti tamamen veya kısmen inkâr, ret ve tekzip etmek büyük akılsızlıktır.

27.İslam feministleri akıllı Müslüman değil, akılsız Müslüman’dır.

28.Aklı yeterli Müslüman mutlaka Ümmet birliği, ittihad-ı İslam ve İmamet şuuruna sahip olur.

29.Kişinin aklını geliştirmek için faydalı, hayırlı, nurlu kitaplar okuması gerekir. Böyle kitapları okuyanlar akıllanır, okumayanların akılları dumura uğrar, güdükleşir.

30.Aklı olmayanın dini de yoktur.

31.Akılsız Müslüman yarı Müslüman’dır.

32.Akılsız Müslüman en başta kendisine zarar verir.

33.Bütün İmanî, İslamî, Kur’anî, Nebevî, Şer’î hizmetleri; akıllı, kültürlü, ahlaklı, ehliyetli, liyakatli, icazetli Müslümanlar görmelidir.

34.Akıllı, kültürlü insanlardan oluşan toplumlar dünya işlerini başarı ile tanzim eder, görür.

35.Hikmetli söz: Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

36.Ne garip bir tecellidir ki, Japonya, Yeni Zelanda gibi gayr-i müslim ülkelerde, İslam dünyasındakinden fazla selim akıl var.

37.Dünyada çeşitli İslam yorumları ve uygulamaları var. Selim akıl, bunlar içinden Fırka-i Nâciye Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in en doğrusu olduğunu anlar ve onu seçer.

Cenab-ı Hak bize akıl, akl-ı selim, ilim irfan, müspet ve faydalı kültür, islamî vizyon nasip etsin. Aksi takdirde işimiz çok zordur. Tembel tembel armut piş ağzıma düş diye beklemeyelim. Aklımızı geliştirmenin, kültürümüzü artırmanın, ilim irfan sahibi olmanın yollarını arayalım, bulalım, gereken dersleri üstadlarından alıp öğrenelim, ne yapmak gerekiyorsa onları yapalım.

.

BES’ten ‘nakit çekme’ olanağı gelecek

Bireysel Emeklilik Sistemi katılımcılarına, kısa vadeli nakit ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkışlarının önlenmesi için birikimlerinin bir kısmını çekme olanağı sağlanacak.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) katılımcıları, sağlık, evlilik, eğitim, mülk sahibi olma gibi ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkmadan birikimlerinin bir kısmını çekebilecek.

TBMM’ye sunulan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı’nda, yurt içi tasarrufların artırılmasına yönelik önemli hedefler yer alıyor.

Buna göre, plan döneminde yurt içi tasarrufların artırılması ve artan tasarrufların imalat sanayisindeki öncelikli sektörlere ve üretken alanlardaki yatırımların finansmanına yönlendirilmesi amaçlanıyor.

Bu kapsamda, uzun vadeli tasarruf yapma eğiliminin güçlendirilmesi ve bireylerin emeklilik gelirlerinin artırılması için kamu emeklilik sistemi dışındaki sistemlere katılım teşvik edilecek. BES katılımcı sayısı, sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde geliştirilecek.

Genç kesimde uzun dönemli tasarrufları cazip hale getirecek şekilde BES’teki mevcut devlet destekleri yaşa göre farklılaştırılacak.

BES katılımcılarının kısa vadeli nakit ihtiyaçları nedeniyle sistemden çıkışlarının önlenmesi sağlanacak. Bu amaçla sağlık, evlilik, eğitim, mülk sahibi olma gibi ihtiyaçlar nedeniyle bireylere sistemden çıkmadan birikimlerinin bir kısmını çekme olanağı tanınacak.

Kıdem tazminatıyla entegre edilecek

Bireysel emeklilikteki otomatik katılım sistemi, sistemde kalış süresi ve fon tutarını artıracak şekilde yeniden düzenlenecek ve bireysel hesaplara dayalı kurulacak Kıdem Tazminatı Fonu ile entegre edilecek.

Sektörün, iş kolu veya meslek esaslı tamamlayıcı emeklilik kurumlarının iyi uygulama örnekleri doğrultusunda geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması sağlanacak. Öncelikli sektörlerde şirket tasarrufları ve verimli kullanımı ilave vergisel teşviklerle artırılacak.

Öncelikli sektörlerdeki şirketlerin nakit sermaye artırımları ilave vergisel düzenlemelerle teşvik edilecek.

İkinci konut ve sonrasına vergisel düzenleme

İkinci ve sonraki konut alımlarında vergileme ve kredi kullanımına ilişkin düzenleme ve uygulamalar gözden geçirilecek. İmar değişikliklerinden kaynaklanan değer artışlarının vergilendirilmesine ilişkin mevzuat ve uygulama güçlendirilecek.

Hane halkı tasarruflarının artırılmasını temin için, borçlanarak harcama yerine harcama öncesinde tasarruf etme davranışı desteklenecek.

Dayanıklı tüketim mallarıyla eğitim, tatil gibi harcama kalemleri için bankalarda harcama kalemi grubuna özel birikim hesapları oluşturulacak ve bu birikimler kullanılarak gerçekleştirilen harcamalarda ilgili ürünler için vergisel teşvikler uygulanacak.

Bu doğrultuda, geçen yıl yüzde 26,5 olan yurt içi tasarrufların gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının plan sonunda yüzde 30,3’e, BES katılımcı sayısının 11,6 milyondan 15,2 milyona, BES fon tutarının da 96,3 milyar liradan 296 milyar liraya çıkarılması hedefleniyor.

Özel sektöre tek muhatap

Planda yer alan cari açığın finansmanına yönelik hedefler doğrultusunda da özel sektör yatırımını kolaylaştıracak temel bir düzenlemenin yanı sıra öngörülebilirliği, şeffaflığı artıracak, yatırımcı güvenini pekiştirecek, aleyhe hükümlerin geçmişe yürümezliğini garanti altına alacak, yatırımların hızlanmasının önündeki engelleri kaldıracak kapsamlı bir mevzuat yenileme çalışması yapılacak.

Yatırımlara ilişkin her türlü bürokratik işlemin kamu idaresi tarafından tek bir muhatap üzerinden daha kısa sürelerde tamamlanmasını sağlayacak düzenleme yapılacak. Yatırımlara ilişkin izin, onay ve ruhsat gibi süreçlerin hızlı, kullanıcı dostu, düşük maliyetli olmasını sağlayacak bilgi sistemi oluşturulacak.

İmalat sanayisinde yüksek katma değer yaratan komple yeni yatırımların ülkeye çekilmesi için aktif tanıtım, müzakere ve özelleştirilmiş teşvik mekanizmaları hayata geçirilecek.

Yabancı emeklilik fonları Türkiye’ye çekilecek

Cari işlemler açığının büyük oranda borç yaratmayan dış kaynaklardan finanse edilmesi sağlanacak, finansman kalitesi artırılacak.

Uzun vadeli yatırım projelerinde vadeye uygun, uzun vadeli uluslararası ortaklık temelli finansman araçları geliştirilecek.

Ülkenin yatırım ortamı detaylı bir programla uluslararası alanda tanıtılacak. Dünyadaki emeklilik fonları başta olmak üzere büyük ölçekli fonların Türkiye’ye uzun vadeli yatırım yapmasına yönelik yeni finansal ürünler oluşturulacak.

Trafik magandası Seydioğlu Baklavaları’nın sahipleri tutuklandı

Pendik’te, içinde hamile kadının bulunduğu araca saldırı olayına ilişkin hakimliğe sevk edilen 2 şüpheli tutuklandı.

Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği, Pendik D-100 Karayolu’nda içinde hamile kadının bulunduğu araca saldırı olayına ilişkin şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel’in tutuklanmalarına karar verdi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Temmuz’da Yunus Emre Bahçıvan ve hamile eşi Ayfer Bahçıvan’ın içinde bulunduğu araca, Pendik D-100 Karayolu’nda seyir halindeyken yol verme meselesi yüzünden önlerini kesen iki kişinin zarar vermesine ilişkin çıkan haberler ve şikayet üzerine harekete geçti. Başsavcılık, Seydioğlu Baklava AŞ sahipleri şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel hakkında “mala zarar vermek” ve “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçlarından soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel, ifadesi alınmak üzere Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezine geldi. Polis merkezindeki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı’na götürüldü. Burada nöbetçi savcıya çıkarılan şüphelilerin ifadeleri alındı.

Savcılık ifadelerinin ardından şüpheli Hasan Sel “kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma”, “mala zarar verme” ve “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, Hüseyin Sel de “kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma” ve “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği, şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel’in üzerine atılı suçlardan tutuklanmalarına karar verdi.

Şüphelilerin emniyet ifadeleri

Şüpheli Hasan Sel’in emniyetteki ifadesinde, Kastamonu’da yaşayan annesinin rahatsızlığı nedeniyle 6 Temmuz’da şirket aracıyla yola çıktıklarını belirterek, kardeşi Hüseyin Sel’in idaresindeki otomobille D-100 Karayolu’nda seyrettiklerini, emniyet şeridini kullanmadıklarını iddia etti.

Olaya konu aracı sollamaya çalıştıklarını belirten Hasan Sel, şunları anlattı:

“Sollarken ani bir şekilde bizim aracımızın önüne doğru geldi. Biz ani fren yapıp durduk. Bir hasar oluşmadı. Bizim aracın sol şoför tarafı yan aynası katlandı. Bir şey olmadığını gördük. Elimizde önemli değil tarzı işaret yaparak yolumuza devam ettik. Bu araç sağ tarafımızdan emniyet şeridini de kullanarak bizim yanımıza geldi. Kendi aracının sol tarafı ile bizim aracımızın sağ tarafına yaklaşarak kasıtlı olarak sağ yan aynamıza çarptı. Sonrasında, aracın şoför mahallinde bulunan kişi camını açarak bize küfürlü sözler söyledi ve dur işareti yaptı. Biz yine acelemiz olduğu için durmadık. Ben elimle ‘Ne var? Hayırdır’ işareti yaptım. Hiçbir şekilde bana küfürlerine karşı, küfürle ya da kötü sözle karşılık vermedim. Biz yolumuza devam ederken bizi durdurma çabaları devam etti. Sonra bizim arkamıza geçerek trafiğin yavaşladığı bir noktada bize arkadan çarptı. Bu aracımıza üçüncü çarpmasıydı.”

Hasan Sel, çarpmanın ardından kendisinin ve kardeşi Hüseyin Sel’in araçlarından inerek diğer aracın başına gittiklerini belirterek, “Biz aracımızdan indiğimizde görüntüye yansımayan tahrik edici el hareketleri yapmaktaydı. Yanına geldiğimde camı açmasını istedim. Camı açmadı. Bana aynamı kırdın diye yan aynasını gösterdi. Ben de o anın stresi ve psikolojik durumu ile istem dışı aynasını kırdım. Sonra aracını bizim araca çarptığı için geçiş mesafesi olmadığı için aracın üzerinden geçmek zorunda kaldım. Bu geçiş esnasında kaput üzerine bastım. Sonra aracımıza binerek yolumuza devam ettik.” ifadelerini kullandı.

Daha sonra Kastamonu’ya rahatsız annesini ziyarete gittiklerini ve haklarında şikayet olduğunu öğrendikten sonra da en kısa sürede geldiklerini anlatan Hasan Sel, “Böyle bir olayın yaşanmasını istemezdik. Ben kesinlikle bayanın hamile olduğunu bilmiyordum. Hamileyim diye bağırmasını araç camları kapalı olduğu için duymadım. Ağır tahrik altında böyle bir olay yaşandı. Bize küfür etmesinden ve aracımıza kasten verilen zarardan dolayı araç sürücüsünden davacı ve şikayetçiyim.” şeklinde konuştu.

Şüpheli Hasan Sel ifadesinde olay sırasında üzerinde bulunan ruhsatlı tabancasını da kendi rızası ile polis merkezine teslim ettiğini bildirdi.

Diğer şüpheli Hüseyin Sel de ifadesinde, annesinin rahatsızlığı nedeniyle kendi idaresindeki araçla yola çıktıklarını, D-100 Karayolu üzerinde dörtlüleri yanar halde seyir halinde olduklarını belirterek, “Acelem olduğu için bazı noktalarda emniyet şeridini kullanmış olabilirim.” dedi.

Diğer araç sürücüsünün trafikte yaşanan olay sırasında kedilerine küfür ettiğini öne süren Hüseyin Sel, “Yapılan küfür içinde bulunduğumuz ruh haliyle bizde ağır tahrik oluşturdu. Ben bu şahsı ‘Yanında ailen var, bayan var, terbiyesizlik yapma.’ diye uyardım. Acelemiz olduğu için durmadık. Küfürlerine küfürle karşılık vermedim. Yolumuza devam ederken bizi durdurma çalışmaları devam etti. Arkamıza geçerek trafiğin yavaşladığı bir noktada bize arkadan çarptı.” ifadelerini kullandı.

Aracın çarpmasıyla durduğunu anlatan Hüseyin Sel, şunları aktardı:

“Bel fıtığından ameliyatlıyım, platin takılı. Çarpma anında belim incindi. Ağrılarım devam etmektedir. Araçtan indiğimde maksadım olayı yatıştırıp onlarla konuşmaktı. Hiçbir şekilde sözlü ve fiili, tahrik edici hareketim olmadı. Olayı yatıştırmak niyetindeydim. Zaten görüntülerde duruşum ortadadır. Araç içindeki bayanın hamile olduğunu bilmiyordum. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerden öğrendim. Olay anında araç camları kapalı olduğu için bayanın söylediklerini duymadım. Böyle bir olay yaşandığı için üzgünüm. Şikayete konu eyleme iştirakim olmadı. Şahsıma yapılan linç kampanyası tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. Bize küfretmesinden ve aracımıza kasten verilen zarardan dolayı araç sürücüsünden davacı ve şikayetçiyim.”

“Maddi ve manevi zararları gidermek isterim”

Şüpheli Hasan Sel savcılıktaki ifadesinde, emniyette verdiği ifadesini tekrar ettiğini belirterek, “Sadece camı açınca derdinin ve sıkıntının ne olduğunu sormak niyetindeydim. Kardeşim bir taraftan bana ‘Gerek yok gel gidelim, boş ver kötü saz sahibinindir.’ şeklinde söylüyordu. Olayın bu aşamaya gelmiş olması nedeniyle bir anlık heyecanla, şahsın aynasına zarar verdim. İki araç birbirine bitişik olduğu için geçmek için diğer aracın kaputuna bastım. O anki psikolojimle kaputta zıpladım. Kesinlikle hamilelikle ilgili bir şey duymadım.” dedi.

Olay sırasında üzerinde bulunan silahın taşıma ruhsatlı olduğunu kaydeden Hasan Sel, “Kesinlikle çıkarmam, teşhir etmem ve elimi belime dahi getirmem söz konusu değildir. Bu olay nedeniyle çok üzgünüm. Tahrik sonucu meydana gelmiştir. Kasten çarpma ve öncesinde hakaretler mevcuttur. Yine de şahısların uğradıkları maddi ve manevi zararları gidermek isterim. Bizim de çoluk çocuğumuz vardır. Ayrıca özür dilemek de isterim.” ifadelerini kullandı.

Şüpheli Hüseyin Sel de savcılıktaki ifadesinde olay sırasında yaşadıklarını anlatarak, şunları kaydetti:

“Eğer camı açmış olsalardı özür dileyip ağabeyimi de alıp götürecektim. İçeriden kesinlikle bir ses duymadık. Ben bayanın olduğu hiçbir araçla diyaloğa kesinlikle girmem. Hamilelik olayını sosyal medyadan öğrendik. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. Maddi manevi zararlarını giderip, özür dilemeye hazırım. Firmamız ve ailemiz bu durumdan zarar görmüştür. Biz de hakaret ve mala zarar verme nedeniyle şikayette bulunduk. Ancak duruma göre şikayetimizi geri çekeriz.”

Bu arada, olaya ilişkin görüntülerin sosyal medyada yer almasının ardından marka isimlerinin yakınlığı nedeniyle yaşanan karışıklığa ilişkin Seyidoğlu Baklavaları’ndan yapılan açıklamada, olayda adı geçen “Seydioğlu” firması ile alakaları bulunmadığı bildirildi.

Şüphelileri kapıda karşılayan Polis Amiri görevinden alındı

Pendik’te araca saldırı olayı şüphelilerini kapıda karşılayan Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi Amiri görevinden alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi D-100 Karayolu’nda meydana gelen olayın şüphelilerinin polis merkezi amirliğine girişi anında basına yansıyan görüntülerle ilgili olarak Pendik Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi Amiri’nin görevinden alındığı bildirildi.

Açıklamada, polis merkezi amiri hakkında idari soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Pendik Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi Amiri’nin, olayın ardından ifade vermek amacıyla polis merkezine gelen şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel’i kapıda karşılaması tepkilere neden olmuştu.

Süreç
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Temmuz’da Yunus Emre Bahçıvan ve hamile eşi Ayfer Bahçıvan’ın içinde bulunduğu araca, Pendik D-100 Karayolu’nda seyir halindeyken yol verme meselesi yüzünden önlerini kesen iki kişinin zarar vermesine ilişkin çıkan haberler ve şikayet üzerine harekete geçmişti. Başsavcılık, Seydioğlu Baklava AŞ sahipleri şüpheliler Hasan Sel ve Hüseyin Sel hakkında “mala zarar vermek” ve “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçlarından soruşturma başlatmıştı. Hasan Sel ve Hüseyin Sel, bunun üzerine ifade vermek amacıyla Pendik Şehit Adil Gözalıcı Polis Merkezi’ne gelmişti.

Seyidoğlu Baklava’dan ihtiyati tedbir talebi

Hamile bir kadının bulunduğu araca saldıran Hasan ve Hüseyin Sel’in sahip olduğu Seydi Oğlu Baklava hakkında Seyidoğlu Baklava mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir kararı istedi.
Pendik D-100 Karayolu’nda içinde hamile bir kadının bulunduğu araca saldıran Hasan ve Hüseyin Sel’in sahibi olduğu Seydi Oğlu Baklava hakkında Seyidoğlu Baklava mahkemeye başvurdu.

Bakırköy 1. Fikri Sinai Hukuk Mahkemesi’ne yapılan başvuruda “Davalı şirketin yetkilileri olan Hasan ve Hüseyin Sel adlı şahıslar, trafikte seyreden ve hamile bir kadın tarafından kullanılmakta olan bir arabanın önünü kesmiş, hakaretler ederek aracın üzerine çıkıp zarar vermiştir. Olayın görüntülerinin sosyal medyada hızla yayılmasının ardından söz konusu fiili gerçekleştiren kişilerin Seydioğlu’nun kurucusu ve yetkilileri oldukları anlaşılmıştır. Kamuoyu nezdinde infial yaratan olay neticesinde isim karışıklığı nedeniyle müvekkil şirketin ticari itibarı ciddi olarak zarar görmüştür” denildi.

Söz konusu olay nedeniyle Seyidoğlu Baklava’nın şubelerinin aranarak çalışanlara sinkaflı küfürler edildiği ve sosyal medya hesapları hedef olarak gösterilerek boykot kampanyası yürütüldüğünün belirtildiği ihtiyati tedbir talebinde, “Davalının markası ile müvekkilin markası arasında yalnızca bir harf farkının bulunması ve davalının markasını müvekkilin markasına yaklaştırarak kullanması nedeniyle vatandaşlar nezdinde karışıklık oluşmuştur. Bu nedenle davalı tarafın, ‘marka tecavüzü’ niteliğindeki eylemleri sabit olup müvekkilin ticari itibarının daha fazla zarara uğramaması ve telafisi zor zararlar meydana gelmemesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek gerekmiştir” şeklinde başvuruda bulunuldu.