Yazılar

,

Başkentin “Güvenlik Öncelikli Anaokulu” açıldı

Fizik ve Matematik öğretmeni genç çiftin Yaşamkent’de, yeşil çim ve organik minik tarım alanları ile kaplı bir ortamda hizmete sunduğu anaokuluna, güvenlik kontrolü olmadan alınmıyor. Edusa Kids Village Anaokulu işletmecisi ve Fizik öğretmeni Bilal Ermergen, 2-6 yaş arası gruba hizmet veren anaokulunda, çocukları beton yapılardan kurtararak,doğal hayatı doyasıya keşfedip yaşamalarını önemsediklerini söyledi. Anaokulu dönemindeki çocukların çok hareketli olduklarını ifade eden Ermergen, “Keşfetmeye, araştırmaya, denemeye çok açıktır ve üstelik tehlike bilincine henüz sahip değillerdir. Çocuklar güvenli olmayan yerlerde her an kaza riski ile karşı karşıyadır. Özellikle de çok çocuğun bulunduğu kreş ve yuva gibi yerlerde bu risk daha da fazladır. Çocukların bizlerin gözetimde olması da bazen kazaları tam olarak önleyememektedir. Buradan yola çıkarak biz, sokak ortası yada cadde üzerinde anaokulumuz olsun istemedik. Yaşamkent Özlükent Sitesi içinde yer alan anaokulumuz, gerek binamızın iç yapısını gerekse girişten itibaren güvenliğini önemseyerek, risklerden arındırılmış bir ortam hazırladık.”

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALMAK KAÇINILMAZ

ABD’ de yapılan istatistikler; 0-6 yaş grubu çocukların uğradığı kazaların yüzde 48’inde, çocuğun bir yetişkinin gözetiminde olmasına rağmen meydana geldiğini gösterdiğini hatırlatan Ermergen, “Sadece bu gerçek bile bize güvenlik önlemleri almanın kaçınılmaz olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Biz de girişten çıkışa kadar anaokulunda gerekli güvenlik önlemleri tam olsun istedik” diye konuştu. Ermergen, ilk kez sosyal ortama giren çocuğun, kendini güvende ve rahat hissedebileceği ve öğretmeni ile sağlıklı bir bağlanma süreci aşayabileceği ortamı hazırlamanın temel öncelikleri olduğunu belirterek, motor becerilerin gelişmesi, özgüven sahibi, mutlu, sorumluluk sahibi, bağımsızlık duygusu gelişmiş, kavramlar arası bağlantı kurabilen, farkındalığı yüksek, özgüveni oturmuş çocuklar yetiştirmek istediklerini bildirdi.

DOĞAL HAYATI DOYASIYA KEŞFEDECEKLER

Matematik öğretmeni Derya Ermergen de, hareketi seven nesiller yetiştirmek istediklerini,çocukları teknoloji bağımlılığından uzaklaştırıp kendi yaş gruplarıyla beraber sosyalleşmelerini sağlamalarını önemsediklerini belirtti.Hareketi, oyunu ve eğitici hobileri erken yaştan itibaren hayatın bir parçası, yaşam tarzı haline getirmeyi planladıklarını anlatan Derya Ermergen, şöyle devam etti:  “Yaşamkentte hizmet veren Edusa Kids’de çocuklar beton yapılardan kurtularak doğal hayatı doyasıya keşfedip yaşıyor. Geniş çim bahçesi  sayesinde rahatça eğlenebileceği bir alan yaratılan anaokulu bahçesinde bulunan küçük bir kısımda, domates salatalık biber gibi ürünlerin çocuklar tarafından yetiştirmekerinin kendilerine sağladığı katkıyı önemsiyor ve organik sağlıklı beslenmeye de yönlendiriyoruz. Çocuklar her ne kadar birey olsalar da birlikte hareket etmenin çok önemli olduğunun farkında olan Edusa Kids, bu kapsamda takım çalışmaları ile onları küçüklükten yetiştirmeyi planlıyor.”

Çocukların merak duygusunu geliştirmek, araştırmacı yetiştirmek,birden fazla dil ile iletişim kurmalarını ve duyarlı birey olmasını sağlamak istediklerini bildiren Ermergen, bunların yanında, özgüven ve özbakım becelerilerini kazandırmak gibi eğitim ilkelerine sahip olduklarını kaydetti. Edusa Kids Village’de her çocuğun öğrenme sürecinin farklı olduğunun bilincinde hareket ettiklerini bildiren Ermergen, bu kapsamda okul öncesi eğitim programlarıyla 2-6 yaş arasındaki çocukları anaokuluna beklediklerini söyledi.

,

Anaokulunda şiddete dava açıldı

İstanbul Tuzla’da özel bir anaokulunda öğrencilere şiddet uyguladığı, kız ve erkek öğrencileri çıplak halde tuvalete götürdüğü iddia edilen öğretmen hakkında “kötü muamele” suçundan 1 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. Tuzla’da özel bir anaokulunda öğretmenin öğrencilere şiddet uyguladığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, müşteki Zeynep Atasever’in 4 yaşındaki oğlu R.M.A., okulun sahibi ve aynı zamanda öğretmenlik yapan Güler Mert’in kendilerine kötü davrandığını, sürekli bağırıp saçını çektiğini söylemesi üzerine anne Atasever’in, hem iş ihtiyacı nedeniyle hem de çocuğunun gözünün önünde olmasını istediği için anaokulunda işe başladığı anlatıldı.

Görüntüleri veli kaydetti

İddianamede, Zeynep Atasever’in 2018 yılının Ocak ayında şüpheli Güler Mert’in çocuklara karşı kötü muamelede bulunduğunu, yarı çıplak vaziyette hep birlikte tuvalete soktuğunu kayıt altına aldığı belirtilirken, videoları diğer velilere gönderdiği kaydedildi.

Çocukları toplu halde çıplak vaziyette tuvalete götürmüş

Zeynep Atasever’in okul yönetimi hakkında şikayetçi olduğunun belirtildiği iddianamede, video kayıtları ve fotoğraflarda şüpheli Güler Mert’in sınıfta ders sırasında öğrencilere karşı sert bir üslup kullandığı, sürekli olarak kızgın ve yüksek ses tonuyla konuştuğu, kız ve erkek öğrencileri kendi aralarında toplu halde tuvalete göndererek alt tarafları çıplak vaziyette tuvaletin önünde sırada beklettiğinin tespit edildiği vurgulandı.

“Güler’e söyleme baba”

İddianamede, müşteki Şener E.’nin 3 yaşındaki oğlu B.E.’nin sürekli el tırnaklarıyla oynaması, altını ıslatması ve bir şey olduğunda “Güler’e söyleme baba” sözlerinden şüphelendiğini söylediği, diğer müşteki Arzu B. ‘nin ise 4 yaşındaki kızının bazı geceler uykusundan kalkarak duvar dibine çöküp “yapma yapma” diye seslendiğini, gördüğü şiddet nedeniyle bu şekilde davrandığını anladığını beyan ettiği belirtildi.

Suçlamaları reddetti

Şüpheli Güler Mert’in ise suçlamaları kabul etmediği kaydedildi. Şüpheli Mert’in 30 çocuğa yönelik “kötü muamele” suçundan 1 yıl 3 aydan 1 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.
İddianamede gönderildiği 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

,

Atabek Koleji’nden lise öğrencileri için aktivite önerileri

Öğrenciler için yapılabilecek çok fazla aktivite bulunmaktadır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus bu aktivitelerin öğrenciye getirdiği kazanımlardır. Zaman kıymetlidir. Bu sebeple seçilecek aktivitelerde zaman – kazanım doğrusu oluşturulup bu yönde karar verilmelidir.

Spor; her daim önemli bir aktivitedir. Olumlu yönleri herkesçe malumdur. Disiplin gerektirmesine karşın çok fazla zaman almayan ve aslında sağlıklı bir yaşam için şart olan bu keyifli aktivite tercih sırasında çoğu zaman ağır basmaktır.

Satranç; tarih boyunca her vakit bir hayranlık duyulan ve insana farklı düşünme ve analiz yeteneği katan bir uğraştır. İyi bir arkadaş ile vazgeçilmez bir aktivete olabilir. Bu oyun hükümdarların dahi vazgeçemediği tutku ile bağlandığı insanın beyninin kareler içerisine yansıması.

Sinema; ayaklarınızı uzatıp tembellik hakkınızı kullanıp aynı zamanda başka kültürleri tanıyıp yahut biranda kendinizi muhteşem bir kurgunun içerisinde bulabileceğiniz bir etkinlik. Ve ucu bucağı olmayan bir umman. Yeniler mi yoksa klasikler mi? İzleyerek bitirmenin mümkünü yok galiba. Yine de fırsat buldukça bu güzel uğraşa eğilim gösterilebilir.

Tiyatro; izlemek ayrı bir keyif olsa da, bir tiyatro oyununda yer almanın keyfi başkadır. Her provada canlandırdığın karaktere bir adım daha yaklaşıyorsun. Alkışları duyuyor musun? Perde açılınca Hamlet seyirciye o alaycı gülümsemesi ile göz atarken, için kıpırdayacak. Emek isteyen fakat emek vermeye fazlası ile değen bir aktivite.

Lise öğrencileri için aktivite önerileri bu doğrultuda çoğaltılabilir. El işleri, müzik, spor yada görsel sanatlar. Mühim olan senin içinden geçen aktiviteyi seçmen.

ATABEK KOLEJLERİ

Atabek Eğitim Kurumları 2009 yılında kurulmuş özel, şahsa ait, karma bir okuldur. Organizasyon içinde, her bir ayrı yasal konuma sahip Anaokulu, İlköğretim Okulu ve Lise olmak üzere üç özel okulu kapsamaktadır. Anaokulunda her bir derslik en fazla on bir (11) öğrenci, ilköğretim okulu ve lisede her bir derslik en fazla yirmi dört (24) öğrenci öğrenim görecek şekilde tasarlanmıştır. Toplam öğrenci kontenjanı 1100’dür.

FİZİKİ İMKANLAR

15 bin m2 arsa üzerine kurulu okulumuzun, 12 bin m2 kapalı alanı bulunmaktadır. Ayrıca çocuklarımızın bahçe oyun alanı da 6 bin m2’dir.
2 adet kapalı bahçe eğitim salonu, 1 adet 650 m2’lik çok amaçlı kapalı spor salonumuz mevcuttur.
Kütüphane bölümümüz 150 m2’dir.
4 bilgisayar laboratuvarı ayrı ayrı düzenlenmiştir.
Ayrıca okulumuzda fizik, kimya, biyoloji ve fen laboratuvarlarımız mevcuttur.
Matematik, tarih ve coğrafya dersleri kendi atölyelerinde işlenmektedir.
Çocuklarımızın eğitim ve öğretiminde iyi bir beslenme önemli yer tutmaktadır. Aynı anda 700 kişinin yemek yiyebileceği bir yemekhanemiz mevcuttur.

KURULUŞ

Okul, adını taşıdığı Atabek Eğitim Kurumları A.Ş. tarafından kurulmuştur.
Atabek Eğitim Kurumları, Cebeci Cad. No:78 – 80 Küçükköy Gaziosmanpaşa/İstanbul adresinde 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında Anaokulu (4-6 yaş) , ilköğretim okulu ve lise 9. Sınıf ile eğitime başlamıştır.
2011-2012 eğitim-öğretim yılından itibaren lisemizin lise 2,3 ve 4. Sınıfları kademeli olarak eğitim-öğretime başlamıştır.
Atabek Eğitim Kurumları T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı özel okullar statüsündedir.

FELSEFEMİZ

Öğrencilerimizi, oluşturulan çağdaş öğrenme ortamında bireysel gelişim özellikleri göz önünde bulundurularak;

Belleği insanlığın yükselttiği çağdaş-bilimsel bilgi, beceri ve değerlerle donatılmış
Toplumsal ilişkilerinde üstün vasıfları nedeniyle öncelikle tercih edilen,
Saygın kişiliğe sahip, kendine güvenen ve ahlaki değerleri yüksek,
Herhangi bir baskının tesiri altında kalmadan özgür hayal gücünün yardımıyla, sevgiyle beslenmiş vicdanı sayesinde, öz bilinicini kullanarak içindeki yaratıcı potansiyeli ortaya çıkaran,
Dünyadaki gelişmeleri takip eden ve her türlü bilimsel gelişmelerin öncüsü olabilecek,
Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş, koruyucusu ve takipçisi olan,
Mükemmeliyet arayışı içinde, aktif, yurtsever bireyler olarak yetiştirmektir.

AMACIMIZ

Eğitim-öğretim sürecine kattığı yeni bakış açısıyla ve ortamıyla yetiştirdiği öğrencilerin üstün nitelikleri ile ülkemizin önde gelen, uluslararası değere sahip saygın eğitim kurumlarından biri olmak ve bu platformda ülkemizi en rekabetçi düzeyde temsil etmektir.

ORGANİZASYON VE YÖNETİM

Atabek Eğitim Kurumları 2009 yılında kurulmuş özel, şahsa ait, karma bir okuldur. Organizasyon içinde, her bir ayrı yasal konuma sahip Anaokulu, İlköğretim Okulu ve Lise olmak üzere üç özel okulu kapsamaktadır. Anaokulunda her bir derslik en fazla on bir (11) öğrenci, ilköğretim okulu ve lisede her bir derslik en fazla yirmi beş (24) öğrenci öğrenim görecek şekilde tasarlanmıştır. Toplam öğrenci kontenjanı 1100’dür.

Atabek Eğitim Kurumları’nda tüm gelir öğrencilerin okul ücretlerinden elde edilmektedir. Okul T.C. hükümetinden veya herhangi bir kuruluştan destek almamakta ve herhangi bir mali kaynak yaratma faaliyetinde bulunmamaktadır.
Okul, Yönetim Kurulu’nun hakimiyeti altında olup, bu kurul tarafından idare edilmektedir. Yönetim Kurulu, Kurucu Ahmet Hamdi Can başkanlığında üç okul müdürü tarafından oluşmaktadır. Kurumdaki üç okul müdürü, finans ve işletme yöneticileri gerekli görüldüğünde Yönetim Kurulu toplantılarına katılmak üzere davet edilmektedirler.

Kurumun idaresinden, T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde eğitim-öğretim faaliyetlerinin planlamasından ve yürütülmesinden nihai sorumlular müdürler, müdür yardımcıları ve kurucu’dur. Yönetim kurulu her dönem iki kez toplanmakta ve okul felsefesine uygun eğitim-öğretim hedeflerine ulaşılmasını sağlamak için politikaları belirlemektedir. Bu politikaların uygulanması ve okulun günlük idaresi okul müdürünün sorumluluğundadır.

Ülkemizdeki tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim ve öğretimle ilgili kanun ve yönetmeliklerindeki ilkeler kapsamında işletilmek zorundadır.
Yönetim Kurulu’nun bu kurulun işleyişinde yol gösteren resmi bir politikalar el kitabı(iç tüzük) bulunmaktadır.

Yönetim Kurulu üyeleri, idareciler ve bölüm başkanları çeşitli konularla ilgili pek çok seminer ve konferansa katılmış durumdadırlar. Ayrıca okulda profesyoneller tarafından verilen idari seminerler de düzenlenmektedir.

Yıl içinde bölüm başkanları ve okul müdürü, her bir öğretmenin sınıf içindeki performansını gözlemleyerek sonrasında gözlemlerini tartışmak üzere ilgili öğretmenle görüşmektedir. İtirazların olması durumunda bunlar görüşülmekte ve dikkate alınmaktadır. Kurumun öğretmenin görevi, yetki ve sorumluluklarına ait kriterler ve ölçümlerden oluşan Öğretmen Performans Değerlendirme sistemi vardır. Öğretmenler göreve ilk başladığında kendilerine ve tüm idarecilere Görev Tanımı, Performans Değerlendirme Kriter ve Yöntemleri yazılı olarak tebliğ edilmektedir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Kanununda matbu olarak belirtilen Öğretmen Ana Sözleşmesi’nde de öğretmen hak ve sorumlulukları belirtilmiştir.

Performansta düşüş açıkça belli olduğunda Yönetim Kurulu’nun beklentilerinin hatırlatıldığı bir yazı gönderilmekte, sonrasında değerlendirme karşılıklı olarak belirlenen bir süre zarfında tekrarlanmaktadır. Performans hala tatmin edici olmayan bir düzeyde olduğu sonucuna varılırsa istihdama son verilmektedir.

ATABEK KOLEJLERİ İLETİŞİM BİLGİLERİ

Adres
Cebeci Cad. No:78-80 Küçükköy
Gaziosmanpaşa / İSTANBUL

İletişim Bilgileri
Telefon -0212 538 10 07
Faks – 0212 538 10 73

E-Posta Adresi
bilgi@atabekkoleji.com

,

Çocuk Gelişimci Şeyma Özdemir: Sevgiyi bilgi ile yoğuran anaokulunu seçin

Çocuk Gelişimci Şeyma Özdemir: Gelişim ve öğrenme sürecinin en verimli dönemi 2-6 yaş dönemleridir. Çocuğun bu dönemde yaşadığı deneyimler, sonraki yaşamının temelini oluşturuyor.

Ebeveynlerin genellikle çocuklarını büyütürken, çocuğun öz bakım becerilerinin kazandırılması aşamasında zorluk çektiklerini belirten Çocuk Gelişimci Şeyma Özdemir, verdikleri okul öncesi eğitimle, çocuklara vücudunu temiz tutma, diş sağlığı, kendi yemeğini yiyebilmesi gibi birçok beceriyi kazandırdıklarını söyledi. Özdemir, gelişim ve öğrenme sürecinin en verimli döneminin 2-6 yaş olduğunu belirtti.

Hamur Çocuk Anaokulu İşletmecisi, Çocuk Gelişimci Şeyma Özdemir, Batıkent Mahallesi’nde faaliyete başlayan anaokulununda mutlu ve özgüvenli çocuk yetiştirdiklerini belirterek, bu sürece varmanın kolay olmadığını, bilgi ve donanımı, anne sevgisi ortaya koyarak, lise hayali olan anaokulunu açmaya karar verdiğini bildirdi. Anaokulu açma hayalinin, lise yıllarından bu yana var olduğunu ifade eden Özdemir, şöyle devam etti:

“Ancak doğru zamanı bir türlü yakalayamıyordum. Evlendim ve ikizlerim dünyaya gelince bu fikrimi ertelemek zorunda kaldım. Çocuklarım biraz büyüyünce anaokuluna gönderdim. Gittikleri yerde ikizlerimin travma yaşamaları üzerine, bir gecede aldığım kararla, bilgimi, vicdanımı ve annelik duygularımı ortaya koyacağım kendi anaokulumu açmalıyım dedim. Çünkü okul öncesi vicdan ve merhamet isteyen bir iştir.”

“Çocuklarımızın sosyal bir hale gelmesine katkı sağlıyoruz”

Okul öncesi eğitime başlamanın belli bir yaşı olmadığını, alıştırarak ve travma yaşatmadan başlamasını öneren Özdemir, “Üç yaşından önce güvendiği bir yetişkinle oyun grubuna veya kreşe gitmesi, sonra yarım gün annesiz okula başlaması ve giderek saatlerin artırılması yani bunu bir sürece yaymak çocuklar için daha yararlı olacaktır. Bu sağlıklı başlangıç sayesinde çocuğa duygusal ve psikolojik zarar vermez, sosyalleşmesini sağlar” dedi.

Anaokuluna gönderirken önce çocuğu tanımak, onun ilgi alanlarını ve anaokulundan beklentilerini bilmek gerektiğini vurgulayan Şeyma Özdemir, şöyle devam etti:
“Ebeveyn olarak okuldan neler bekliyoruz, ihtiyaçlarımız neler, gibi sorulara yanıt vermeli, gerekli ise bir uzmandan destek almalıyız. Çocukla birlikte seçilecek anaokuluna gidilebilir. Anaokulumuzda biz çocuklarımızı öncelikle sosyal bir hale gelmesine katkı sağlıyoruz. Maalesef günümüzde çoğu çocuk evinden dışarıya çıkmak istemiyor ve bilgisayar başından kalkmıyorlar. Bu süreçte anaokulu sayesinde asosyal, yaşıtlarından kopuk bir hayat yerine kendi yaşıtı olan arkadaşları ile etkileşim halinde olup, sağlıklı bir iletişim kurma becerisine sahip olur.”

“Öğrenme sürecinin en verimli ve en hızlı olduğu dönem 2-6 yaş dönemleridir”

Ayrıca, ebeveynlerin genellikle çocuklarını büyütürken, çocuğun öz bakım becerilerinin kazandırılması aşamasında zorluk çektiklerini belirten Özdemir, verdikleri okul öncesi eğitimle, çocuklara vücudunu temiz tutma, diş sağlığı, kendi yemeğini yiyebilmesi gibi bir çok beceriyi kazandırdıklarını söyledi.

Okul öncesi eğitimin çok önemli olduğunu ifade eden Şeyma Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Eğitimin ve öğrenmenin hiçbir zaman yaşı olmasa da, gelişim ve öğrenme sürecinin en verimli ve en hızlı olduğu dönem 2-6 yaş dönemleridir. Çocuğun bu dönemde yaşadığı deneyimler, sonraki yaşamının temelini oluşturuyor. O nedenle bu dönemde alınan eğitim çok kulumuzdaki fiziksel aktivitelerle küçük yaştan spor alışkanlığı kazanır. Bunlara ek olarak, anaokulu sayesinde çocuklar, sorumluluk almayı, kurallara uymayı, özgüven sahibi olmayı, yaratıcılığını, birlikte paylaşım yapmayı, grup olarak hareket etmeyi ve kendini ifade edebilmeyi öğrenir. Hamur Çocuk Anaokulunda işte biz bunu başarıyoruz.”

,

Erken yaşta akademik eğitimin zararları

Erken yaşta akademik eğitim çocuğun keşfetme isteğini azaltıyor…. Erken yaşta akademik eğitim, eğitimin hedeflediği belirli testlerle çocukların puanlarının artmasını sağlıyor. Ancak bu kazanımlar, 1 ila 3 yılda kayboluyor. Form Kolejleri Anaokulu Bölüm Başkanı Gökenay Alp, ilkokula başlayacak çocuğun, böyle bir eğitim için gerekli sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerileri gelişiminin 6 yaştan önce tamamlanamayacağını belirtiyor.

David Weikart ve ekibi tarafından başlatılan bir deneyde, erken yaşta doğrudan akademik eğitim alan grubun 15 yaşına geldiğinde diğer gruba oranla 2 kattan daha fazla sayıda kötü davranışta bulunduğu kaydediliyor. 23 yaşına geldiklerinde ise, olay daha da felaket bir hal alıyor; doğrudan akademik eğitim alan gruptakiler, insanlarla daha fazla çatışıyor ve duygusal bozukluk gösteriyorlardı. İşlenen suç oranları bile bu grupta diğer gruptakinin yaklaşık 3 katı idi. Erken yaşta akademik eğitim, eğitimin hedeflediği belirli testlerle çocukların puanlarının artmasını sağlıyor. Ancak bu kazanımlar, 1 ila 3 yılda kayboluyor ve işin en trajik yanı ilerleyen yıllarda karşımıza çıkıyor. Bu tür akademik eğitim alan çocuklarda sosyal ve duygusal gelişim alanlarında uzun vadeli zararlar gözlemleniyor.

Tüm eğitim hayatı etkilenebilir

Ünlü psikolog Peter Gray, şöyle diyor: “Akademik okulları en güçlü şekilde benimseyen çocuk, sistemi iyi anlar ve acımasızca başarılı olur. Başkalarına yardım etmekten çok başkalarını alt etmekle uğraşır. Yani bencilleşir.” Okul öncesi bir çocuğun saatlerce bir sandalyede oturup masa üzerinde onu bekleyen ve bir türlü anlamlandıramadığı, yapmaktan hiç keyif almadığı bir çalışmayı sadece öğretmeninin verdiği direktiflerle yapmaya çalışırken çektiği sancı, onun bütün eğitim hayatına soğuk bakmasına sebep olacaktır. Form Kolejleri Anaokulu Bölüm Başkanı Gökenay Alp, bu konuda “Okul öncesi eğitimde çocuğa verilen eğitimin, akranları ile ilişkide bulunacağı, öğrencinin merkezde olduğu, keşfetmesine izin verecek, düşündüren etkinliklerle verilmesi daha sağlıklı olacaktır” diyor.

“Çocuğum ilkokula ne zaman başlamalı?”

Kaliforniya Üniversitesi Nörobilim Uzmanı Jay Giedd, 7 ya da 8 yaşından daha küçük olan çocukların beyinlerinin didaktik açıklama yerine aktif keşfe daha uygun olduklarını söylüyor, ki bu ancak Oyun Tabanlı Öğrenme metodu ile gerçekleştirilebilir. Aşırı akademik eğitimin yine büyük sorunlarından biri keşfetme isteğini azaltması, öğrencileri hazır bilgiyi almaya yönlendirmesidir. İlkokula başlayacak çocuğun bu aşama için gerekli sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerinin gelişimi 6 yaştan önce tamamlanamaz. Dürtü kontrol gelişimi küçük çocuklarda henüz tam gelişmediğinden kurallara uymada zorluk çekecek; el göz koordinasyonu, ince – kaba motor gelişimi ve işlevsel düşüncenin tam gelişmemiş olması çocuğu öğrenirken zorlayacaktır. Öz bakım becerilerini daha tam tamamlayamamış çocuk bazen sınıf arkadaşlarının önünde küçük düşecek durumlarla karşılaşacaktır. Oyuna doymamış çocuk ilkokula başladığında hala okula oyuncak ayısını götürmek isteyecektir.

Öğrenmenin içselleştirilmesi çok önemli

Ülkemizde şu an kullanılan, öğrencinin okula hazır olup olmadığını ölçümleyen testlerin birçoğu yıllar önce hazırlanmış ve öğrenciyi mekanik anlamda değerlendiren testler… Testi yapan kişi, test ortamı gibi etkilerle çocuk gerçek anlamda değerlendirilememekte, değerlendirilse bile bu sadece bilişsel anlamda olmaktadır. Doğrudan akademik eğitim alan öğrencinin sürekli not kaygısı veya ödüle ulaşma hedefi yaşaması motivasyonunun tek sebebi olurken içselleştirilmiş bir öğrenme yok denecek kadar azdır. Oysaki şu asla unutulmamalıdır: Bir çocuk ilkokul eğitimine bilişsel anlamda hazır olsa bile duygusal ve sosyal olarak hazır değilse akademik eğitimi boyunca zorlanacak ve hatta bir süre sonra “öğrenme güçlüğü var”, “dikkat eksikliği var” gibi tanımlara maruz kalacaktır. Dolayısı ile akademik eğitime başlamanın yaşını aşağı çekmenin önemli sonucu, kendini başarısız görerek büyüyen güvensiz nesiller yetiştirmek olacaktır.

,

Form Kolejleri: Geleceği okumak teknoloji ile mümkün

Dijital çağın gereksinimlerini karşılamak için, teknolojiyi toplumun bütününe taşımayı misyon edinen eğitim sistemleri öne çıkmaya başladı. Form Kolejleri Kurumsal İletişim Yöneticisi Ebru Uğraşan, “‘Geleceği okumak’ teknolojiyle mümkün. Form Kolejleri olarak öğrencilerimizi topluma tam uyumlu, 21’inci yüzyıl becerilerine sahip, sağlıklı yetiştirebileceğimiz, teknoloji altyapısı güçlü bir eğitim sisteminde yarınlara hazırlıyoruz” diyor.

Günümüzde hayatın her alanını şekillendiren dijital teknolojiler hem kurumlar hem de bireyler için yepyeni fırsatlar sunuyor. Eğitimin bireylere daha fazla imkan sunan, onları başarıya ve mutluluğa götüren hale gelmesinde yöneticiler, öğretmenler, ebeveynler ve öğrenciler temel rol oynuyor. İçinde bulunduğumuz dijital çağın gereksinimlerini karşılamak için ise teknolojiyi toplumun bütününe taşımayı misyon edinen eğitim sistemleri öne çıkmaya başladı.

Günümüzün en popüler eğitim kavramlarından biri olan STEM, disiplinler arası ve uygulamaya yönelik yaklaşımı içeren fen, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi dört önemli disiplinin birbirleriyle entegrasyonunu hedefleyen bir öğretim sistemi. Türkiye’de de gündeme gelen bu yaklaşım, öğrenci ve eğitici becerilerinin teknolojiyle desteklenmesi konusunda da önemli bir adım. Bu eğitim ile yetişen bireyler iş dünyasında var olması beklenen niteliklere daha kolay adapte olabiliyor. Bu bağlamda STEM eğitimi bilimsel alanda önderlik ve ekonomik büyüme için önemli görülüyor.

STEM istihdam gereksinimi yaklaşık 1 milyon kişi

TÜSİAD’ın STEM ile ilgili hazırladığı bir raporda, 2023 yılı için Türkiye’de yaklaşık 34 milyon toplam istihdamın yaklaşık 3.5 milyonunun STEM istihdamı olacağı öngörülüyor. Rapora göre, 2016-2023 döneminde ise STEM istihdam gereksiniminin 1 milyona yaklaşacağı ve bu ihtiyacın karşılanmasında lisans ile yüksek lisans mezunları esas alındığında yaklaşık yüzde 31 değerinde bir açık oluşacağı ön görülüyor.

Form Kolejleri Kurumsal İletişim Yöneticisi Ebru Uğraşan, “Disiplinler arası yaklaşımı sorgulayan, araştıran, üreten ve problem çözme yeteneği yüksek bireyler yetiştirmek için geleceğin eğitim yaklaşımlarını yakından takip ediyoruz. ‘Geleceği okumak’ teknolojiyle mümkün. Form Kolejleri olarak öğrencilerimizi topluma tam uyumlu, 21’inci yüzyıl becerilerine sahip, sağlıklı yetiştirebileceğimiz, teknoloji altyapısı güçlü bir eğitim sisteminde yarınlara hazırlıyoruz” diyor.

FORM KOLEJLERİ

Form Kolejleri, 2017 -18 eğitim sezonunda; Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve Lise seviyesinde, biri İstanbul Sultangazi diğeri de İzmir Bornova’da hizmete giren iki eğitim kampüsüyle, özel eğitim sektörünün en yeni kurumsal zincir yatırımıdır.

Geleneksel eğitim yaklaşımlarına karşın füturistik bir sistem anlayışını zihinlere yerleştirirken, bu olguyu mimari olarak da inşa eden Form Kolejleri, “Geleceği Okumak” sloganı altında kurumsallaştırdığı vizyonu ile yarınlara dokunmaktadır.

Çünkü, eğitimin mutlak hedefi yarınlardır. İletişim çağının inanılmaz hızıyla senkronize olmuş zihinsel gelişim endeksleriyle bildiğimizden çok farklı bir yarına hazırlanan nesillerin, en temel handikapları olan bireysel bir varoluş çabası içerisinde, sanal olarak sosyalleşirken toplumsal reel bağlarının giderek zayıflamasıdır.

Eğitimin en temel görevi olan “çağdaş bir topluma tam uyumlu ve sağlıklı bireyler yetiştirmek” amacıyla kurulan ve füzyon yani birleşme kavramı altında tüm eğitim sistemini kurgulayan Form Kolejleri; Akademik Form, Sosyal Form, Tematik Form ve Sanal Form gelişim programlarıyla özgün ve alternatif bir gelecek sunmaktadır.

FORM KOLEJLERİ İLETİŞİM BİLGİLERİ

İSTANBUL
Sultangazi Kampüsü

Sultançiftliği Mah. Eski Edirne Asfaltı Cad. No:455 Sultangazi – İstanbul
+90 212 476 90 90

KOCAELİ
Gebze Kampüsü

Köşklüçeşme Mah. İstanbul Cad. No: 101 Gebze/Kocaeli
+90 262 644 83 83

İZMİR
Bornova Kampüsü

Evka 3 Mah. 126. Sokak No:19 Evka3 Bornova – İzmir
+90 232 373 73 73

Çiğli Kampüsü

Aydınlık Evler Mahallesi 6782/3 SOKAK NO:1 Çiğli / İzmir
+90 232 370 58 58
info@fuzyonkolejleri.com

,

İstanbul Bilim Koleji Anaokulu’nun yıl sonu gösterisi

İstanbul Bilim Koleji Anaokulu’nun minik öğrencileri eğitim dönemi başında ilgi alanlarına yönelik seçmiş oldukları kulüplerde yıl boyunca aldıkları eğitimin meyvesini sergilediler. Minikler, yıl sonunda elde ettikleri başarılı performansları kulüp etkinlikleri programında keyifle sergilerken, özgüven gelişimlerini desteklediler.

İstanbul Bilim Koleji Anaokulu’nun minik öğrencileri eğitim dönemi başında ilgi alanlarına yönelik seçmiş oldukları kulüplerde yıl boyunca aldıkları eğitimin meyvesini sergilediler.

İstanbul Bilim Koleji Anaokulu’nun minik öğrencileri eğitim dönemi başında ilgi alanlarına yönelik seçmiş oldukları kulüplerde yıl boyunca aldıkları eğitimin meyvesini sergilediler.

İstanbul Bilim Koleji Anaokulu’nun minik öğrencileri eğitim dönemi başında ilgi alanlarına yönelik seçmiş oldukları kulüplerde yıl boyunca aldıkları eğitimin meyvesini sergilediler.

İstanbul Bilim Koleji Anaokulu’nun minik öğrencileri eğitim dönemi başında ilgi alanlarına yönelik seçmiş oldukları kulüplerde yıl boyunca aldıkları eğitimin meyvesini sergilediler.

BİLİM KOLEJİ’NDE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NASIL?

Kolejin internet sitesinde okul öncesi eğitime ilişkin şu bilgiler yer alıyor:

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNE BAKIŞ AÇIMIZ

Okul Öncesi eğitimini, tüm kademelerin başı olarak kabul ediyoruz. Büyük adamlar ve iyi insanlar yetiştirmenin temelini oluşturduğumuza inanıyoruz. Fakat zamanın getirdiği değişimler, toplumumuza istediğimiz ölçüde doğru yansımıyor. Ahlaki kırılmanın olumsuz etkilerinin toplumumuza yansıdığını, çocuklarımızın bu gelişmelerden olumsuz etkilendiklerini görüyoruz. Farklı yaklaşım ve sistemlerimiz ile sistemli bir eğitim düzeni, manevi zekâ uygulamaları ile değerler eğitimin benimsedik. Bu hedefler doğrultusunda okul öncesi eğitimimizi yapılandırdık. Çocuklarımıza kattığımız değerler bizim için çok önemlidir. Okul öncesi uygulamalarımızda en önemli hedefimiz hayatta başarılı olacak insanlar yetiştirmek. Çünkü önemli olan;

“Okul başarısı değil, hayat başarısıdır.”

OKUL ÖNCESİ DÖNEMİN ÖNEMİ

Çocukların keşfetmek ve öğrenmek için doğal bir eğilimleri vardır. Öğrenme çok erken yaşlarda başlar ve hayat boyu devam eder. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren, daha okula başlamadan çok önce öğrenmek ve keşfetmek için büyük bir heves duyarlar. Etkin bir şekilde çevrelerini keşfederler, iletişim kurmayı öğrenirler ve çevrelerinde gördükleri şeylere dair fikirler oluşturmaya başlarlar.

Okul öncesi dönem beyin gelişiminin ve sinaptik bağlantıların kurulma oranının en yoğun ve hızlı yaşandığı dönemdir. Çevre, çocuğun gelişimini ve öğrenme motivasyonunu derinden etkiler. Çocuğun ne kadar keşfedebileceği, neler öğrenebileceği hangi hızla öğrenebileceği çocuğun çevresinin ne kadar destekleyici olduğuyla ve çocuğa ne gibi olanaklar sunulduğuyla yakından ilişkilidir.

Ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan araştırmalar, erken çocukluk eğitiminin çocuklar, aileler ve toplum üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin,

17 yaşına kadar olan zihinsel gelişmenin;

% 50’si 4 yaşına,

% 30’u 4 yaşından 8 yaşına,

% 20’si ise 8 yaşından 17 yaşına kadar oluşmaktadır ve sadece bu bilgi bile okul öncesi yıllarının önemini gözler önüne sermeye yetmektedir.

DEĞERLER EĞİTİMİ KONULARIMIZ

– Sorumluluk

– Yardımseverlik

– Adalet

– Dostluk

– Doğruluk

– Sabır

– Saygı

– Özdenetim

GEZİLERİMİZ

– Tiyatro (Ayda bir kez)

– Halk Ekmek Fabrikası

– Pelit Çikolata Fabrikası

– Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi

– Santral İstanbul

– Oyuncak Müzesi

– Rahmi Koç Müzesi

– Oyuncak Atölyesi

– Uçurtma Müzesi

– Trafik Eğitim Parkuru

,

Üç Renk Kolejleri’nde okul öncesi eğitim

Üç Renk Kolejleri okul öncesi eğitimde de iddiaalı: “Anaokulu bir bireyin okulla ilk tanışması… Bu aşamada verilen sevgi, okul öğesinin öğrencide bıraktığı iz ve öğretmenlerine bakış açısı öğrencinin bütün eğitim hayatını etkiliyor. Ayrıca Anaokulu, öğrencinin tüm eğitim hayatının temeli. Bu temeli sağlam atmak ve ailesinde yaşadığı güveni, sevgiyi eksiksiz okulda da devam ettirmek için Üç Renk Kolejleri Anaokulu’nda geleceğe Beyefendiler ve Hanımefendiler hazırlıyoruz.” Peki bunu nasıl yapıyorlar? İşte cevapları:

Yabancı Dil Eğitimi

“Okul öncesi eğitimde yabancı dil için hazırlık çalışmalarını öğrencinin yaş grubuna uygun çekilde oyun ve eğlenceli materyallerle uyguluyoruz. Kelimeler, hayattan kalıp diyaloglar, şarkıların oyunların içine gizlenmiş materyaller yabancı dil eğitiminde öğrenciyi ilkokula hazırlıyor.”

Dans ve oyunla eğitim.

“Anaokulunda öğrencinin isteği her zaman oynamak ve eğlenmektir. Bilgileri “çocuğun istediği şekilde” oyun ve eğlenceli faaliyetlerle öğretiyoruz. Dans ve ritm algısı öğretileri, öğrencimizin gelecekteki sosyal ve kaliteli olması gereken hayatı için atılan en önemli adımlar.”

Yetenek keşfetme ve yönlendirme.

“Kişisel gelişimde bireyin yetenek ve yatkın olduğu alanların bilinmesi verilecek eğitimde verimi arttırır. Gelecek için ek faaliyetler belirlenmesini sağlar. Belirlediğimiz bireysel yetenekleri ve yatkın olduğu alanlarla öğrencilerimizi eğitiyor ve geleceğe hazırlıyoruz.”

Sevgi odaklı mutlu eğitim.

“Öğrenci ailesiyle geçirdiği aktif zamandan çok bizimle beraber oluyor. Verdiğimiz eğitimle öğrenci koşarak okuluna gelmeli ve okulda geçirdiği her anda mutlu olmalı. Öğretmenlerimizin hepsi öğrenciye hissettirdiği sevgisiyle daha verimli ve kaletili öğrenmeyi sağlıyor.”

Matematik ve Fen çalışamaları.

“Branşların temel başlıklarında yer alan Fen ve Matematik hayatın içinden senaryolar ve oyunlarla öğrencilerimize, onlar farkında olmadan eğlenceli şekilde veriliyor. Söyledikleri şarkıda sayıları, bir çok faaliyette temel fen kuramlarını öğreniyorlar.”

Müzik ve Sanat eğitimi.

“Gerek yaptıkları faaliyetlerde gerek aldıkları teorik eğitimde, müzik resim gibi alanlarla içi içe oluyor aynı zamanda sanat dallarına bakış açısını da kültürel anlamda geliştiriyoruz. Öğrencilerimiz ilerideki tercihlerine göre iyi bir müzisyen olmaya temel oluşturduğu gibi iyi bir müzik dinleyicisi de olmaya hazırlanıyor.”

İSTANBUL MALTEPE KAMPÜSÜ

ADRES

Zümrütevler mh. Nazmi İlker Sk.No:12 Maltepe / İstanbul

TEL: +90 216 459 16 16
FAX: +90 216 459 16 17

info@ucrenkkolejleri.k12.tr

KOCAELİ ÇAYIROVA KAMPÜSÜ

ADRES

Şekerpınar Mah. Meltem Sk. No:2 Çayırova / KOCAELİ

TEL: +90 262 653 13 13
FAX: +90 262 653 13 12

info@ucrenkkolejleri.k12.tr

Şehirlerin sembolleri elma tablolarını renklendirdi

Türkiye’nin dört bir yanındaki anaokulları, elmasıyla ünlü Amasya’da bir anaokulunun düzenlediği projeyi şehirlerinin sembollerinden oluşan elma tablolarıyla renklendirdiler. Amasya Vedia Zeren Anaokulunun düzenlediği ‘Yarım elma gönül alma’ adlı proje için gönderilen davet üzerine 50’den fazla ildeki öğretmenlerle öğrencileri kollarını sıvayıp etkinliği katıldılar. Orduluların fındık, Gazianteplilerin fıstık, Malatyalıların kayısı, Çorumluların Hitit güneşi ve leblebi, Konyalıların da semazenlerle şekillendirdiği elma görünümlü tablolarında bulunduğu eserler bir alışveriş merkezinde sergilendi. Yoğun ilgi gören serginin açılışına İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Hüseyin Güneş de katıldı. Okul müdürü Fatma Özcan, projelerine renk katan okullardaki meslektaşları ile öğrencilerine teşekkür etti.

,

Kreşte 4 çocuğa şiddete 20 bin lira ceza

SAMSUN’da özel bir kreşte görevli öğretmen ve yönetici Büşra Öğrek’in çocuklara şiddet uygulayıp, kötü muamelede bulunduğu iddiasıyla bir velinin şikayeti üzerine açılan dava sonuçlandı. Mahkeme, 4 çocuğu kasten yaralama suçundan Öğrek’e mağdur sayısınca 4 kez 250 gün karşılığı toplam 20 bin TL para cezası verdi. Öğrek ile yargılanan 2 kreş çalışanı ise suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeye teşebbüs suçundan 3 ay 22’şer gün hapis cezasına çarptırıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

ELEKTRİKÇİ BABA TESADÜFEN FARK ETTİ

Olay, 13 Mayıs 2016’da meydana geldi. Atakum ilçesinde özel bir kreşte iddiaya göre olay tarihinde 3 yaşında olan E.Y.’nin elektrik işleri yapan babası Mesut Y., okul idaresinin talebi üzerine içindeki kameralarda sorun olup olmadığına bakmak için sisteme girdiğinde, kamera kayıtlarını inceledi. Bu sırada görevli öğretmen ve yönetici olan Büşra Öğrek’in aynı gün oğluna şiddet uyguladığını gördü. Kamera kayıtlarını geriye doğru taradığında başka çocukların da benzer duruma maruz kaldığını gördü. Kreşten dönen E.Y. de babasına öğretmeninin sopayla bacaklarına vurduğunu söyledi. Bunun üzerine Mesut Y., Atakum Denizevler Polis Merkezi’ne giderek şikayette bulundu, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden oğlu için sağlık raporu aldı. Olayın duyulması sonrasında yaklaşık 30 aile, çocuklarını kreşe göndermedi. Samsun Cumhuriyet Savcılığı tarafından kreş çalışanları Büşra Öğrek, Müge Biran, Güldem Kaya hakkında soruşturma başlatıldı. Kreş, olaydan 4 gün sonra Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından kapatıldı.

KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN

Samsun 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 24 Ekim 2017’de sonuçlandı.  Mahkeme Büşra Öğrek’i mağdurlar E.Y., S.E.O., E. A. ve E.G.’ye yönelik olarak kasten yaralama suçundan mağdur sayısınca 4 kez 250 gün karşılığı toplam 20 bin TL para cezası ile cezalandırdı. Mahkeme, Müge Biran ve Güldem Kaya’yı ise suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeye teşebbüs suçundan 3 ay 22’şer gün hapis cezasına çarptırıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

MAĞDURUN BABASI: CEZA TATMİN EDİCİ DEĞİL

Baba Mesut Y. mahkemenin daha ağır bir ceza vermesini beklediklerini söyleyerek, “Ceza çok da tatmin etmedi. Yinede ceza verilmesi caydırıcı olması bakamından iyi. Böyle üzücü olayların bir daha tekrarlanmaması açısından bir örnek olacağını düşünüyorum. Oğlum olay tarihinde 3 yaşındaydı. Hala psikolojik etkilerini atlatmış değil. Kreşin önünden her geçtiğinde bana ‘Beni burada dövdüler’ diyor. Yaşadığı travmayı hala atlatmış değil. Hırçınlık var, korkusu var. Hem oğlumuz hem aile olarak zor bir dönem yaşadık. Bu ceza mutlaka bunun karşılığı değil ancak bir ceza almaları da bizim için çok önemliydi. Bunun peşini bırakmayacağız. Bu kişiler hakkında ayrıca bir de manevi tazminat davası açacağım” dedi.