Yazılar

,

Bakan Selçuk, velilere seslendi: Size düşen görev öğretmen olmak değil

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, velilere seslendi: – “24 saat
anne babalık yapmamız gereken bir durumda, anne babalığı belki yeniden öğrenmek,
yeniden hatırlamak gerekecek”

– “Çocuklar anne babalarını öğretmen rolünde
gördüğünde çoğu zaman olumsuz tepki veriyorlar. Anne babanın belki koç, mentor,
antrenör gibi olması daha uygun”

– “Canı sıkılan çocuk arayış içine girer,
merakının peşine düşer, fikir üretmeye çalışır, kitap karıştırır. Can
sıkıntısından dolayı yüzlerce, binlerce sanat eseri, binlerce bilimsel buluş
çıkmıştır”

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, TRT EBA kanallarında
yayınlanan veli kuşağı “BİZDEN”in ilk bölümünde velilere seslendi.

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle dünya tarihinde daha önce
karşılaşılmadık bir dönemin yaşandığına dikkati çeken Selçuk, bu sürecin anne
babalar için de zor olduğunu söyledi.

Çocuklarla vakit geçirmeye zaman bulamazken birdenbire 24 saat kapalı
şekilde evde onlarla beraber olmanın kolay olmadığını belirten Selçuk, “Bu süreci
verimli gerçekleştirmek ayrı bir konu. 24 saat anne babalık yapmamız gereken bir
durumda, anne babalığı belki yeniden öğrenmek, yeniden hatırlamak gerekecek.”
değerlendirmesini yaptı.

Çocukların ve anne babaların koronavirüs salgını gibi zorlu dönemlerde
problemlerle başa çıkma, dayanışma, bir araya gelme konusunda becerilerini
artırarak geliştirebileceklerine işaret eden Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocukların yaşına göre bu durumla baş etme farklılaşıyor ve konuya
farklı tepkiler veriyorlar. Problem aynı olmasına rağmen probleme yaklaşım ya da
tepkide farklılık söz konusu. Kimi çocuk, değişimi ve değişikliği mücadele
fırsatı olarak görürken kimi çocuk da değişimi tehdit olarak algılıyor ve başa
çıkmakta zorlanıyor. Böyle bir durumda bizim işin zor taraflarını gördüğümüz gibi
iyi taraflarını da görmemiz ve çocuğun mizacına göre konuya nasıl yaklaşacağımız
konusunda kafa yormamız gerekecek.”

– “Kovid-19’un ruh sağlığıyla ilgili boyutu çok önemli”

Selçuk, Kovid-19 salgınının fiziksel sağlığı tehdit ettiğini dile
getirerek, “Fakat fiziksel sağlığın ötesinde Kovid-19’un ruhsal sağlığımızla
ilgili bir boyutu var ki bu çok önemli.” dedi.

Kapalı kalma sonucu çocuklarda bazı ruhsal belirtilerin bulunup
bulunmadığına dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Selçuk, büyük çocuklarda bazen
altını ıslatma, parmak emme, uyuyamama ya da çok uyuma, kabus görme gibi uyku
sorunları, karın ağrısı, odaya kapanma, boş vermişlik gibi olumsuz belirtilerin
ortaya çıkabileceğini anlattı.

Bu durumlara dikkat edilmesi, gerekirse bir uzmana danışılmasının
önemine dikkati çeken Selçuk, rehber öğretmenlerce velilere yönelik psikososyal
destek hizmetlerinin başlatıldığını hatırlattı.

– “Velilere düşen, bir öğretmen olmak değil”

Çocukların eğitimine daha fazla yardımcı olabilmek için anne babaların
rollerinin de değiştiğini, bir öğretmen gibi hareket etmek zorunda kaldıklarını
dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:

“Sizlere düşen şey elbette bir öğretmen olmak değil, onların öğretmeni
var ve okullar açıldığında da eğitime öğretime devam edeceğiz. Çocuklar anne
babalarını öğretmen rolünde gördüğünde çoğu zaman olumsuz tepki veriyorlar. Anne
babanın belki koç, mentor, antrenör gibi olması daha uygun. Antrenör, sporcunun
başarılı olması için ortamı hazırlar, düzenler, ihtiyaçları takip eder, gözetir.
Aynı şekilde ebeveynlerin de bu iletişimi kurmalarında fayda var. Hiçbir antrenör
oyuncusunun yerine maça çıkmaz. Maça oyuncu çıkar, çocuklar da ödevini kendi
yapar, dersini kendi çalışır. Anne babaların da desteği ve ‘biz buradayız’
ifadesi gündemdedir.”

Bakan Selçuk, çocukların bu süreçte arkadaşlarıyla bağlantısının
kesilmemesi için görüntülü ve sesli konuşma yoluyla görüşmelerinin uygun
olacağını da söyledi.

Öğretmenlerin de bu sürecin içinde yer almasının şart olduğunu
vurgulayan Selçuk, “Bu nedenle öğretmen arkadaşlarımıza sıklıkla öğrencilerini
takip etmeleri konusunda hatırlatmalar yapıyoruz.” dedi.

– “Sınır olmazsa çocukların kişiliği gelişmez”

Sınır olmazsa çocukların kişiliğinin gelişmeyeceğini, mutlaka sınıra
ihtiyaçları bulunduğunu dile getiren Ziya Selçuk, geniş bir çemberde çocukların
hareket alanını belirledikten sonra onları teşvik etmek, gösterdikleri çabayı her
zaman değerli bulmak ve desteklemek gerektiğini belirtti.

Bakan Selçuk, anne-baba-çocuk arasındaki ilişkilerde neler yapılması
gerektiğiyle ilgili hazırladıkları kitapçığın yakında çıkarılacağını ve tüm
velilere ücretsiz dağıtılacağını bildirdi.

Aileyi, “atom modeli”ne benzeten Selçuk, atomun çekirdeğinde proton,
nötron yani anne ve babanın bulunduğunu, atomun çevresindeki halkaların da
çocuklar olduğunu anlattı. Bakan Selçuk, “Ama şimdi yapısı değişmiş, çocuklar
atomun merkezine oturmuş ve oradan artık tahakküm ediyorlar. Anne, baba da
pervane olmuş, etrafında elektronlar gibi dönüyorlar. Yer değiştirmişler sanki.
Zamanımızdaki bu aile modeli ve çocukların durumu biraz dikkat etmeye değer.”
diye konuştu.

– “Çocuk küçükken ne kadar çok korunursa büyüyünce o kadar zayıf olur”

Ailelerde artık daha çok koruyucu tutum görüldüğüne dikkati çeken
Selçuk, “Ama şunu unutmamak lazım, bir çocuk küçükken ne kadar çok korunursa
büyüyünce o kadar zayıf olur. Çocuğun kendi başına ayakta durması, zorluklar,
yokluklar görmesi, düşüp kalkması, ağlaması ve zorlanması gerekir ki hayata daha
güçlü atılsın.” uyarısında bulundu.

Selçuk, çocuklar adına bütün problemlerin önceden çözülmesi, önündeki
her engelin kaldırılması halinde çocuklardaki problem çözme becerisinin
gelişmeyeceğine işaret etti.

“Hayatta zorluk görmeyen çocuğun güçlenmesi de mümkün olmayacaktır.”
diyen Ziya Selçuk, çocukların problem çözmesine fırsat vermek, her şeye müdahale
etmemek, aşırı koruyucu davranmamak gerektiğini vurguladı.

– Canı sıkılan çocuk merakının peşine düşer

Çocukların canlarının sıkılmasına da fırsat verilmesi önerisinde
bulunan Selçuk, “Canı sıkılan çocuk arayış içine girer, merakının peşine düşer,
fikir üretmeye çalışır, kitap karıştırır. Can sıkıntısından dolayı yüzlerce,
binlerce sanat eseri, binlerce bilimsel buluş çıkmıştır.” şeklinde konuştu.

Çocuklarla ev içinde yapılabilecek yüzlerce öneriyi sunduklarını,
yayınladıklarını hatırlatan Selçuk, tüm telefonlardan ücretsiz indirilecek
uygulama olan “eğitim takvimi” içinde de 365 gün çocuklarla neler yapılabileceği,
hangi oyunlar oynanacağı, hangi bilimsel çalışmanın yapılacağı, kelimelerin
düzgün yazılışı, günün güzel sözü gibi etkinliklerin bulunduğunu anlattı.
Velilerin ayrıca Eğitim Bilişim Ağı’na da bakabileceklerini belirten
Selçuk, burada da her yaş grubuna ait etkinliğin, çizgi filmlerin yer aldığını
aktardı.

Milli Eğitim Bakanlığı olarak her şeyi akademik dersler olarak
görmediklerini, çocukların evde sanat ve sporla da uğraşması gerektiğini söyleyen
Ziya Selçuk, ev içinde mutfakların da çocukların hayatı öğrenmesi açısından
önemli olduğunu vurguladı. Selçuk, “Mutfak hayatı öğrenmenin en kestirme
yollarından birisi.” dedi.

Bunların yanı sıra bütün çocuklar için en önemli gelişimin kitap
okumak olduğunun altını çizen Bakan Selçuk, kitap okuyan çocuğun hayat
başarısının ve okul başarısının nispi olarak daha yüksek olduğunu kaydetti.
Bakan Ziya Selçuk, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu günler gelip geçecek. Bu sorunların üstesinden hep beraber
geleceğiz. Bütün süreci hatırladığımızda neyi hatırlayacağız? Biz devlet olarak,
Milli Eğitim Bakanlığı olarak her türlü tedbiri almaya çalışıyoruz ve gereken her
şeyin yapılması için gece gündüz savaşıyoruz. Ama bu günler gelip geçtikten sonra
aklımızda ne kalacak, neyi hatırlayacağız? İyi ki çocuklarımızla bu tecrübeleri
yaşadık, iyi ki bu şekilde yaşadık ve çocuklarımız açısından çok daha iyi
değerlendirmiş olduk. Hepsi geçtiğinde, iyi ki o günleri güzel değerlendirdik
demek umuduyla.”

,

Dünya nereye gidiyor? Okulsuz toplum mümkün mü?

Toplumları eve kapatan koronavirüs, ‘yeni dünya düzeni’ tartışmalarını da beraberinde getirdi. Korkulu rüyamız haline gelen virüs, ‘dijitalleşen dünya’ya rağmen henüz uygulamaya geçiremediğimiz  ‘uzaktan eğitim’ ve ‘evden çalışma’ya zorladı hepimizi… ‘Ev okul’ ve ‘ev ofis’ten oluşan yeni düzen, komplo teorileri için de bol malzeme verirken önümüzde kocaman bir boşluk oluşturdu. Hazırlıksız bir şekilde devasa bir boşluğun başına dikilmiş bekliyoruz…

Bir kesimimiz kucağında bilgisayarıyla evinden çalışmaya hazır, yeni duruma adapte olmakta da zorlanmayacaklar gibi görünüyor ancak geride bıraktığımız boş ofis alanlarıyla birlikte boşa çıkacak emekçi milyonlar var… Yaşamını ofisleri temizleyerek kazanan düşük ücretli işçiler dijital çağın kurbanları mı olacaklar!

Diğer taraftan her gün işle ev arasında saatler harcamaktan kurtulacağız, işverenlerimiz de omuzlarındaki aşırı yükü atacak.  Ev-ofis sınırlarının ortadan kalkmasından en çok kim fayda sağlayacak? Bunu da zaman gösterecek… Bir de işin magazini var: “Eğer WiFi bozulmuşsa çalışamayacak mıyız? Akşam ailemizle yemek yemeyi planlarken,  çalışmak zorunda mı kalacağız?”

Eğitim boyutu ise “Zorunlu olarak geçtiğimiz uzaktan eğitim okulsuz toplumun altyapısını mı oluşturuyor?” sorusuyla karşı karşıya bırakıyor bizi… Yazar Nazif Gürdoğan, koronavirüsten 4 yıl önce 16 Şubat 2016’da kaleme aldığı yazısında ‘okulsuz topluma’ ilişkin önemli tespitlerde bulunmuş. Gürdoğan, “Okuların kapatıldığı okulsuz toplum” başlıklı yazısında “Doğu ile Batı arasındaki, uzaklık ve yakınlık farkının ortadan kalktığı kare dünyada, devletlerin, işletmelerin ve ailelerin eğitim harcamaları, yıldan yıla hızlanarak artıyor. Bütün dünyada kamu, özel, sivil kurum ve kuruluşların bütçelerinde, eğitime ayrılan kaynaklar, vazgeçilmez bir yer tutuyor. Viyanalı düşünür Ivan Illich’in “Okulsuz Toplum” kitabında ayrıntılı olarak incelediği gibi, okullar ve okullaşma, öğrenmesini öğretmiyor, bilgiyi bilgeliğe dönüştürmüyor” diyor. Yazar bu tespitin ardından şöyle devam ediyor:

*
Okullar tarihin her döneminde önemlerini korudukları gibi, büyük işlevler de yüklendiler. Her kuşak, geçmiş kuşakların bilgi ve bilgeliklerini, kendi kuşağının okullarında öğrenerek, gelecek kuşaklara aktarır. Dünyanın güzelleştirilmesi, okulların güzelleştirilmesine bağlıdır. Okulları değiştirmeden, dünyayı değiştirmek mümkün değildir. Kare dünyada okullar, bilginin toplandığı özel kurumlar değil, bilgiye ulaşmak isteyen, herkese açık kamusal alanlar olmalıdır.
*
Dünyayı dönüştüren yıkıcı yeniliklerin başında, okulsuz okullar inşa eden sosyal medya gelir. Artık kare dünyada, yalnızca yazı değil, söz de kalır. Sosyal medya, söyleyecek sözü olana dinleyici, okunacak yazısı olana okuyucu buluyor. İletişim ağları dinleyenlerle konuşanları ve yazanlarla okuyanları, bir bilgisayar ya da bir telefon ekranında buluşturdu. Küre dünyanın “okul toplumu”, kare dünyanın “okulsuz toplum”una dönüştü. Ron Paul’un “Okul Devrimi” gerçekleşti. Okulsuz toplumda herkes hem öğretmen hem öğrencidir.
*
Dünyayı kareleştiren kurum ve kuruluşlar, tarihte benzeri görülmeyen, bir iletişim ve etkileşim ağı oluşturdu. Ağlar dünyasında, bilgi arayana bilgi, bilgelik arayana, bilgelik sunulur. Anadolu’da denildiği gibi: “Tencere yuvarlanır kapağını bulur”. Dünyada herkesin ulaşabildiği ücretsiz bilgi ağlarında, öğrenirken öğretme, öğretirken öğrenme süreci, haftanın yedi günü, yirmidört saat, kesintisiz devam eder. Dünyanın hangi ülkesinde yaşarsa yaşasın, okulsuz toplumda kimseye kimlik sorulmaz.
*
İster lise, isterse üniversite eğitiminde olsun, okulsuz toplumun hiçbir okulunda, öğrencilerin birbirlerinin yüzlerini görmeden, ders dinlemeleri ve not tutmaya çalışmaları istenmez. Tarih boyunca, sürekli büyüyen bilginin zenginleştirilmesi, az sayıdaki sınıflarda, öğretmenlerin öğrenci, öğrencilerin öğretmen olduğu, karşılıklı bir bilgi ve bilgelik alışverişi içinde gerçekleşti. İlk örnekleri Atina, Şam, Bağdat ve Kurtuba’da verilen yöntem, kitleye değil, kişiye dönüktür. Kare dünya için gerekli; ancak yeterli değildir.
*
Kare dünyada, her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da köklü devrimlere ihtiyaç vardır. Kare dünyanın eğitimi, dünyanın dört bir köşesinden, milyonlarca insanın bedelsiz katılabileceği okulsuz eğitimdir. Bütün dünyada, önde gelen üniversiteler, okulsuz eğitim programları başlatır. Okulsuz eğitim uzaktan eğitimdir. Kısa zamanda üniversiteleri liseler de izleyecektir.
*
Nasıl bir insanın bir kitabı okuduktan sonra aklında kalan kültürü ise, eğitimi de bir okulu bitirdikten sonra aklında kalan bilgisidir.
*
Eğitim eğitim bittikten sonra da eğitime devam etmektir.
*
Okulsuz toplumda okul bittikten sonra başlar.
*
Kare dünyanın eğitim uzaktan eğitimdir.
*
Uzaktan eğitimin okulu iki dünyadır.
*
Yoksulluğun üstesinden eğitimle gelinir.
*
Her bilgiye eğitimle ulaşılır.
*
Eğitim hayatı bilmektir.

 

 

,

Maslak’a Bilfen kampüsü

“İz bırakan, fark yaratan bireyler yetiştirmek için geliyoruz” diyen Bilfen Okulları’nın Maslak kampüsü açılıyor. Bilfen Maslak Kampüsü ilkokulu ve ortaokulu ile 2020-2021 öğretim yılında faaliyete geçecek. Kampüs 9.110 metrekare alan üzerinde 82 derslikle hizmet verecek.

,

Tamer Karadağlı TED Ankara Koleji’nde gençlerle bir araya geldi

Tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı Tamer Karadağlı, yıllar sonra okuduğu liseye konuk oldu. TED Ankara Koleji’nde öğrencilerin meslek tercihlerine yön vermek amacıyla düzenlenen “Benden ne olur?” konferanslarına katılan Karadağlı, Ankara Kolejli olmak ve meslek seçimi üzerine öğrencilerle söyleşti.

TED Ankara Koleji Lise Kısmı konferans salonunda düzenlenen söyleşide ünlü oyuncuya, okul sıralarından dönemdaşı Aydıner İnşaat AŞ’nin Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Aydıner de eşlik etti.

Tamer Karadağlı, Ankara Kolejli olmak ve meslek seçimi üzerine öğrencilerle söyleşti.

Karadağlı ve Aydıner, öğrencileri hayallerini süsleyen mesleği yapmaları konusunda yüreklendirdi. “Her anne baba çocukları için en doğruyu hayal eder, en iyisini ister ama anneleriniz babalarınız sizin yerinize yaşamayacak. Sizin kendi hayatınız var. Hepiniz birer bireysiniz ve doğru kararları vermeniz gerekiyor. Gönlünüzde yatan aslan neyse onun peşinden gitmelisiniz” diyen Tamer Karadağlı, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her şey olabilirsiniz fakat sanatçı olamazsınız” sözünü hatırlattı.

Öğrencilerin sorusu üzerine okul yıllarında başlarından geçen ilginç anılarını da anlatan Tamer Karadağlı ve Ömer Aydıner, söyleşinin sonunda organizasyonu düzenleyen okuldaşları ile günün anısına fotoğraf çektirdi.

,

Bahçeşehir Koleji, Alanya Kampüsü’nü devraldı

2007 yılında yerel ortak kampüs olarak kurulan Bahçeşehir Koleji Alanya Kampüsü‘nün merkeze bağlı kampüs olarak devam kararı duyuruldu.

Türkiye’nin 60 ilinde 128 kampüsüyle eğitim veren Bahçeşehir Koleji, 2007 yılından bu yana yerel ortak kampüs olarak Alanya’da faaliyet gösteren Alanya Kampüsü’nü kurucu temsilcileri Burcu Baba ve Cihan Baba’dan devraldı. Bahçeşehir Kolejinin kaliteli eğitim anlayışını Alanya’da başarıyla temsil eden Bahçeşehir Koleji Alanya Kampüsü, genel müdürlüğe bağlı kampüs olarak eğitim-öğretime devam edecek. Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, “Baba Ailesi, 12 senedir yarım asırlık eğitimci, kurucumuz Sayın Enver Yücel’e yakışır şekilde adımızı Alanya’da temsil etti” ifadelerinde bulundu.

Alanya Kampüsü’nün genel müdürlüğe bağlı kampüs olarak devam etme kararıyla ilgili konuşan Yücel, kurucu temsilcileri Baba Ailesi’ne teşekkür ederek, “Bahçeşehir Koleji Ailesi olarak Türkiye’nin 60 ilindeki 128 kampüsümüzde eğitim-öğretim hizmeti veriyoruz. Bazı okullarımız genel müdürlüğümüze bağlı, bazıları yerel ortaklı. Ancak biz okullarımızı genel merkez, yerel ortak diye ayırmıyoruz. Türkiye’nin neresinde olursa olsun taşıdığımız vizyon, misyon belli. Sayın Cihan ve Burcu Baba aracılığıyla 12 yıl önce o vizyonumuzu, misyonumuzu, markamızı, Alanya’ya da getirdik ve kaliteli eğitimi buradaki çocuklara da ulaştırmış olduk. Baba Ailesi, 12 yıldır; yarım asırlık eğitimci, kurucumuz Sayın Enver Yücel’e yakışır şekilde adımızı Alanya’da temsil ettiler. Genel Müdürlüğümüzün eli hep diğer okullarımızda olduğu gibi buradaki okulumuzun da üstündeydi. Ancak şimdi kendilerinin isteğiyle elimizi aynı zamanda taşın altına da koyuyoruz ve bu okulu Genel Müdürlüğümüzün çatısı altına alıyoruz. Baba ailesine bugüne kadar yaptıkları işler, yakaladıkları başarılar için çok teşekkür ederiz. Her zaman ailemizin bir üyesi olarak kalmaya devam edecekler. Bu, yalnızca bir bayrak devir teslimi. Her şey aynı yerden, aynı şekilde devam edecek. Bir eğitim kurumu olarak sorumluluğumuz çok yüksek. Ülkemizin hatta dünyanın geleceğini yetiştiriyoruz. Bu sorumluluğun bilinciyle, aynı heyecanla, aynı azimle çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

Genel Müdür Dağ: “Bahçeşehir Ailesi’ne çok değerli bir kampüs kazandırıldı”

Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ ise “Kampüsümüz uzun yıllardır Bahçeşehir Kolejinin kaliteli eğitimini Alanya’da temsil ediyor. Akademik, sosyal, sportif ve sanatsal başarılarıyla öne çıkan öğrenciler yetiştirdiler. Bahçeşehir Kolejinin kaliteli eğitimini Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırma hedefinin en iyi örneklerinden birini teşkil ettiler. Şimdi Alanya Kampüsümüzü genel müdürlüğe bağlı kampüs olarak hep birlikte ileri taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu.

,

LGS kapsamındaki merkezi sınav 1 Haziran’da

Milli Eğitim Bakanlığınca, Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınavın tarihi 1 Haziran 2019 olarak belirlendi. Sınavda sayısal alan testi için verilen süre 60 dakikadan 80 dakikaya uzatıldı.

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın tarihi 1 Haziran 2019 olarak belirlendi.

MEB yetkililerinden alınan bilgiye göre, 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonunda sınavla öğrenci alacak ortaöğretim kurumlarına ilişkin merkezi sınav tarihi belli oldu. Buna göre, LGS kapsamındaki merkezi sınav 1 Haziran 2019’da yapılacak.

İki oturum olarak düzenlenecek sınavda, soru sayısı ve ders dağılımlarında bir değişiklik yapılmadı. Sınav, 8. sınıf öğretim programları esas alınarak yapılacak. Sınav, iki bölüm halinde ve aynı gün uygulanacak. Sınavda çoktan seçmeli 90 soru sorulacak.

– Sayısal alan testinin süresi 20 dakika artırıldı

Bakanlık, sayısal alan sınav oturumunda 60 dakika olan sürenin 20 dakika uzatılmasını kararlaştırdı. Buna göre, sınavın birinci bölümü 50 soruluk sözel alandan oluşacak ve 75 dakika süre verilecek. İkinci bölüm ise 40 soruluk sayısal alan testinden oluşacak ve 80 dakika süre tanınacak.

– Örnek soru kitapçığı her ay yayımlanacak

MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü, ekim ve kasım aylarında öğrencilere yardımcı olmak için örnek soru kitapçıkları yayımlamıştı. Öğrenci, veliler ve okullar tarafından memnuniyetle karşılandığı belirtilen bu yeni uygulamaya, her ay örnek soru kitapçığı yayımlanarak devam edileceği bildirildi.

,

Zinde Okulları’nın eğitim modeli

Zinde Okullarının gerçek hedefi; öğrencilerinin farkındalığı yüksek, yaşamda mutlu, sağlıklı, ne istediğini bilen, etkin bireyler olmalarıdır. Her bireyin farklı potansiyel ve kişiliği olduğunun bilinciyle yapılacak profesyonel yönlendirmeler; onları yaşamda istedikleri yere kolaylıkla ulaştırır. Bizlere ise, onlar için en iyiyi yapmış olmanın huzurunu duymak kalır. Zinde Okulları ,eğitim sistemini bu hedefin sonucu olarak 5 temel ayak üzerine kurmuştur. Bu 5 temel ayak günümüz eğitim sisteminin ve çocukların en temel eksikleri göz ününe alınarak oluşturulmuştur:

TAM ÖĞRENME YÖNTEMİ

İyi bir akademik eğitime giden yol etkinliği kanıtlanmış eğitim modelleri ile mümkündür. Zinde Okulları öğrenme yöntemi olarak Tam Öğrenme Yöntemini kendine esas almıştır. Bu yöntem her öğrencinin gerekli koşullar sağlandığında öğrenebileceğine inanır. Organik olarak öğrenmesine mani bir durum olmayan her çocuk, öğrenme engeli kaldırıldığında ve desteklendiğinde gerekli öğrenmeyi yerine getirebilecektir.

TAMAMLAYICI ETÜD

Bu amaçla her üniteden sonra öğrencilerin öğrenmesi yapılan sınavlarla ölçülür. Sınavlarda % 70’in altında kalan öğrenciler belirlenir ve bu öğrenciler için ek etütler yapılır. Bu tamamlayıcı etütün ardından yine bir öğrenci % 70’in altında kalıyorsa öğrenci bireysel desteğe yönlendirilir. Bireysel desteğin ardından bir öğrenci yine % 70’ın altında kalıyorsa bu öğrenci rehberlik birimine yönlendirilir. Öğrenmenin önündeki zihinsel gelişim, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, duygusal ya da psikolojik problemler burada tespit edilir. Var olan engel aile ile işbirliği içinde düzenlenir ve çocuğun tam öğrenme gerçekleştirmesi için yeniden desteklenir.

ÇOCUK DOSTU EĞİTİM

Anaokulu, ilkokul ve ortaokul eğitimi çocuklarla gerçekleştirilir. Bu nedenle bu yaş grubuna verilecek eğitim çocuğun doğasına uygun olmalıdır. Çocuk doğasının en önemli iki kavramı oyun ve harekettir. Yeterince oynamamış ve hareket etmemiş olan çocuklar öğrenme için hazır hale gelemezler. Oyun yolu ile dinlenen ve hareket ederek enerjilerini atan çocuklar daha hızlı öğrenme gerçekleştirirler. Bu gerçekten hareketle Zinde Okullarında ders süreleri 35 dakika, teneffüs süreleri ise 10, 15 ve 40 dakika olarak planlanmıştır. Her öğrenme sürecinin ardından çocuklara oynayarak ve hareket ederek öğrendiklerini hazmetmeleri ve dinlenmeleri için süre tanınır. Bir sonraki derse çocuklar yenilenmiş olarak girerler.

ÇOK YÖNLÜ EĞİTİM

İnsan beyni iki yarımküreden oluşur. Bu yarımküreler sağ beyin (lob) ve sol beyin (lob) olarak adlandırılır. Sol beyin; mantık, muhakeme gibi alanlarla ilgiliyken sağ beyin daha çok dil, müzik ve sanat alanı ile ilgilidir. Zinde Okullarında çocuklar her iki alanda da eşit derecede desteklenir. Bu durum çocuğun okula severek ve isteyerek gelmesini sağlar. Hem akademik alanda hem de sanat-müzik alanında ilerleyen bir çocuğun gelecekte başarılı olması çok kolaydır.

1 DİL – 1 ENSTRÜMAN

Zinde Okullarında her dersten azar azar vermek yerine bir dersten yoğun ve çok vermek esas alınmıştır. Her dersten az az öğrenen bir çocuk, sonuçta hiçbir alanda tam anlamı ile ilerleyemez. Zinde Okulları ilgi alanını daraltmıştır. Okula gelen her öğrencinin 1 dili ve 1 enstrümanı çok iyi derecede bilmesi hedeflenir. Bu nedenle her sınıfta yoğun dil eğitimi ve yoğun müzik eğitimi verilir. Akademik eğitimle hayata hazırlanan çocuk, haftada 12 saat olan dil eğitimi ile bir dil edinir. Haftada 4 saat olan ritim, bono, solfej ve müzik dersi alan çocuk bir enstrümanı çalacak altyapıyı kazanır. Sonraki senelerde ise ona sunulan enstrüman seçeneklerinden biri ile ilerler.

HEM ÖZGÜVEN HEM AHLAK

Zinde Okulları’nda özgüven en önemli unsurdur. Kendini ifade edebilen, hakkını arayabilen, haksızlığa rıza göstermeyen çocuklar yetiştirmek amacıyla özgüven eğitimini programımızın önemli bir parçası yaptık. Bu amaçla her sınıfa drama eğitimi koyduk. Sahneye çıkabilen, bedenini etkin kullanabilen, gerektiğinde ses tonunu ayarlayabilen çocuklar eğitim sistemimizin önemli bir parçası. Ancak biz biliyoruz ki, ahlakla süslenmemiş bir özgüven çocuklar için bir yıkım olabilir. Bu nedenle yine karakter ve değerler eğitimi bizim programımızın çok önemli bir parçasını oluşturuyor.

ZİNDE OKULLARI’NIN İLETİŞİM BİLGİLERİ

Telefon:
212 565 34 03
info@zindeokullari.k12.tr
Adres:Düğmeciler mh. Düğmeciler cd. no:10 Eyüp Sultan/İstanbul

,

Üniversite sınavı öncesi mangal keyfi

İstanbul’da Özel İhlas Anadolu ve Fen Lisesi öğrencileri yaklaşan üniversite sınavları öncesi düzenledikleri mangal partisi ile stres attı. Hayatlarının en önemli sınavlarından birine girecek olan son sınıf öğrencileri uzun zamandır hazırlandıkları sınava günler kala öğretmenleriyle birlikte keyifli anlar yaşadı. Üniversite sınavlarına hazırlanmanın uzun bir süreç olduğunun altını çizen İhlas Eğitim Kurumları Genel Müdürü Bedri Yeltekin, “Oldukça yorucu geçen bir hazırlık döneminin artık sonuna geldik. Öğrencilerimiz liseye başladıkları günden bu yana hedefledikleri bölümleri kazanabilmek için yoğun bir çalışma sürecinden geçtiler” dedi. Öğrencilerin çalışma tempolarının sosyal aktivitelerle de desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Yeltekin, “Sınav stresi muhakkak oluyor. Biz okullarımızdaki organizasyonlarla öğrencilerimizin sınav stresini en az seviyede yaşamalarını hedefliyoruz. Sınava sayılı günler kala yaptığımız bu organizasyonla da onların sınavdan biraz uzaklaştırıp öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla güzel bir gün geçirmelerini istedik” ifadelerini kullandı.

İHLAS EĞİTİM KURUMLARI ANADOLU LİSESİ

İhlas Eğitim Kurumları’na bağlı Anadolu Liseleri, millî ve manevi değerlerine bağlı, millî kültürünü koruyup geliştiren; matematik, fen ve sosyal bilimler alanlarında başarılı, araştırmacı, girişimci, teknolojiyi yakından takip eden ve etkili biçimde kullanabilen; geleceğin bilim ve sanat alanındaki liderlerini yükseköğretime hazırlamak gayesiyle 1996’da İstanbul’da kuruldu.

“Güvenli Eğitim, Güvenli Gelecek” ilkesiyle yola çıkan okulumuz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilere eğitim-öğretim hizmeti sunmaktadır. Okulumuz akademik başarılarını; günümüz dünyasını yakından takip eden, modern eğitim teknolojilerini kullanan ve bunu ileriye taşımayı hedef edinmiş uzman eğitim kadrosu ve öğrencileriyle üniversite sınavlarında göstermiş olduğu %90’lık yerleştirme oranı ve birincilikleriyle taçlandırmıştır.

Yabancı Dil Derslerimiz

Okulumuz, deneyimli öğretmen kadromuzun oluşturduğu yabancı dil programlarıyla öğrencilerimize iki yabancı dilde (İngilizce ve Almanca) kalıcı bir dil eğitimi vermektedir. Bu alanda yıl boyunca yapılan çalışmalar, yaz tatillerinde düzenlenen yurt dışı yaz okullarıyla pratiğe dökülmekte ve öğrencilerimiz bu sayede yabancı dillerini geliştirme fırsatı bulmaktadır.

Bire-Bir Eğitim

Tüm öğrencilerimiz, dilediği dersten ve öğretmenden bire birmatikten randevu almak kaydı ile konu anlatımı isteğinde bulunabilmektedir. Öğretmenlerimizde bire birmatiklerden randevularını takip edebilmektedir.

3D Eğitim Teknolojileri

Öğrencilerimiz; fizik, kimya ve biyoloji derslerinde gösterilen teorik bilgileri üç boyutlu ortamda yakından görme ve inceleme fırsatı bulmaktadır. Yapılan araştırmalara göre üç boyutlu olarak verilen bilgilerin teorik bilgilere nazaran daha anlaşılır ve hafızada kalıcı olduğu tespit edilmiştir.

Etüt Çalışmaları

Öğrencilerimizin öğrendiklerini değerlendirme, analiz yapabilme becerilerini geliştirmeye yönelik hafta içi ve hafta sonu etüt çalışmaları yapılmaktadır.

İHLAS EĞİTİM KURUMLARI FEN LİSESİ

Türkiye’nin geleceğinde çığır açacak bilim adamlarının yetiştirilmesinde ilk adres olan Özel Fen Liselerimiz, 2 kampüste hizmet vermektedir. Okulumuzun bulunduğu kampüsümüz fiziki yapısı ve depreme dayanıklı sistemiyle Türkiye ve Avrupa’nın en iyi örnekleri arasında yer alır.

20-24 kişilik sınıflarda eğitim ve öğretim gören öğrencilerimiz, teknolojinin sağladığı bütün imkanlardan yararlanmaktadırlar. Bu kapsamda okullarımız Türkiye’de tablet ve 3D teknolojisini eğitim alanında kullanan ilk kurumdur. “Güvenli Eğitim, Güvenli Gelecek” ilkesiyle yola çıkan okulumuz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilere eğitim-öğretim hizmeti sunmaktadır. Okulumuz akademik başarılarını; günümüz dünyasını yakından takip eden, modern eğitim teknolojilerini kullanan ve bunu ileriye taşımayı hedef edinmiş uzman eğitim kadrosu ve öğrencileriyle üniversite sınavlarında göstermiş olduğu %90’lık yerleştirme oranı ve birincilikleriyle taçlandırmıştır.

Etüt Çalışmaları

Öğrencilerimizin öğrendiklerini değerlendirme, analiz yapabilme becerilerini geliştirmeye yönelik hafta içi ve hafta sonu etüt çalışmaları yapılmaktadır.

,

Liseye sınavsız geçiş hazırlığı

Liseye geçiş sınavı kalkıyor mu? Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, “Liselere geçişte sınavsız uygulamaya adım adım gidiyoruz. Bu yıl tamamında olmasa bile okullarımızın yüzde 90’ında yapabilecek duruma geldik. Yüzde 10’unda sınavla öğrenci almaya devam edeceğiz.” dedi.

Tekin, Bakanlıktan 9 genel müdürün yanı sıra İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, ilçe milli eğitim müdürleri ve okul müdürlerinin katılımıyla Tokat 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı’nda eğitim öğretim yılı değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.

Tekin, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, 2013’ün yaz aylarında, o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis konuşmasında, “SBS sınavlarını kaldırıyoruz. Yerine bakanlığımız model üretti, açıklayacak” dediğini hatırlattı.

SINAV BASKISINI KALDIRMAK İSTİYORUZ

Dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile basın toplantısında bu modeli açıkladıklarını belirten Tekin, “Aslında çocuklarımızın ortaokul çağında sınav baskısı ile hareket etmesini istemiyoruz. Liselere geçişin sınavsız olmasını istiyoruz. Liselere geçişte çocuklarımızın ilgileri, alakaları ve yeteneklerine göre yönlendirme yapalım. Önce bu anlamdaki çocuklarımızın yeteneklerini tespit edelim. Sonra da yeteneklerine uygun liselere yönlendirelim. Arzu ediyoruz, bunu istiyoruz.” diye konuştu.

Çocukların küçük yaştan itibaren sportif, sanatsal ve kültürel yeteneklerinin tespit edilmesi gerektiğine işaret eden Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

SPOR LİSELERİNE GİRİŞ İÇİN YETENEK TESTİ

“Bunun altyapısını oluşturmak için önce Gençlik ve Spor Bakanlığı, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile protokol yaptık. Orada şunu hedefliyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı 5. sınıftaki çocuklarımızın tamamını yetenek taramasından geçirecek. O tarama testine göre çocuklarımızı spor liselerine yönlendireceğiz. Kültür ve Turizm Bakanlığı aynı kategorideki çocuklarımızı
sanatsal yeteneklerine göre bir tarama testinden geçirecek. Burada altyapıyı oluşturduk. Liselere geçişte sınavsız uygulamaya adım adım gidiyoruz. Bu yıl tamamında olmasa bile okullarımızın yüzde 90’ında yapabilecek duruma geldik. Yüzde 10’unda sınavla öğrenci almaya devam edeceğiz.”

YAP BOZ TAHTASINA DÖNDÜ İDDİASINA CEVAP

Tekin, beş yıl önce sekiz yıllık bir projeksiyon çizdiklerini dile getirerek, “Kamuoyu, bu adımları attığımızda ‘Milli Eğitim Bakanlığı yapboz tahtasına döndü.’ diyor. Anlamakta zorlanıyorum arkadaşlar. Yapboz tahtasına dönüştürmek, öğretmenlerimizi rahatsız etmek kaygımız niye olsun? Bu ülkenin vatandaşıyız. Bu ülkeye hizmet etmek istiyoruz.” diye konuştu.

,

Zinde Okulları özgüvenli nesiller yetiştiriyor

2017-18 Eğitim-Öğretim döneminde Eyüp Sultan’da 5000 m2 alan üzerine kurulu ve eğitime özel bir mimariyle tasarlanmış ilk kampüsüyle, öğrencileriyle buluşarak eğitim hayatına başlayan Zinde Okulları, “Bilimin ve bilgeliğin izinde” mottosuyla yola çıktı.

Adını ‘canlı’ olma ‘diri’ olma durumundan alan okulumuz, daima öğrenmeye iştiyaklı eğitim kadrosuyla öğrencilerine öz değerlerinden ayrılmadan evrensel ilkeleri özümsemiş, kendine güvenen, analitik düşünebilen, yabancı dil bilen ve gelişen teknolojiyi kullanabilen bir nesil yetiştirmeyi hedeflemektedir.

Zinde Okulları, sorgulayan, merakının peşini bırakmayan, araştırarak doğru bilgiye ulaşmak için çaba sarf eden öğrenciler için, doğru zamanı planlar ve ortamı hazırlar. Öğrencilerin, edindikleri bilgileri günlük yaşamlarında kullanabilmeleri için gerekli sosyal etkinlikleri yapmayı amaçlar.

Değerlerini merkeze alan, estetik bakış açısını yakalamış, kültürlerarası diyalogları sağlayabilen, geçmiş ve gelecek arasında köprü kurabilen ZİNDE nesilleri yetiştirmek üzere kurulan okul yeni eğitim öğretim yılında yeni öğrencilerini bekliyor.

Vizyonu
Özel Zinde Okulları, “Merak ilmin hocasıdır.” görüşünü unutmadan çocukların sosyal, bilişsel, fiziksel, ruhsal ve manevi ihtiyaçlarını belirleyip destekleyerek kendini geliştiren, yenilikçi ve nitelikli bir nesil yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Misyonu
İnsan kişiliğinin oluşmasında önemli etkenlerden biri eğitimdir. Bunun bilinciyle hareket eden Zinde Okulları “kişilikli bir nesil ve insanlık için kişiliği dikkate alan ‘’bir eğitim sistemini hayata geçiriyor.

Zinde Okullarında öğrenciler;

• Özgüveni güçlü, iletişim becerisi gelişmiş, sorgulayıcı düşünen ve karar verebilen,

• Yaşam boyu öğrenmeyi kendine ilke edinmiş gelişime açık, manevi ve ahlaki değerleri kazanmış,

• Akademik ve teknolojik açıdan yeterli, analitik düşünme becerisi gelişmiş,

• Ailesine, ülkesine ve insanlığa hizmet etmeyi ilke edinmiş bireyler olarak yetişirler.

ZİNDE OKULLARI’NIN EĞİTİM FELSEFESİ

Zinde Okullarının gerçek hedefi; öğrencilerinin farkındalığı yüksek, yaşamda mutlu, sağlıklı, ne istediğini bilen, etkin bireyler olmalarıdır. Her bireyin farklı potansiyel ve kişiliği olduğunun bilinciyle yapılacak profesyonel yönlendirmeler; onları yaşamda istedikleri yere kolaylıkla ulaştırır. Bizlere ise, onlar için en iyiyi yapmış olmanın huzurunu duymak kalır. Zinde Okulları ,eğitim sistemini bu hedefin sonucu olarak 5 temel ayak üzerine kurmuştur. Bu 5 temel ayak günümüz eğitim sisteminin ve çocukların en temel eksikleri göz ününe alınarak oluşturulmuştur:

TAM ÖĞRENME YÖNTEMİ

İyi bir akademik eğitime giden yol etkinliği kanıtlanmış eğitim modelleri ile mümkündür. Zinde Okulları öğrenme yöntemi olarak Tam Öğrenme Yöntemini kendine esas almıştır. Bu yöntem her öğrencinin gerekli koşullar sağlandığında öğrenebileceğine inanır. Organik olarak öğrenmesine mani bir durum olmayan her çocuk, öğrenme engeli kaldırıldığında ve desteklendiğinde gerekli öğrenmeyi yerine getirebilecektir.

Bu amaçla her üniteden sonra öğrencilerin öğrenmesi yapılan sınavlarla ölçülür. Sınavlarda % 70’in altında kalan öğrenciler belirlenir ve bu öğrenciler için ek etütler yapılır. Bu tamamlayıcı etütün ardından yine bir öğrenci % 70’in altında kalıyorsa öğrenci bireysel desteğe yönlendirilir. Bireysel desteğin ardından bir öğrenci yine % 70’ın altında kalıyorsa bu öğrenci rehberlik birimine yönlendirilir. Öğrenmenin önündeki zihinsel gelişim, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, duygusal ya da psikolojik problemler burada tespit edilir. Var olan engel aile ile işbirliği içinde düzenlenir ve çocuğun tam öğrenme gerçekleştirmesi için yeniden desteklenir.

ÇOCUK DOSTU EĞİTİM

Anaokulu, ilkokul ve ortaokul eğitimi çocuklarla gerçekleştirilir. Bu nedenle bu yaş grubuna verilecek eğitim çocuğun doğasına uygun olmalıdır. Çocuk doğasının en önemli iki kavramı oyun ve harekettir. Yeterince oynamamış ve hareket etmemiş olan çocuklar öğrenme için hazır hale gelemezler. Oyun yolu ile dinlenen ve hareket ederek enerjilerini atan çocuklar daha hızlı öğrenme gerçekleştirirler. Bu gerçekten hareketle Zinde Okullarında ders süreleri 35 dakika, teneffüs süreleri ise 10, 15 ve 40 dakika olarak planlanmıştır. Her öğrenme sürecinin ardından çocuklara oynayarak ve hareket ederek öğrendiklerini hazmetmeleri ve dinlenmeleri için süre tanınır. Bir sonraki derse çocuklar yenilenmiş olarak girerler.

ÇOK YÖNLÜ EĞİTİM

İnsan beyni iki yarımküreden oluşur. Bu yarımküreler sağ beyin (lob) ve sol beyin (lob) olarak adlandırılır. Sol beyin; mantık, muhakeme gibi alanlarla ilgiliyken sağ beyin daha çok dil, müzik ve sanat alanı ile ilgilidir. Zinde Okullarında çocuklar her iki alanda da eşit derecede desteklenir. Bu durum çocuğun okula severek ve isteyerek gelmesini sağlar. Hem akademik alanda hem de sanat-müzik alanında ilerleyen bir çocuğun gelecekte başarılı olması çok kolaydır.

1 DİL – 1 ENSTRÜMAN

Zinde Okullarında her dersten azar azar vermek yerine bir dersten yoğun ve çok vermek esas alınmıştır. Her dersten az az öğrenen bir çocuk, sonuçta hiçbir alanda tam anlamı ile ilerleyemez. Zinde Okulları ilgi alanını daraltmıştır. Okula gelen her öğrencinin 1 dili ve 1 enstrümanı çok iyi derecede bilmesi hedeflenir. Bu nedenle her sınıfta yoğun dil eğitimi ve yoğun müzik eğitimi verilir. Akademik eğitimle hayata hazırlanan çocuk, haftada 12 saat olan dil eğitimi ile bir dil edinir. Haftada 4 saat olan ritim, bono, solfej ve müzik dersi alan çocuk bir enstrümanı çalacak altyapıyı kazanır. Sonraki senelerde ise ona sunulan enstrüman seçeneklerinden biri ile ilerler.

HEM ÖZGÜVEN HEM AHLAK

Zinde Okulları’nda özgüven en önemli unsurdur. Kendini ifade edebilen, hakkını arayabilen, haksızlığa rıza göstermeyen çocuklar yetiştirmek amacıyla özgüven eğitimini programımızın önemli bir parçası yaptık. Bu amaçla her sınıfa drama eğitimi koyduk. Sahneye çıkabilen, bedenini etkin kullanabilen, gerektiğinde ses tonunu ayarlayabilen çocuklar eğitim sistemimizin önemli bir parçası. Ancak biz biliyoruz ki, ahlakla süslenmemiş bir özgüven çocuklar için bir yıkım olabilir. Bu nedenle yine karakter ve değerler eğitimi bizim programımızın çok önemli bir parçasını oluşturuyor.