Yazılar

,

5 milyon üniversite öğrencisi kredi borçlusu

Son 10 yılda üniversiteyi bitiren ama hem iş bulamayan hem de kredi yurtlar kurumu’na borçlu olan öğrenci sayısı katlanarak büyüyor…

Üniversite sonrası hayata borçlu atılan gençlerin bir de işsizlik ile karşılaşınca umutları kırılıyor. Birçok genç kredi borcu ile ilgili sorunlarını dile getirmeye çalışırken TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Son 10 yılda yaklaşık 5 milyona yakın öğrenci kredi borcunu ödeyemiyor. Gençlerin üniversiteden mezun olup iş buluncaya kadar öğrenim kredisi borçları dondurulmalı” çağrısında bulundu.

MECLİS GÜNDEMİNE GELİYOR AMA ADIM ATILMIYOR

Genç işsizlik oranlarının giderek arttığı bir dönemde borçların silinmesi TBMM gündemine gelse de iktidar tarafından atılmış bir adım söz konusu değil. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifi Genel Başkanı Bendevi Palandöken, üniversiteden mezun olup iş bulamayan gençlerin öğrenim kredisi borçlarının iş bulana kadar dondurulması gerektiğini dile getirdi. Palandöken, “Son 10 yılda yaklaşık 5 milyona yakın öğrenci Kredi ve Yurtlar Kurumu borcunu ödeyemiyor” dedi.

İŞE BAŞLAMADAN GECİKME FAİZİ BAŞLIYOR

Öğrenciler işe başlayana kadar gecikme faizinin işlememesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, “Milyonlarca borçlu öğrencinin sırtındaki kamburdan kurtulması için öğrenim kredisi borçlarının geri ödemesi, işe başlama tarihine kadar ertelenmeli. Bu süreçte ise gecikme faizi işlememeli. Öğrenciler işe başladıktan sonra yeni bir yapılandırmaya gidilerek belli bir alt limitli taksit tutarı dâhilinde borçlar yeniden yapılandırılmalı” diye konuştu.

Sık sık Meclis gündemine gelip fakat bir türlü sonuca bağlanamayan Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) tarafından verilen krediler gençlerin belini büküyor. Genç işsizlik oranlarının giderek arttığı bir dönemde borçların silinmesi TBMM gündemine gelse de iktidar tarafından atılmış bir adım söz konusu değil. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifi (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, üniversiteden mezun olup iş bulamayan gençlerin öğrenim kredisi borçlarının iş bulana kadar dondurulması gerektiğini dile getirdi. Palandöken, “Son 10 yılda yaklaşık 5 milyona yakın öğrenci Kredi ve Yurtlar Kurumu borcunu ödeyemiyor” dedi.

ÜNİVERSİTE MEZUNLARI İŞ BULANA KADAR RAHAT BİR NEFES ALMALI

Palandöken, öğrenim kredisi borcu olan öğrencilere ödemelerde kolaylık sağlanması gerektiğini vurgulayarak, “Üniversite okurken burs çıkmayan öğrencilerin bir kısmı, daha iyi şartlarda eğitim alabilmek için geri ödemeli katkı kredisi kullanıyor. 2018 Mayıs itibarıyla 1 milyon 221 bin 531 öğrenci öğrenim kredisi aldı. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle öğrencilerimiz üniversiteden mezun olur olmaz iş bulmakta sıkıntı çekiyor. TÜİK verilerine göre ülkemizdeki genç işsizlik oranı yüzde 25,2 olarak gerçekleşti. Üniversite mezunu öğrenciler işe girmemiş olsa bile mezun olduktan iki yıl sonra öğrenim kredisi borçlarının taksitleri başlıyor. Öğrencilerimiz daha iş hayatına atılmadan sırtlarına büyük bir borç yükü biniyor” şeklinde konuştu.

İŞE BAŞLAYANA KADAR GECİKME FAİZİ İŞLEMEMELİ

Öğrenciler işe başlayana kadar gecikme faizinin işlememesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, “Ödemeler başladıktan sonra kredi taksitleri ödenmediği takdirde geciken her gün için faiz işliyor. Bu da başta hem gençlere hem de ailelerine büyük bir yük demek. Milyonlarca borçlu öğrencinin sırtındaki kamburdan kurtulması için öğrenim kredisi borçlarının geri ödemesi, işe başlama tarihine kadar ertelenmeli. Bu süreçte ise gecikme faizi işlememeli. Öğrenciler işe başladıktan sonra yeni bir yapılandırmaya gidilerek belli bir alt limitli taksit tutarı dâhilinde borçlar yeniden yapılandırılmalı” diye konuştu. Kaynak: Milli Gazete

,

207 üniversitede 7,5 milyon öğrenci okuyor

Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu:  Türkiye’deki 207 üniversitede yaklaşı 7,5 milyon öğrenci bulunmaktadır. Bunların 3 milyon 921 bini erkek, 3 milyon 491
bini de kız öğrenciden oluşmaktadır. Eğitime erişimde kız öğrencilerin herhangi bir sıkıntısı bulunmamaktadır. 

Yükseköğretim Kurulu Akademide Kadın Çalışmaları Birimi Başkanı Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, Türkiye’deki 207 üniversitede yaklaşık 7,5 milyon öğrencinin bulunduğunu, bunların 3 milyon 921 binini erkek, 3 milyon 491 binini de kızların oluşturduğunu belirterek, “Bu sonuca göre eğitime erişimde
kız öğrencilerin herhangi bir sıkıntısı bulunmamaktadır.” dedi.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) bünyesinde kurulan Başta Kız Çocukları Olmak Üzere Gençlerin Bilim, Teknoloji, Matematik ve Mühendislik Alanlarına Yönlendirilmesi (STEM) Alt Komisyonu, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak başkanlığında toplandı.

Yükseköğretim Kurulu Akademide Kadın Çalışmaları Birimi Başkanı Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, komisyona yaptığı sunumda, Türkiye’de 207 üniversitenin bulunduğunu, bu üniversitelerde ise yaklaşık 7,5 milyon öğrencinin yer aldığını söyledi.

3 milyon 491 bini kız öğrenci

Söz konusu 207 üniversitedeki öğrencilerin cinsiyete göre dağılımının 3 milyon 921 bini erkek, 3 milyon 491 bininin kız öğrenciden oluştuğunu belirten Komsuoğlu, “Görünen rakamlara bakıldığında dağılım yarı yarıya. Bu sonuca göre eğitime erişimde kız öğrencilerin herhangi bir sıkıntısı bulunmamaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de akademik yükselmenin önlisans, lisans ve yüksek lisans şeklinde sıralandığını, bu açıdan meslek yüksekokullarının göz bebeği konumunda yer aldığını vurgulayan Komsuoğlu, bu okulların ülkenin en çok ihtiyacı olan elemanları yetiştirdiğini ifade etti.

Meslek yüksekokullarındaki kız öğrenci sayısının da erkek öğrenci sayısı ile yarışır halde olduğunun altını çizen Komsuoğlu, verilen rakamlar doğrultusunda Türkiye’nin, Avrupa’nın en iyisi konumunda olduğunu söylemenin yanlış olmayacağını dile getirdi.

Nüfusun yüzde 68’i çalışma çağı aralığında

Türkiye’nin nüfus yapısına da değinen Komsuoğlu, şu bilgileri verdi:  “82 milyon nüfusa sahip Türkiye, cinsiyet dağılımı açısından dengeli bir ülke. Nüfusun yüzde 68’i çalışma çağı aralığındadır. Bu olağanüstü bir durum ve altın değerinde rakamlardır. Yüzde 23,4’ü 15 yaşından küçük ve iyi eğitilmek üzere bize emanet edilmiş çocuklardır. Bu nüfus hiçbir Avrupa ülkesinde dengeli
bir şekilde bulunmamaktadır. Türkiye’nin ortanca yaşı ise 32 olarak verilmektedir. Bu nüfus bilgileri bizi daha çok eğitime, daha iyi sağlığa, daha iyi genç nesil yetiştirmeye heveslendirmektedir. Nüfus bilimciler demografik fırsat penceresi diye bir terim kullanır. Yapılan değerlendirmeler ışığında ekonomik gelişmelere göre Türkiye tam da bu noktada altın dönemdedir. Bizim de
bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Buna biz fırsat penceresi diyoruz. Fırsatın kullanılması için de 25-30 yıl gibi bir süremiz var. Hem 15 yaş altı nesli hem de 15 ile üstü çalışma grubuna girenleri iyi yetiştirmek hedefindeyiz.”

,

Koçtaş’tan öğrenciler için kampanyalı fiyatlar

Koçtaş, genç odalarından çalışma masalarına, sandalyeden kitaplığa kadar birçok mobilya ve aksesuar ile öğrencilerin keyifle vakit geçirebilecekleri bir oda için gerekli tüm çözüm önerilerini uygun fiyatlarla sunuyor. 
Koçtaş, okula dönüş hazırlıklarının başladığı bu dönemde sunduğu “güzel” fikirler ve öğrencilerin ihtiyacını karşılayacak çözüm önerilerini her bütçeye uygun avantajlı fiyatlarla müşterileriyle buluşturuyor.

Koçtaş’tan yapılan açıklamaya göre, çocuklarının yaşam alanlarını güzelleştirirken bir yandan da tasarruf etmek isteyenlerin tercihi olan Koçtaş’ta, her yaş grubundan öğrencinin kullanabileceği ilham veren şık ve rahat tasarımlar, fonksiyonel çözümlerle odaları baştan aşağı yenilemek mümkün.

Öğrencilerin zamanının çoğunu geçirdikleri odalarını tek seferde kolayca yenilemek için en uygun çözüm olan genç odaları ile alandan tasarruf edilebiliyor. 7 yıl garantili, 3 kapılı, 2 çekmeceli, 120 santimetre, en 54 santimetre derinlikte aynalı gardırop bin 100 liralık fiyatıyla her bütçeye hitap ediyor.

Koçtaş’ta satışa sunulan şık tasarımlı çalışma masaları ve ergonomik sandalyeler, uzun ders çalışma saatleri süresince öğrencilerin performanslarını artırarak onlara verimli ve rahat bir çalışma ortamı oluşturulmasına yardımcı oluyor. Farklı renk seçenekleri ile çalışma masaları 109,90 liradan başlayan, çalışma koltukları ise 159,90 liradan başlayan fiyatlarla öğrencilere konforlu bir çalışma ortamı sunuyor.

Öğrencilerin ders çalışırken ya da gece kitap okurken ihtiyaç duyacağı masa lambaları ise 59,99 liradan başlayan fiyatlarıyla uygun çalışma ortamlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyor.

Koçtaş’ta bulunan saklama kutularını dosya düzenleyici olarak kullanan öğrenciler, hem ekstra raf masrafından kurtuluyor hem de alandan tasarruf ediyor. Koçtaş’ta kare, dikdörtgen ya da yuvarlak alternatifleriyle satışa sunulan saklama çözümleri 14,99 liradan başlayan fiyatlarıyla evin her bölümünde estetik bir şekilde dağınıklığı topluyor.

Her mekanın ihtiyaçlarına cevap verebilen depolama üniteleri, farklı formları ile her stile hitap ederken odanın düzenli kalmasına yardımcı oluyor. 5 bölmeli beyaz kitaplık 129,90 liralık, beyaz veya safir meşe renk alternatifleriyle yatay ya da dikey olarak kullanılabilen Hyd kitaplık 139,90 liralık uygun fiyatlarıyla Koçtaş mağazalarında satışa sunuluyor.

Koçtaş’ın sunduğu ayrıcalıklı fiyatlardan faydalanmak için 3 Ekim’e kadar Koçtaş’a uğramak gerekiyor.

Binlerce öğrenci ve veli kiralık daire arıyor!

2018-2019 döneminin eğitim ve öğretim süreci başladı. Liselere yerleşen öğrenciler adrese dayalı sistemle evlerine yakın okullara kayıtlarını yaptırırken, üniversite öğrencileri ise ev arayışına girdi. 3-7 Eylül arasında kayıtları tamamlanan üniversite öğrencileri aileleri ile birlikte sokak sokak ev arıyor.

TATİL BİTTİ OKUL SEZONU ZAMMI GELDİ

Tatil bölgelerinde yaz döneminde el yakan kiralık daireler şu anda kelepir fiyata kiralanırken İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde dudak uçuklatıyor.  İstanbul’da öğrenciye kiralık daire veren ev sahipleri, 1.000 TL’nin altında kira talep etmiyor. Elbette bu fiyatları okula yakınlık durumuna ve konutun büyüklüğüne göre değişiyor. Hal böyle olunca da kiranın ücreti bin 500 ile 2 bin Türk Lirası’na çıkıyor.

EN FAZLA KİRA İSTANBUL’DA

Ağustos ve Eylül aylarında binlerce öğrencinin kiralık daire arayışına başlayacağı bekleniyor. Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24.7 ile konut ve kira harcamaları alıyor. Yurt ya da aile yanında kalmayan öğrenciler için de en büyük gider kira olacak. Ülke genelinde en yüksek kirayı İstanbul’da eğitim gören öğrenciler ödeyecek. İstanbul genelinde kiralık evler ortalama 110 metrekare büyüklüğe sahip ve ortalama kira bedeli 1.710 TL. İstanbul’da kira fiyatları en düşük ve ortalama kira değeri 1.000 TL altında olan ilçeler sırasıyla 713 TL ile Arnavutköy, 905 TL ile Esenyurt ve 966 TL ile Silivri.

İŞTE İLÇELER VE FİYATLAR…

Ortalama kira değeri 1000 TL ve 1.500 TL arasında olan ilçeler Sultangazi, Çatalca, Çekmeköy, Sultanbeyli, Avcılar, Pendik, Esenler, Şile, Tuzla, Sancaktepe, Beylikdüzü, Güngören, Bayrampaşa, Bahçelievler, Büyükçekmece, Kağıthane, Fatih, Ümraniye, Bağcılar, Başakşehir, Kartal ve Küçükçekmece olarak belirtiliyor. Kira değeri 1.500 ve 2 bin 500 TL arasında olan ilçelere bakıldığında Gaziosmanpaşa, Zeytinburnu, Maltepe, Üsküdar, Şişli, Adalar, Ataşehir, Beyoğlu ve Eyüp ilçeleri görülüyor. İstanbul’da kira değerleri en yüksek ilçeler ise ortalama değerlerle 2 bin 629 TL ile Beykoz, 2 bin 688 TL ile Kadıköy, 2 bin 938 TL ile Bakırköy. Beşiktaş ve Sarıyer’de ise ortalama kira 3 bin 500 seviyesine ulaşıyor.

Yapılan bir çok araştırmaya göre İstanbul’dan sonra en yüksek kira bedeli Aydın, İzmir ve Muğla’da talep ediliyor. İstanbul’da metrekare kira bedeli için 16 lira istenirken, Aydın’da yaklaşık 13, İzmir’de 12, Muğla’da 11 lira talep ediliyor. Bingöl, Ağrı, Mardin ve Şırnak’ta ise metrekare kira bedeli 4.5 liranın da altına iniyor.

,

 Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş: Öğrencilerin beslenme çantasına dikkat 

Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş: Sağlıklı bir beyin için sağlıklı bir bağırsak florası olmalı. Bağırsaktaki iyi bakterilerin artması çocukların okul performanslarını, zihinsel aktivitelerini olumlu anlamda etkiliyor. Beslenme çantasına probiyotik ve prebiyotik gıdaları mutlaka koyun. 

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla öğrencilerin başarılı bir dönem geçirmeleri için tavsiyelerde bulunan Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, sağlıklı bir beyine sahip olmak için sağlıklı bir bağırsak florası taşımanın çok önemli olduğunu belirterek, öğrencilerin performansını artıracak beslenme çantası için önerilerde bulundu.

Uzun tatil döneminin ardından okulların açılmasıyla birlikte çocukların yemek alışkanlıklarında bazı değişimler yaşanıyor. Özellikle kahvaltı yapmaları önem arz ederken, beslenme çantalarını da zihinsel gelişimlerine katkıda bulunacak gıdalarla doldurmaları gerekiyor.

Öğrencilerin başarılı bir eğitim dönemi geçirmeleri için önerilerde bulunan İzmir Özel Egesante Tıp Merkezi Doktorlarından Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, “Eylül ayı hem okulların açıldığı hem de havaların soğumaya başladığı bir ay. Bu yüzden çocuklarımız hastalıklara karşı daha savunmasız bir hale geliyor. Çocukların hastalıklardan korunması için sağlıklı bir bağışıklık sistemi olması gerekiyor. Sağlıklı bir bağışıklık sisteminin temelinde ise sağlıklı bir bağırsak florası yer alıyor. Bağırsaklarımızda milyarlarca iyi ve kötü bakteri bir arada yaşıyor. Kötü bakterilerin sayısı arttığı zaman bağışıklık sistemi düşüyor ve çocuklar hastalıklara karşı daha meyilli hale geliyor. İyi bakteriler arttığı zaman da bağışıklık sistemi güçleniyor” dedi.

“Sağlıklı bir beyin için sağlıklı bir bağırsak florası olmalı” 

Bağırsak florasında yer alan iyi bakterilerin zihinsel başarıyı etkilediğini belirten Aktaş, “Çocukların sıklıkla tükettikleri fastfood, gazlı içecekler, işlenmiş gıdalar, paketli ürünler, fazla şekerli hazır çikolatalar gibi ürünler kötü bakterilerin sayısını artırıyor. İyi bakterileri artıran besinlerse probiyotik gıdalardır. Probiyotik gıdaları evde yapılan yoğurtla, evde yapılan turşularla, kefirle şu anda popüler olan kombucha çayı gibi fermente içeceklerle alabilirler. İyi bakterilerin artması çocukların okul performanslarını, zihinsel aktivitelerini olumlu anlamda etkiliyor. Çünkü sağlıklı bir beyin için sağlıklı bir bağırsak florası olması gerekiyor. Çocukların bağırsak florası iyi olduğu zaman öğrenme güçlüğü azalabiliyor, diğer çocuklarla iletişim becerileri artabiliyor. Ayıca zaman yönetimi konusunda daha başarılı hale geldikleri için uzun vadede olumlu yönde etkiliyor. Çocuklar gün içinde mutlaka beslenmelerinde probiyotik gıda tüketmeliler” ifadelerini kullandı.
Probiyotik gıdaların yanı sıra prebiyotik besinlerin de ihmal edilmemesi gerektiğini dile getiren Diyetisyen Aktaş, çocukların beslenme çantalarında rahatlıkla taşıyabileceği elma, üzüm, muz, yulaf ezmesi gibi gıdaları kahvaltılarına ekleyerek bağırsakların iyi halinin geliştirilebileceğini söyledi.

Beslenme çantasına neler konulmalı? 

Çocuklar için hazırlanan beslenme çantalarına mutlaka konulması gereken gıdaları da sıralayan Diyetisyen Gizem Şimşek Aktaş, şunları söyledi:
“Mutlaka bir protein kaynağı olmalıdır. Bunun için en önemli kaynaklardan birisi yumurta. Anne sütünden sonra bizim en sevdiğimiz protein kaynaklarından biri yumurtadır. Yumurta asla sevmeyen çocuklar için de çözümümüz var; o da lor peyniri. Lor peyniri de yumurta kadar kaliteli bir proteindir. Aynı zamanda domates, salatalık gibi sebzeler mutlaka kahvaltıda olmalı. Kuru meyve veya taze meyve bulundurabiliriz. Mutlaka tam tahılı bir ekmek kullanmalıyız. Çocuklarda kepekli ekmek çok önermiyoruz demir eksikliğine sebep olabileceği için ama tam tahıllı bir B gurubundan zengin bir ekmek kullanabiliriz. Gün içindeki performanslarını daha olumlu etkileyecektir. Aynı zamanda lif içerir. Çantasına yulaflı kurabiye, süt, uzun süre tokluk hissi veren leblebi, ayran veya taam tahıllı ekmekle yapılan peynirli bir sandviçi yanından meyveyle beraber çantasına koyduğumuz zaman çocuk, doygunluk hissine ulaşacağı ve enerjisi yükseleceği için kantindeki zararlı gıdalara hiç yönelmeyecektir.”

,

LGS birincisinden öğrencilere tavsiyeler: Dersle kendinizi sıkmayın

Liselere Geçiş Sınavında (LGS) Türkiye’de ilk yüz öğrenci arasına girerek Balıkesir birincisi olan Yusuf Mete Bacanak sınava girecek öğrencilere tavsiyede bulunarak, “Dersle kendinizi sıkmayın, sosyal aktivitelerinize devam ederek düzenli ders çalışın” dedi.

LGS sınavında 90 sorudan 89’na net çevap vererek Balıkesir birincisi olan Yusuf Mete Bacanak elde ettiği derece ile istediği liseye girebilmeye hak kazandı. Eski okuluna tercih yapmak için giden Yusuf Mete Bacanak gönlünde Galatasaray Lisesine gitmek olduğunu belirtti. Altıeylül Ortaokulu Müdürü Mustafa Demir “Yusuf Mete bu yıl ilk defa düzenlenen liselere giriş sınavında 90 sorudan sadece 1 matematik sorusuna yanlış cevap vererek Balıkesir birincisi oldu ve Türkiye’de ilk yüz öğrenci içine girdi. Başarısından dolayı ailesini, öğretmenlerini ve özellikle kendisini teşekkür ediyoruz. Aldığı bu puanla Türkiye’de ki liselerin en iyilerini tercih edebilir. Öğrencimizin tercih baş vurularını yaptık. Öğrencilerimizin 5-6 ve 7. sınıfı okulumuzda okudu 8. sınıfta bazı nedenlerden dolayı okulumuzdan ayrılmak zorunda kaldı. Okulumuza ziyarete gelerek önüm tercihini burada yaptı. Bakanlığımızın sistemi gereği yerel yerleştirmeden tercih yapması gerekiyordu. Yusuf Mete öğrencimizde Rahmi Kula ve Muharrem Hasbi Anadolu Liselerini tercih etti. Ancak diğer 5 tercihini İstanbul’daki Galatasaray Lisesi, Kabataş, İstanbul Lisesi, Ankara Fen Lisesi ve 5. olarak Balıkesir Fen Lisesi” dedi.

Eksiklerimi öğretmenlerime sorarak giderdim

Girdiğim sınavı güzel bir derece ile tamamladığını ifade eden Yusuf Mete, “Yüzdelik dilimim 0,01 bu derece ile istediğim liseye girebiliyorum. 90 sorudan 89 net yaptım. Sadece bir tane metematikten yanlışın çıktı. Puanım 489,8199 Türkiye’de ki ilk yüz öğrenci içerisine girebildiğim için mutluyum. Ben sadece derse odaklanmadım Spor yapmak ve müzik aleti çalmak gibi istediğim şeyleri yapmaya devam ettim ve dersi severek yaptım ve ders verimimi arttırdım. Hafta içi okul dışında 2 maksimum 3 saat çalıştım. Hafta sonları ise 5-6 saat çalışıyordum. okulda öğretmenlerime sordum ve eksiklerimi gidererek sınava hazırladım” şeklinde konuştu.

“Kendinizi sıkmayın”

Önümüzde ki sene sınava girenlere tavsiyelerde de bulunan Yusuf Mete, “Kendilerini o kadar sıkmamaları gerekiyor. Zaten bir süre sonra o sınav psikolojisine giriyorlar ve çalışmaya başlıyorlar. Kendilerini dersle sıkmasınlar sosyal aktivitelerine devam etsinler ve ikisini beraber götürsünler. Herkes zaten kendini tanıyor ve ne kadar yapabileceğini biliyor. Son bir ay sadece sosyal aktivitelerden kendini kısıtlaması bence yeterli olabiliyor. Öğretmenlerinin söylediklediklerini yaparak düzenli ders çalışırlarsa oluyor. Tercih haftasındayız ve ben tercihimi yaptım. Annem Altıeylül Ortaokulu’nda müdür yardımcısı onunla beraber evde karar verdik. Burada da müdürümüz rehberlik öğretmenimizle beraber en son küçük bir konuşmanın ardından hangi okula gitmem gerektiğine beraber karar verdik. Bu konuda hepsine çok teşekkür ederim” dedi.

,

Görme ve işitme engelli Serdar Fırtı’na 3,5 yılda hukuk fakültesini bitirdi

Yaşar Üniversitesi, bu yıl çok özel bir öğrencisini daha mezun etti. Türkiye’de üniversite eğitimi alabilen az sayıdaki engelli bireyden biri olan Serdar Fırtına, bugüne kadar hep birincilikle bitirdiği ilk ve orta eğitiminin ardından girdiği Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesinden de 3,5 yılda mezun olmayı başardı. Görme ve kısmi işitme engeli olan genç hukukçu, diploma töreninde coşkulu alkışların da sahibi oldu.

Üç yaşında, halk arasında tavuk karası olarak tabir edilen hastalığa yakalanarak yavaş yavaş görme yetisini kaybeden Serdar Fırtına, azmi, ‘imkansız’ kelimesini barındırmayan inancı ve ailesinin desteğiyle eğitim basamaklarını bir bir tırmanarak örnek alınacak bir başarıya imza attı. Hiçbir zaman hayata küsmeyen, her zaman hedefleri ve hayalleri olan Serdar Fırtına, içindeki eğitim aşkıyla, ilk olarak Aşık Veysel Görme Engelliler İlköğretim Okulunu, ardından da engelsiz öğrencilerle birlikte okuduğu Karşıyaka Lisesini birincilikle bitirmeyi başardı. Lisedeyken kariyer günleri kapsamında Yaşar Üniversitesine sınıf arkadaşlarıyla geldiklerini anlatan Serdar Fırtına, “O zaman okulun fiziki imkanlarını, akademisyenlerin ilgisini çok sevdim. Ayrıca Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyan görme engelli Celil Uzun’un başarısı da bana güzel bir örnek oldu. Burada okuyabileceğime inanınca da tercihimi bu yönde kullanmak istedim. Lisedeki öğretmenlerimin yönlendirmesi ve babamla birlikte internetten, yazılı kaynaklardan hazırlandım. Üniversite sınavına girip Yaşar Üniversitesini kazandım ve Mütevelli Heyeti bursuyla eğitim aldım” diye konuştu.

Okulu 3,5 yılda bitirmeyi başardı 

Aynı zamanda kısmi işitme engeli de olan Serdar Fırtına, ilk ve orta öğretimdeki başarısını üniversite yaşamı boyunca da sürdürdü. İngilizce hazırlık sınıfını yarım dönemde 91 not ortalamasıyla bitiren Fırtına, hukuk fakültesini de 3,5 yılda başarıyla tamamlayarak mezun olmayı başardı. Serdar Fırtına, 4 yılda çok güzel arkadaşlıklar edindiğini belirterek, “En fazla desteği sınıf arkadaşlarımdan gördüm. Akademisyeninden çalışanına herkes eğitim hayatımı benim için kolaylaştırıcı oldu. Ailemin desteğini hep hissettim. Bütün derslerimi birlikte çalışıp tekrar ettik, günlerce sınavlara hazırlandık. Babam da benimle birlikte diploma almasa da bir hukukçu kadar bilgi sahibi oldu. Hatta baba neden hukuk okumuyorsun diye soruyorum ona” ifadelerini kullandı.

Avukat ya da hukuk müşaviri olmak istiyor 

Avukatlık stajına, ceza hukuku derslerini aldığı Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem’in yanında başlayacağını belirten Fırtına, “Bundan sonraki hedefim, stajımın ardından avukatlık yapmak ya da bir devlet kurumunda hukuk müşavirliği biriminde görev almak. Belki daha sonra savcılık, hakimlik sınavlarına da girebilirim” diye konuştu.

Başarının ardındaki gizli kahraman 

Serdar’ın başarısının ardındaki gizli kahramanlar ise emekli Deniz Astsubayı babası Sinan Fırtına ile annesi Neşe Fırtına. Oğluyla birlikte çalışarak üniversite sınavını kazanmasını sağlayan, onu okula götüren, her gün okul dönüşünde dersleri okuyarak tekrarlayan ve sınavlara çalıştıran baba Sinan Fırtına, “Serdar, hayatla hep barışık bir çocuk oldu. Azmiyle ve kararlılığıyla her zaman iddialıydı ve bugüne kadar eğitimde hep başarılı oldu. İlköğretimi ve liseyi birincilikle bitirdi. Biz de ailesi olarak ondaki bu azmi, inancı ve kararlılığı, verdiğimizin çok daha fazlasını yapabildiğini görünce hayatımızı o yönde şekillendirdik. Emekli oldum ve Serdar ile birlikte sınavlara hazırlandık, ardından üniversite hayatı boyunca yanında olduk. Onun başarılarını ve geldiği noktayı görmek her türlü emeğe değer” dedi.

“Çocukları için mücadele etsinler” 

Törende büyük mutluluk yaşadıklarını söyleyen anne Neşe Fırtına ise “Onunla ne kadar gurur duysak az. Bu başarı, Serdar’ın inancının ve azminin eseri. Eğitimi için biz onu değil, o bizi kamçıladı. Aileler engelli çocuklarının eğitimi için güçleri yettiğince mücadele etsinler. Onlara yeterli imkan ve şartlar verilirse içlerinde her zaman bu inancın oluşacağına inanıyorum. Oğlumuzla ne kadar gurur duysak azdır” şeklinde konuştu.

,

Doğa Koleji Robotik takımı Çin Yolcusu

Doğa Koleji lise öğrencileri kodlama projeleri ile uluslararası bir proje ödülü daha kazandılar. Fen ve Teknoloji liseleri öğrencilerimizin de dahil olduğu ve Doğa liselerinden toplam 9 kodlama takımının yarıştığı WRO 4. Türkiye Turnuvası Açık Gençler kategorisinde ikincilik ödülü alan Robofuries 2 takımı, kasım ayında Çin’de düzenlenecek olan Uluslararası Robot Olimpiyatı’na gitmeye hak kazandı.

Danışman öğretmen Sema Balkan eşliğinde hazırlanan Doğa Koleji Acıbadem kampüsü öğrencileri; Mehmet Emir Yurtoğlu, Beyza Kabaca ve Duru Bayındır projelerinde; yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak sürdürülebilir tarım uygulamalarını hayata geçirmeyi ve açlık sorununu çözmeyi hedefliyor. Proje sürdürülebilir enerji kaynaklarıyla insan eli değmeden tarım ve taşıma yapabilmeyi de öngörüyor.

WRO Nedir?

Dünya Robot Olimpiyatlarının (WRO) amacı gençlerin robot ve bilime karşı ilgilerini arttırmaktır. WRO ilkokuldan üniversiteye dünyanın her yerinde tüm öğrencilerin fikir üretme ve problem çözme gibi yeteneklerini “düşündürücü ve eğitici robot turnuvaları ve aktiviteleri” düzenleyerek geliştirir.Bu sezon Türkiye’de Kurallı, Açık ve Futbol kategorisini düzenlenen WRO, gençlerimizin bilim ve teknoloji alanında kendilerini geliştirebilecekleri ve ifade edebilecekleri bir ortam sağlamayı hedeflemektedir.

,

TEV, 50 yılda 250 bin öğrenciye burs verdi

Türk Eğitim Vakfı (TEV) Balıkesir Şubesi tarafından düzenlenen iftar yemeğine bağışçılar ve TEV gönüllüleri yoğun ilgi gösterdi. TEV Mütevelli Heyeti Başkanı Rona Yırcalı geçmiş 50 yıllık dönemde 250 bin öğrenciye burs verdiklerini söyledi.

TÜRKİYE İLERİ GİTSİN DİYE… 

TEV Balıkesir Şubesi tarafından iftar yemeği düzenlendi. Öğrenciler yararına düzenlenen iftar yemeği sonrası konuşan TEV Mütevelli Heyeti Başkanı Rona Yırcalı, Türk Eğitim Vakfı’nın 50. yılını geçen yıl tamamladığını ve bu yılla birlikte ikinci yarım asra adım attığını hatırlatarak, “50 yılda 250 bin öğrenciye burs verdik. TEV ailesi olarak bağış yanında gönüllü çalışmalarını da önemsiyoruz. Bildiğiniz gibi ülkemiz bir seçim sathına girmiş bir vaziyette. Siyasi parti başkanlarımız, hem Cumhurbaşkanlığı hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği için çalışıyorlar. Bir çok konuda değişik fikirler söylüyorlar. Hepsinin birleştiği bir konu var eğitim. Bütün siyasi partilerimiz kendi beyannamelerinde gençliğin eğitimin daha iyi olduğu taktirde Türkiye’nin daha iyi gideceğinden hem fikirler. Bunu hepsi kabul ediyorlar. TEV bugün eğitim için uğraşıyor, TEV bugün gençlerin eğitimi için uğraşıyor, TEV bugün Türkiye’nin geçlerinin geleceği için daha iyi olması için uğraşıyor. Türkiye gencinin daha iyi olması demek Türkiye’nin daha ileriye gitmesi demektir. Verdiğimiz bursların yanı sıra 2 bin civarında lisans üstü bursumuzu Türk gencimize yurt dışına vermiş bulunuyoruz. Türkiye’nin köşelerine dağılmış olan 12 şubemiz var. Biz bütün Türkiye’de yaptığımız çalışmaları her kese yaygın olmasını ve TEV’i daha iyi tanıyarak bu yaptıklarımıza destek olmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

TEV’E YAPILAN BAĞIŞLAR

Yaptıkları hizmetleri bağışlar sayesinde sürdürdüklerini ifade eden Yırcalı, şöyle devam etti: “Bize yapılan bağışlar şartlı bağış olabilir, genel bağış olabilir, her hangi bir projeye sponsor olarak desteklemek şeklinde olabilir. Bazı arkadaşlar düşünüyor ki TEV’e yapılan bir bağış havuza girecektir, bir nevi o bölgeye hizmet etmeyecektir. Bunu biraz düzeltmemiz lazım. Çünkü bizde şartlı bağış diye bir müessese var. Yani siz isterseniz Balıkesir Lisesinden mezun olmuş, Balıkesir Tıp Fakültesinde okuyan bir arkadaşa bu yaptığım yardımdan burs almasını ön görebiliyorsunuz. Bunu aynı şekilde Gaziantep’te yapabilir. Ya da ben bunu makine mühendisliğinde okuyan kızlara vermek istiyorum gibi yaklaşımınız olabilir. Şart bağış sizin istikametinizde sizin gönlünüze uygun kullanabiliriz. Türk Eğitim Vakfı’nın, sizin kafanızda sizin gönlünüzde olmasını istiyoruz. Biz bağışlarla yaşıyoruz. Bağış demek bir menkulu iyi bir niyet için vermek demektir. Tamam ama biz bunun yanında sizin bizimle enerjinizi paylaşmanızı istiyoruz. Fikirlerinizi, mesainizi paylaşmanızı istiyoruz. Gönüllü çalışma isteğinizi paylaşmanızı istiyoruz bizim için bağış kadar bunlarda önemli. Hepinizi Türk Eğitim Vakfı ailesinin bir parçası olmaya davet ediyoruz. Bize destek olun ki daha iyi bir geçlik ile daha iyi bir Türkiye ve daha iyi bir nesil yetiştirelim.”

SERTİFİKA VE MADAYLA TAKDİMİ

Konuşmaların ardından özel bir eğitim merkezi öğrencilerinin yıl sonu gösterilerinin gelirini vakfa bağışlamaları nedeniyle Bozcaada Maratonuna TEV adına katılarak farkındalık oluşturan Soner Türkmeneli, Erman Korkmaz ve Dilara Aksoy’a sertifika ve madalyaları takdim edildi.

İftara TEV Mütevelli Heyeti Başkanı ve aynı zamanda Yırcalı Şirketler Grubu Başkanı Rona Yırcalı, Balıkesir Üniversitesi Rektür Prof. Dr. Kerim Özdemir, BARO Başkanı Av. Erol Kayabay, İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, Sanayi Odası Başkanı Hasan Eğinlioğlu, CHP İl Başkanı Serkan Sarı, MHP İl Başkanı Suat Par, BASİAD Başkanı Abdullah Bekki, Balıkesir Türk Eğitim Vakfı Şube Başkanı Jale Bayraktar ve yönetim kurulu üyeleri ile TEV gönüllüleri ve bağışçıları katıldı.

,

Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin sayısı

Türkiye’nin yükseköğretim istatistikleri açıklandıYükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) açıkladığı verilere göre, Türkiye’de 2017-2018 öğretim yılında üniversitelerde 7 milyon 560 bin 371 öğrenci eğitim alıyor. Öğrencilerden 6 milyon 963 bin 903’ü devlet, 589 bin 307’si vakıf üniversitelerinde, 7 bin 161’i de vakıf meslek yüksekokullarında öğrenim görüyor.

Türkiye’de geçen yıl 151 bin 763 olan akademisyen sayısı bu yıl 158 bin 98 oldu. Akademisyenlerin 24 bin 640’ı profesör, 14 bin 456’sı doçent, 37 bin 520’si doktor öğretim üyesi, 35 bin 484’ü öğretim görevlisi, 45 bin 998’i araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Akademisyenlerin 70 bin 235’i kadın, 87 bin 863’ü ise erkek öğretim üyesi.

Üniversitelerde görev yapan kadın akademisyenlerin 7 bin 696’sını profesörler, 5 bin 611’ini doçentler, 15 bin 932’sini doktor öğretim üyeleri, 17 bin 806’sını öğretim görevlileri ve 23 bin 190’ını da araştırma görevlileri oluşturuyor.

Erkek akademisyenlerin 16 bin 944’ü profesör, 8 bin 845’i doçent, 21 bin 588’i doktor öğretim üyesi, 17 bin 678’i öğretim görevlisi ve 22 bin 808’i ise araştırma görevlisi olarak hizmet veriyor.

En fazla kayıt devlet üniversitelerinde

Türkiye’deki üniversite öğrenci sayısı, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 7 milyon 198 bin 987 idi. Bu sayı yeni eğitim öğretim yılında 7 milyon 560 bin 371’e yükseldi.

Öğrencilerden 6 milyon 963 bin 903’ü devlet, 589 bin 307’si vakıf üniversitelerinde, 7 bin 161’i de vakıf meslek yüksekokullarında öğrenim görüyor.

Üniversite öğrencilerinin 4 milyon 47 bin 302’sini erkek, 3 milyon 513 bin 69’unu kız öğrenciler oluşturuyor.

Üniversitelere 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde yeni kayıt yaptıran 1 milyon 382 bin 589 öğrenci bulunuyor. Bu öğrencilerden 1 milyon 223 bin 176’sı devlet, 157 bin 38’i vakıf üniversitelerinde, 2 bin 375’i ise vakıf meslek yüksekokullarında kayıtlı.