Yazılar

,

Okulda başarıyı getiren ders çalışma alışkanlıkları

Okulda öğrenilenlerin pekiştirilmesi, öğrenme sürecinin evde de devam etmesi için önem taşıyor. Uzman Klinik Psikolog Büşra Aparan Akın, başarıyı etkileyen faktörleri ve ailelere düşen görevleri anlattı.

Çocukların okul başarılarını etkileyen birçok faktör olduğunu belirten Doğa Koleji Okul Öncesi ve İlkokul Rehberlik Bölüm Başkanı, Uzman Klinik Psikolog Büşra Aparan Akın, özellikle küçük yaşlardaki; çocukların sadece okulda değil, evde ve günlük hayatta da sorumluluk sahibi olmasının; başarıyı etkileyen önemli bir değişken olduğunu kaydetti. Ebeveynlere önemli uyarılarda bulunan Akın, “Çocuğunuzun okulda arkadaşlarıyla uyumlu, mutlu, derslerinde başarılı, öğrenmekten keyif alan ve sorumluluklarını yerine getiren bir çocuk olmasını istiyorsanız, okulda ve ev ortamında öğrenme sürecinin desteklenmesi için başarıyı etkileyen birçok faktörü göz önünde bulundurmanız gerektiğini unutmamalısınız” dedi.

“Sorumluluk almasına izin verin”
Ailelerin öğrenme sürecinde önemli rol oynadığını ifade eden Akın, “Aileler, çocuklarının küçük yaşlardan itibaren bireysel olarak eylemlerde bulunmasına ve sorumluluk almasına fırsat vermelidir. Yatağını ve odasını toplaması, yemek masasının hazırlamasında görev alması gibi yaşam alanlarında başlayan küçük sorumluluklar; okul yaşamına zorlanmadan adapte olmasını ve daha olumlu yaklaşmasına yardımcı olur” şeklinde konuştu.

“Çalışma ortamı değişkenlik gösterebiliyor”
Akın, uygun çalışma ortamının yaş gruplarına göre değişkenlik gösterdiğini belirterek, “Uygun çalışma alanı, verimli bir ders çalışma süreci için gereklidir. Küçük yaş gruplarında masa başında çalışmak yeterlidir. Ortaokul yıllarından itibaren artık çocuklar kendi tercihleri ve öğrenme stilleri doğrultusunda ders çalışma alışkanlıkları oluşturabilir. Çocuk büyüdükçe, çalışma ortamı da değişkenlik gösterebilir” diye konuştu. Lise yıllarında ve sınav hazırlık dönemlerinde ders çalışmanın, disiplin ve sorumluluk gerektirdiğini aktaran Akın, “Bu yaş grubu öğrencilerin dersler konusunda kendi eksiklerini fark etmesi, öğrenme ihtiyaçlarını belirleyerek ilerleme sağlaması, gerektiğinde öğretmeninden yardım isteyebilmesi beklenir” dedi.

Büşra Aparan Akın Doğa Koleji

Doğa Koleji Okul Öncesi ve İlkokul Rehberlik Bölüm Başkanı, Uzman Klinik Psikolog Büşra Aparan Akın

“Çocuk, desteğe ihtiyaç duyabilir”
Evdeki pekiştirme çalışmalarında küçük yaşlardaki çocukların desteğe ihtiyaç duyabileceğini söyleyen Akın, “Ailelerin çocuğu ile çalışma masasına oturmaması ve yalnız çalışmasına fırsat tanıması gerekiyor. Ancak yardıma ihtiyaç duyduğunda ailesine soru sorabileceği ve yardım isteyebileceği mesajı verilmelidir. Okulun ilk yıllarında ilk beş dakika yanına oturarak çocuğun çalışmaya başlamasına destek olunabilir” diye ifade etti. Akın, sözlerini, “Çalışmaya başlamadan önce pekiştirecin ve alıştırmanın içeriği üzerine konuşmak ve çocuğun kendi yanıtlarını değerlendirmek motive edici olabilir” diye sürdürdü.

“Amaç bildiklerini sınamak değildir”
Pekiştirme çalışmaları sırasında çocukların genellikle kendilerini daha güvende hissetmek için ailelerinin varlığına ihtiyaç duyduğunu belirten Akın, “Pekiştirme çalışmalarının, çocuğun bildiklerini sınamak değil, öğrendiklerini geliştirmek amacıyla yapıldığı unutulmamalıdır” ifadelerinde bulundu.

“Ödül sistemi kurabilirsiniz”
Ders çalışma alışkanlığı kazanması için, eğer çocuk için motive edici bir yöntemse ödüllendirme sistemi kurulabileceğini söyleyen Akın, “Ödül sisteminin birkaç ay, çocuk alışkanlık kazanana kadar sürdürülmesi gerekir. Örneğin, bir puanlama sistemi ile çocuk puan toplayabilir ve bu puanlar bir hafta sonu etkinliğine dönüştürülebilir” şeklinde konuştu.

Okul başarısı için gerekli koşul
İlkokul yıllarında kitap okuma alışkanlığı kazanılmasının, okul başarısı için gerekli bir koşul olduğunu söyleyen Akın, “Okumaya, öğrenmeye, merak ettikleri konusunda bilgi edinmeye teşvik edilen çocuk için okul bir öğrenme serüveni olacaktır. Ders çalışmak sadece iyi notlar, puanlar almak ve kısa vadede okulda başarılı olmayı sağlarken; insanoğlunun dünya üzerindeki bilgi birikimini keşfetmek, toplumu ve dünyayı, evrensel kuralları öğrenmek, neyi öğrenmeyi sevdiğini, hangi problemleri çözmeyi istediğini bulmak ve bu doğrultuda bir gelecek tasarısı ve kariyer planı yapmak, uzun vadede okulu daha anlamlı kılacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

,

Okul başarısı için düzenli uyku şart

Yrd. Doç. Dr. Onur Okan Demirci, çocuklarda uyku düzenine dikkat edilmesi gerektiği konusunda ebeveynleri uyardı.

Zi&On Psikiyatri Merkezinden Yrd. Doç. Dr. Onur Okan Demirci, “Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, uyku eğitiminde veya uyku düzeninde mutlak doğru ve tek bir yöntem yoktur. Birçoğumuzun da bildiği bir kavram da olan, kendimizi ve çevremizdekileri tanımlarken de kullandığımız “gündüz insanı” veya “gece insanı” terimleri her insanın bio-enerjisinin yüksek olduğu zaman diliminin farklı olabileceğini gösterir Bazılarımız gece daha verimli çalışıp, sabahleyin keyifsiz uyanırken, bazılarımız güneş doğarken uyanır ve güne enerjik başlar Yani sözün kısası her bireyin kendine özel metabolizması ve uyku düzeni vardır” dedi.

ÇOCUĞUNUZUN UYUDUĞU SAATTE SİZ DE UYUYUN

Yrd. Doç. Dr. Onur Okan Demirci, Uyku düzenini sağlamak ve bu eğitimi vermek konusunda neden hassas davrandıkları konusunda şunları söyledi; “Düzenli bir uyku ile çocuğun toplumsal düzene uyumu, okul başarısı, duygu durumu ve dikkat aralığına olumlu etkileri varken diğer yandan, ebeveyninin sağlıklı bir şekilde sosyal yaşantıya uyumu için bu rutine ayak uydurması önemlidir. Bu sebep ile yapılandırılmış uyku saatleri ailenin her bireyi için önemlidir ve çocuğumuzun uyuması için belirlediğimiz saatlerde ebeveyn olarak elimizden geldiğince bizim de uyumamız veya sessiz bir ortam sağlamamız gerekmektedir. Çocuğumuzun yalnız başına uyumasını ise farklı açılardan olumlu ve olumsuz olarak değerlendirilmektedir. Yeni doğan bebeğin annesi ile birlikte yaşamasının öz güven gelişimi, ilişki kurma becerisi ve problem çözme becerisi açısından olumlu etkileri olduğu düşünülmekte (Keller ve Goldberg 2004). Bebeğin anne ile birlikte uyuması, bebek ve ebeveyn arasındaki sağlıklı bağlanma modeline yardımcı olduğu da yaygın olarak bilinmektedir. Bunun için, gece uykularında sık sık ziyaret etmek, emzirmek bu bağlanma için etkili bir yöntemdir. Çocuğun deliksiz uyuması için yanına biberon verilmesi bu ihtiyacı karşılamayacaktır. Çocuğun kendi odasının olması ve anneden ayrı ilk doğduğu günden itibaren yapılacağı gibi 2 yaş bu durum için uygun bir zaman olarak önerilmektedir. Ebeveyn ile beraber uyuma davranışı ileri yaşlara taşındığı durumlarda, çocuğun cinsel kimlik gelişimi, anne/baba çatışması, öz benliğini keşfetmesi, duyguları ile baş edebilme ve duygularını yatıştırması konusunda zorluklar yaşayabileceği ön görülmektedir.”

ÇOCUĞA BİR UYKU RİTÜELİ OLUŞTURULMALI

“Uyku eğitimi verilirken, çocuğa bir uyku ritüeli oluşturulmalıdır” diyen Yrd. Doç. Dr. Onur Okan Demirci, “Bu süreç her çocuğa göre ve aile yapısına göre değişkenlik gösterse de uykudan önce duş alma, diş fırçalama, masaj yapmak, sakin aktiviteler yapmak, loş ortam sağlamak ve hikâye kitabı okumak ebeveynlerin sık başvurduğu yöntemlerdir. 3 yaş ve üzeri çocuklar yalnız başına uyumamak konusunda ısrar etme ve korkma davranışı gösterebilirler. Kâbuslar, gece terörleri bu yaş grubu için normal olarak ifade edilmektedir çünkü beyin gelişimi ve metabolizma hızları normal bir yetişkine göre çok daha hızlıdır. Çocuklarımızın korktuğu zamanlar yine de kendi yatağında yatmasına teşvik etmeliyiz. Diğer yandan, gerektiği durumlarda aynı odada fakat başka bir yatakta yatarak çocuğumuza destek olabiliriz. Son olarak, bu konuda çok katı davranıp mutsuz bir gece geçirmek yerine küçük esneklikler yapılabilir fakat çocuğumuzun bu davranışı alışkanlık haline getirmemesine özen göstermeliyiz.” diye konuştu.