Yazılar

, ,

Okul öncesi eğitim neden önemli?

Eğitim Uzmanı Özcan Mercan, “Çocuğun erken yaşam deneyimleri çocuğun okula, öğrenmeye ve kendi becerilerine dair geliştireceği tutumları belirler ve okul başarısını etkiler” dedi.

Mercan Koleji Yönetim kurulu Başkanı Özcan Mercan, okul öncesi eğitimle ilgili son araştırmaları yorumladı.

Eğitim Uzmanı Özcan Mercan, yaptığı açıklamada, “Bloom’un yaptığı araştırmalara göre 17 yaşına kadar olan zihinsel gelişmelerin yüzde 50’si dört yaşına, yüzde 30’u dört yaşından sekiz yaşına kadar, yüzde 20’si ise sekiz yaşından on yedi yaşına kadar oluşmaktadır. Tüm bu veriler okul öncesi eğitimin etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Zihinsel gelişimin yüzde 50’si ilerleyen yıllarda yüzde 30 ve sonra yüzde 20’si yadsınamayacak kadar önemli bir değerdir ve zihinsel gelişim bireyin okul başarısıyla doğrudan alakalı olduğu için okul öncesi dönemin okul başarısı ile ilişkisi ve tabi bu dönemde verilecek eğitimin de önemi ve etkisi kolayca anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Mercan Koleji Yönetim kurulu Başkanı Özcan Mercan,

Mercan Koleji Yönetim kurulu Başkanı Özcan Mercan, okul öncesi eğitimle ilgili son araştırmaları yorumladı.

TEMEL BECERİLERİ KAZANIR

Okul öncesi eğitimin çocuklara ilköğretime başlamadan önce okulun kendisinden beklentilerine yönelik deneyimleri kazanmasını sağladığına dikkat çeken Mercan, “ Yani okul öncesi eğitim alarak ilköğretime başlayan çocuk öncelikle sosyal bir ortama gireceği için sahip olması gereken, kurallara uyma, kendini tanıma ve tanıtma, duygu ve düşüncelerini uygun bir dille ifade etme, karşıdakini dinleme ve anlama, arkadaşlık kurma gibi sosyal becerileri kazanmış olarak gelir. Ayrıca okuma-yazmaya başlaması için gereken temel kas becerileri, kalem tutma, çizgiler çizme, boyama, kesme-yapıştırma, dinlediğini anlama gibi okuma-yazmaya hazırlık becerilerini kazandırmaya yönelik etkinlikler de okul öncesi eğitim kurumunda çocuğa sunulmuştur. Kısacası okul öncesi eğitimden geçerek ilköğretime başlayan çocuk duyuşsal, bilişsel ve psiko-motor alanlarda kendisinden beklenen temel becerileri kazanmış olarak gelir” şeklinde konuştu.

BEYİN OKUL ÖNCESİ DÖNEM BOYUNCA HIZLI GELİŞİR

Çocukların keşfetmek ve öğrenmek için doğal bir eğilimleri olduğuna parmak basan Mercan, “Öğrenme çok erken yaşlarda başlar ve hayat boyu devam eder. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren, daha okula başlamadan çok önce öğrenmek ve keşfetmek için büyük bir heves duyarlar. Aktif bir şekilde çevrelerini keşfederler, iletişim kurmayı öğrenirler ve çevrelerinde gördükleri şeylere dair fikirler oluşturmaya başlarlar.Okul öncesi dönem beyin gelişiminin ve sinaptik bağlantıların kurulma oranının en yoğun ve hızlı yaşandığı dönemdir. Beyin gelişimi çocuğun bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor gelişimi için güçlü bir zemin oluşturur. Bu nedenle çocuklar özellikle okul öncesi dönem olarak adlandırdığımız yaşamın ilk altı yılında çok hızlı büyürler ve dil, bilişsel, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarında şaşırtıcı bir hızla yetkinleşirler. Böylece çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin ve toplumun üretken bir bireyi olabilmesinin yolu açılmış olur. Beyin okul öncesi dönem boyunca hızlı geliştiği için bu dönem, beynin çevresel etkilere en açık olduğu dönemdir. Bu kapsamda çevre, çocuğun gelişimini ve öğrenme motivasyonunu derinden etkiler. Çocuğun ne kadar keşfedebileceği, neler öğrenebileceği ve hangi hızla öğrenebileceği çocuğun çevresinin ne kadar destekleyici olduğuyla ve çocuğa ne gibi olanaklar sunulduğuyla yakından ilişkilidir” dedi.

YENİ ÖĞRENME FIRSATLARI SUNULMALI

Mercan, daha sonra şunları belirtti: “Çocuğun sağlıklı bir beyin gelişimine sahip olabilmesi için okul öncesi dönem boyunca sağlıklı beslenmesi, zengin uyarıcı bir çevre içinde bulunması ve çocuğa yeni öğrenme fırsatlarının sunulması gerekmektedir. Çevre, uyaranlar bakımından ne kadar zengin olursa çocuk o kadar hızlı gelişir ve öğrenir. Ancak çocuğun ilk yıllarını uyaranların yetersiz olduğu, duygusal ve fiziksel desteğin yeterince sunulmadığı ve yeni öğrenme fırsatlarının yaratılmadığı bir çevrede geçirmesi çocuğun beyin gelişimini olumsuz etkiler. Bu durum ise çocuğun dil, bilişsel, sosyal-duygusal ve motor gelişim alanlarında gecikmeler görülmesine, ayrıca davranış problemleri sergilemesine yol açar. Erken yaşam deneyimleri çocuğun okula, öğrenmeye ve kendi becerilerine dair geliştireceği tutumları belirler ve okul başarısını etkiler. Okul öncesi dönemde olumlu deneyimler yaşayan çocuk okula, öğrenmeye ve kendi becerilerine dair olumlu tutumlar geliştirir. Çocuğun erken yaşta olumsuz deneyimler yaşaması ise onun tüm eğitim yaşamını etkileyecek problemler yaşamasına neden olabilir. Okul öncesi çağda olumsuz deneyimleri olan çocuğun öz-değerinin düşük olduğu, okulda ve okul sonrası yaşamda düşük başarı gösterdiği ve daha fazla davranış problemi sergilediği bilinmektedir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi, gelişebilmesi ve öğrenmeye karşı olumlu tutumlar geliştirebilmesi için nitelikli bilişsel uyarıcıların, zengin dil etkileşimlerinin, olumlu sosyal-duygusal deneyimlerin çocuğa sunulduğu ve çocuğun bağımsızlığının desteklendiği bir çevrenin oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Bu ise ancak sağlıklı bir aile ortamı ve nitelikli bir okul öncesi eğitimi ile mümkündür.”

,

Erken yaşta akademik eğitimin zararları

Erken yaşta akademik eğitim çocuğun keşfetme isteğini azaltıyor…. Erken yaşta akademik eğitim, eğitimin hedeflediği belirli testlerle çocukların puanlarının artmasını sağlıyor. Ancak bu kazanımlar, 1 ila 3 yılda kayboluyor. Form Kolejleri Anaokulu Bölüm Başkanı Gökenay Alp, ilkokula başlayacak çocuğun, böyle bir eğitim için gerekli sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerileri gelişiminin 6 yaştan önce tamamlanamayacağını belirtiyor.

David Weikart ve ekibi tarafından başlatılan bir deneyde, erken yaşta doğrudan akademik eğitim alan grubun 15 yaşına geldiğinde diğer gruba oranla 2 kattan daha fazla sayıda kötü davranışta bulunduğu kaydediliyor. 23 yaşına geldiklerinde ise, olay daha da felaket bir hal alıyor; doğrudan akademik eğitim alan gruptakiler, insanlarla daha fazla çatışıyor ve duygusal bozukluk gösteriyorlardı. İşlenen suç oranları bile bu grupta diğer gruptakinin yaklaşık 3 katı idi. Erken yaşta akademik eğitim, eğitimin hedeflediği belirli testlerle çocukların puanlarının artmasını sağlıyor. Ancak bu kazanımlar, 1 ila 3 yılda kayboluyor ve işin en trajik yanı ilerleyen yıllarda karşımıza çıkıyor. Bu tür akademik eğitim alan çocuklarda sosyal ve duygusal gelişim alanlarında uzun vadeli zararlar gözlemleniyor.

Tüm eğitim hayatı etkilenebilir

Ünlü psikolog Peter Gray, şöyle diyor: “Akademik okulları en güçlü şekilde benimseyen çocuk, sistemi iyi anlar ve acımasızca başarılı olur. Başkalarına yardım etmekten çok başkalarını alt etmekle uğraşır. Yani bencilleşir.” Okul öncesi bir çocuğun saatlerce bir sandalyede oturup masa üzerinde onu bekleyen ve bir türlü anlamlandıramadığı, yapmaktan hiç keyif almadığı bir çalışmayı sadece öğretmeninin verdiği direktiflerle yapmaya çalışırken çektiği sancı, onun bütün eğitim hayatına soğuk bakmasına sebep olacaktır. Form Kolejleri Anaokulu Bölüm Başkanı Gökenay Alp, bu konuda “Okul öncesi eğitimde çocuğa verilen eğitimin, akranları ile ilişkide bulunacağı, öğrencinin merkezde olduğu, keşfetmesine izin verecek, düşündüren etkinliklerle verilmesi daha sağlıklı olacaktır” diyor.

“Çocuğum ilkokula ne zaman başlamalı?”

Kaliforniya Üniversitesi Nörobilim Uzmanı Jay Giedd, 7 ya da 8 yaşından daha küçük olan çocukların beyinlerinin didaktik açıklama yerine aktif keşfe daha uygun olduklarını söylüyor, ki bu ancak Oyun Tabanlı Öğrenme metodu ile gerçekleştirilebilir. Aşırı akademik eğitimin yine büyük sorunlarından biri keşfetme isteğini azaltması, öğrencileri hazır bilgiyi almaya yönlendirmesidir. İlkokula başlayacak çocuğun bu aşama için gerekli sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor becerilerinin gelişimi 6 yaştan önce tamamlanamaz. Dürtü kontrol gelişimi küçük çocuklarda henüz tam gelişmediğinden kurallara uymada zorluk çekecek; el göz koordinasyonu, ince – kaba motor gelişimi ve işlevsel düşüncenin tam gelişmemiş olması çocuğu öğrenirken zorlayacaktır. Öz bakım becerilerini daha tam tamamlayamamış çocuk bazen sınıf arkadaşlarının önünde küçük düşecek durumlarla karşılaşacaktır. Oyuna doymamış çocuk ilkokula başladığında hala okula oyuncak ayısını götürmek isteyecektir.

Öğrenmenin içselleştirilmesi çok önemli

Ülkemizde şu an kullanılan, öğrencinin okula hazır olup olmadığını ölçümleyen testlerin birçoğu yıllar önce hazırlanmış ve öğrenciyi mekanik anlamda değerlendiren testler… Testi yapan kişi, test ortamı gibi etkilerle çocuk gerçek anlamda değerlendirilememekte, değerlendirilse bile bu sadece bilişsel anlamda olmaktadır. Doğrudan akademik eğitim alan öğrencinin sürekli not kaygısı veya ödüle ulaşma hedefi yaşaması motivasyonunun tek sebebi olurken içselleştirilmiş bir öğrenme yok denecek kadar azdır. Oysaki şu asla unutulmamalıdır: Bir çocuk ilkokul eğitimine bilişsel anlamda hazır olsa bile duygusal ve sosyal olarak hazır değilse akademik eğitimi boyunca zorlanacak ve hatta bir süre sonra “öğrenme güçlüğü var”, “dikkat eksikliği var” gibi tanımlara maruz kalacaktır. Dolayısı ile akademik eğitime başlamanın yaşını aşağı çekmenin önemli sonucu, kendini başarısız görerek büyüyen güvensiz nesiller yetiştirmek olacaktır.

,

Üç Renk Kolejleri’nde okul öncesi eğitim

Üç Renk Kolejleri okul öncesi eğitimde de iddiaalı: “Anaokulu bir bireyin okulla ilk tanışması… Bu aşamada verilen sevgi, okul öğesinin öğrencide bıraktığı iz ve öğretmenlerine bakış açısı öğrencinin bütün eğitim hayatını etkiliyor. Ayrıca Anaokulu, öğrencinin tüm eğitim hayatının temeli. Bu temeli sağlam atmak ve ailesinde yaşadığı güveni, sevgiyi eksiksiz okulda da devam ettirmek için Üç Renk Kolejleri Anaokulu’nda geleceğe Beyefendiler ve Hanımefendiler hazırlıyoruz.” Peki bunu nasıl yapıyorlar? İşte cevapları:

Yabancı Dil Eğitimi

“Okul öncesi eğitimde yabancı dil için hazırlık çalışmalarını öğrencinin yaş grubuna uygun çekilde oyun ve eğlenceli materyallerle uyguluyoruz. Kelimeler, hayattan kalıp diyaloglar, şarkıların oyunların içine gizlenmiş materyaller yabancı dil eğitiminde öğrenciyi ilkokula hazırlıyor.”

Dans ve oyunla eğitim.

“Anaokulunda öğrencinin isteği her zaman oynamak ve eğlenmektir. Bilgileri “çocuğun istediği şekilde” oyun ve eğlenceli faaliyetlerle öğretiyoruz. Dans ve ritm algısı öğretileri, öğrencimizin gelecekteki sosyal ve kaliteli olması gereken hayatı için atılan en önemli adımlar.”

Yetenek keşfetme ve yönlendirme.

“Kişisel gelişimde bireyin yetenek ve yatkın olduğu alanların bilinmesi verilecek eğitimde verimi arttırır. Gelecek için ek faaliyetler belirlenmesini sağlar. Belirlediğimiz bireysel yetenekleri ve yatkın olduğu alanlarla öğrencilerimizi eğitiyor ve geleceğe hazırlıyoruz.”

Sevgi odaklı mutlu eğitim.

“Öğrenci ailesiyle geçirdiği aktif zamandan çok bizimle beraber oluyor. Verdiğimiz eğitimle öğrenci koşarak okuluna gelmeli ve okulda geçirdiği her anda mutlu olmalı. Öğretmenlerimizin hepsi öğrenciye hissettirdiği sevgisiyle daha verimli ve kaletili öğrenmeyi sağlıyor.”

Matematik ve Fen çalışamaları.

“Branşların temel başlıklarında yer alan Fen ve Matematik hayatın içinden senaryolar ve oyunlarla öğrencilerimize, onlar farkında olmadan eğlenceli şekilde veriliyor. Söyledikleri şarkıda sayıları, bir çok faaliyette temel fen kuramlarını öğreniyorlar.”

Müzik ve Sanat eğitimi.

“Gerek yaptıkları faaliyetlerde gerek aldıkları teorik eğitimde, müzik resim gibi alanlarla içi içe oluyor aynı zamanda sanat dallarına bakış açısını da kültürel anlamda geliştiriyoruz. Öğrencilerimiz ilerideki tercihlerine göre iyi bir müzisyen olmaya temel oluşturduğu gibi iyi bir müzik dinleyicisi de olmaya hazırlanıyor.”

İSTANBUL MALTEPE KAMPÜSÜ

ADRES

Zümrütevler mh. Nazmi İlker Sk.No:12 Maltepe / İstanbul

TEL: +90 216 459 16 16
FAX: +90 216 459 16 17

info@ucrenkkolejleri.k12.tr

KOCAELİ ÇAYIROVA KAMPÜSÜ

ADRES

Şekerpınar Mah. Meltem Sk. No:2 Çayırova / KOCAELİ

TEL: +90 262 653 13 13
FAX: +90 262 653 13 12

info@ucrenkkolejleri.k12.tr

,

Okul öncesi eğitimin önemi arttı

Okul Öncesi ve İlkokul Eğitiminde Farklı Yaklaşımlar Bursa’da Tartışıldı. Bursa’da Uğur Okulları ve Bahçeşehir Üniversitesi iş birliği ile öğretmenlere yönelik ‘Okul Öncesi ve İlkokul Eğitiminde Farklı Yaklaşımlar Konferansı’ düzenlendi.

Uğur Okulları Bursa Özlüce Kampüsü’nde gerçekleştirilen konferansta Uğur Okulları akademik kadrosu ve Bahçeşehir Üniversitesi akademisyenleri, devlet okulları ile özel okullarda görev yapan okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerine, bu kademelerdeki farklı yaklaşımları ve okul öncesi eğitimin önemini anlattı. Konferansın ardından katılımcılara sertifika verildi. Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren Uğur Okulları Genel Müdürü Nevzat Kulaberoğlu okul öncesi ve ilkokul kademelerin bütün öğretmenlerin daha güncel yaklaşımları öğrencilerine aktarabilmeleri ve öğrencilerine daha iyi bir gelecek hazırlamaları için deneyimlerini paylaştıklarını dile getirdi. Konferans konuşmacı olarak katılan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz ise konferansın amacının 21’inci yüzyılın getirdiği değişimler ve farklı eğitim metotlarının okul öncesi eğitimin ışığında incelemek olduğunu belirtti.

“Okul Öncesine Yapılan Yatırım Katlanarak Dönüyor”

Uğur Okulları Genel Müdürü Nevzat Kulaberoğlu, okul öncesi ve ilkokul eğitimlerinde tüm öğretmenlerin, eğitimlerini daha iyi verebilmeleri, öğrencilerine daha iyi bir gelecek hazırlamaları için bu konferansı düzenlediklerini ve Uğur Okullarının bu alandaki deneyimlerini aktardığına değindi. 5 değerli ismin konferansta yer aldığını kaydeden Nevzat Kulaberoğlu, “Öğretmenlerimize farklı perspektiften eğitim verecekler. Bunu şunun için önemsiyoruz; okul öncesine yapılan yatırım, geleceğe yapılan en önemli yatırımlardan bir tanesidir. Bunu sayısal olarak da ekonomik göstergeler olarak da paylaşabiliriz. Okul öncesine yapılan bir birim yatırım, ekonomiye 8 birim yatırım olarak dönmektedir. Eğitime yapılan başka bir yatırımın bu şekilde dönüşü söz konusu değildir. Biz de bu nedenle Uğur Okulları olarak okul öncesini önemsediğimiz için öğretmenlerimize destek amacıyla burada bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ülkemiz Açısından Dönüşüm Kaçınılmaz”

Endüstri 4.0 ile birlikte dünyada dönüşüm sürecinin çoktan başladığına BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Karadeniz ise, “Tüm ülkeler eğitimlerinde dönüşüm süreçlerini başlattı. Bu sürecin ilk aşamalarında akademisyen ve öğretmenler, toplumun tüm kesimiyle pilot uygulamalar yapıp bunu deneyimleyerek tekrardan düzenleme aşamasına geçti. Zaten bir dönüşüm var dünyada, ülkemiz açısından da bu dönüşüm kaçınılmaz, bu sadece müfredat değişikliği ile olacak bir şey değil. Çünkü müfredat sistemin bir parçasıdır ama öğretmenleri, altyapıyı, öğrenciye kazandırmanız gereken yeni yetkinleri de bu sürecin içerisine dahil etmeniz gerekiyor. Dahil etmezseniz ülkenizin insan kaynağı kapasitesini güçlendirme şansınız bulunmuyor. O yüzden Türkiye açısından eğitimdeki bu değişim, dönüşüm sürecinde nereden başlamalıyız ne yapmalıyız sorusunun cevabını verirken, biz burada bugün okul öncesini ele aldık. Yatırımı tüm eğitim kademelerinde yapmak önemli ama okul öncesinde yapmak daha da önemli” diye konuştu.

Konferans programında BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Seda Saraç okul öncesi eğitiminde Montessori, Waldorf, Reggio Emilia gibi farklı yaklaşımları ele alırken, BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Öğretim Üyesi Dr. Elçin Gölbaşı erken çocuklukta beyin gelişimi konusuna değindi. Uğur Okulları Psikolojik Danışmanlık Rehberlik ve AR-GE’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Sezgin resimlerle çocuk psikolojisini öğretmenlere anlattı. Kapanış sunumunu ise Uğur Okulları Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nil Çiçek, Türkiye’de ilk defa okul öncesi ve ilkokul kademelerinde Uğur Okullarında hayata geçirilen erkenSTEM eğitim yaklaşımının anlatımı ile gerçekleştirdi.

 

,

Okul öncesi eğitim neden gereklidir?

Okul öncesi eğitim çocuklar için neden gerekli? Araştırmalara göre, 3-5 yaş arasındaki çocukların öğrenme yeteneği, yetişkin bir profesörünkinden çok daha fazladır. Bu dönemin en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten ERA Okulları PDR Bölüm Koordinatörü Aslı Kanizi, anaokulu eğitiminin çocuğun fiziksel, sosyal, zihinsel ve dilsel gelişiminde neden ve nasıl önemli olduğunu anlatıyor.

1- Okul öncesi sosyal ilişkileri geliştiriyor

Okul öncesinde verilen anaokulu eğitiminde 3-5 yaş arasındaki çocuklar, ev ortamından çıkarak ebeveynleri dışındaki kişilerle de iletişim kurmaya başlar. Bu da günlük yaşam becerilerini artırması için ona fırsat yaratır.

Arkadaş ilişkileri önem kazanır. Bir yandan oyuncaklarını ya da yiyeceğini paylaşmayı öğrenirken diğer yandan karşılıklı iletişim kurma yeteneğini geliştirir. Özellikle anaokulundaki arkadaşlarıyla yaşadığı çatışmaları yönetmeyi öğrenmesi, ileriki yaşamında fayda sağlar. Bu durum çocuğun çözümlemeyi öğrenmesini sağlarken, kendini nasıl ve ne zaman koruyacağına dair fikir sahibi olmasına yardımcı olur. Gelişen iletişim yeteneği sayesinde aynı zamanda karşısındaki kişiye saygı duymayı da öğrenir.

2- Okul öncesi eğitim gören çocuk eğitim hayatı boyunca fiziksel açıdan da geri kalmamış olur

Okul öncesinde verilen anaokulu eğitiminde bir diğer önemli konu, fiziksel gelişimdir. Anaokulu, çocuğun psikomotor olarak gelişimine destek sağlar. Parmak kaslarının gelişimi için çok önemlidir. Çünkü ince motor ve kaba motor gelişimi anaokulunda gelişir.

Yapılan aktiviteler çocuğun kalem tutma, resim boyama ya da makas kesme gibi işlemleri yapmasını sağladığından, çocuk ilkokula başladığında sınıftaki arkadaşlarından geri kalmaz. Tahtada gördüklerini daha rahat ve hızlı bir biçimde defterine yazabilir. Bunun dışında, anaokulunda çocuğun yaptığı aktiviteler sayesinde çocuk koşma, zıplama, fırlatma ya da tırmanma gibi kaba motor fonksiyonlarını da kullanır ve geliştirir.

3- Okul öncesi eğitim öz güveni artırıyor

Okul öncesindeki dönemde anaokulunda eğitim alan çocuk, ebeveynlerinden uzakta, tek başına bulunduğu ortama ayak uydurmayı öğrenir. Kendi işini kendisinin yapması, sorunları kendisinin halletmesi ve bazı kararları kendisinin vermesi gerekir. Bu sayede kendine olan güveni ve bağımsızlık duygusu gelişir. Ve tabii ki bir toplum olarak yaşamanın gerektirdiği sınırlara ve kurallara uymayı da anaokulunda öğrenir.

4- Okul öncesi yetenekleri keşif dönemi

Okul öncesinde anaokuluna giden 3-5 yaş arasındaki çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi eş güdümlü hareket etmeye başlar. Hayatına yeni dinamikler gelir. Anaokulunda yapılan aktiviteler ile çocuk kendini tanımaya ve yeteneklerini keşfetmeye başlar. Bu sayede okula, bu yeteneklerini geliştirmiş olarak başlar. Tüm bu süreçte anaokulunun bir diğer önemli yanı ise çocukta var olabilecek herhangi bir gelişimsel sorunu erkenden keşfedilir.

5- Dil gelişimi hızlanır

Evdeyken her türlü ihtiyacı anne ya da bakıcı kimse tarafından, hemen fark edilip karşılanan çocuk çok fazla konuşma ihtiyacı duymayabilir. Oysa anaokuluna giden çocuklar bir aradayken, istediğini elde etmek için konuşmak ve kendini ifade etmek zorundadır. Böylece çocuk, dili televizyondan değil, yaşayarak öğrenir. Ayrıca dil gelişimi yaşına göre yavaş gelişen çocuklar okula başladıktan birkaç ay sonra, dili kullanma açısından ciddi bir sıçrama yapmaktadır.

Neden okul öncesi?

6- Çocukta zeka gelişiminin %70’lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır ve öğrenme becerisi okul öncesi dönemindeki yaşlarda gelişiyor.

7- Çocuğun grup etkinliklerine katılması, ilişki kurmayı öğrenmesi ve sosyalleşmesi gibi olgular bu dönemde gelişir.

8- Okul öncesi dönemde önüne geçilmeyen sorunlar, çocuğun tüm yaşamını olumsuz etkileyebilir.

9- Çocuk, anaokulunda edindiği arkadaşlar ile farklı kültür ve aileden gelen çocuklar ile iletişim kurmayı öğrenir. Farklılıklara saygı duymayı benimser.

,

Uğur Okulları’nda okul öncesi eğitim

Aile içi desteğin tek başına yetmediği, çocuğun kendi yaşıtlarıyla birlikte olabileceği, bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlıklı biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olduğu için okul öncesi eğitim zorunlu ve gereklidir…. Peki Uğur Okulları’nda okul öncesi eğitim nasıl veriliyor?

Yaşamın Sihirli Yılları Okul Öncesi Dönem

Okul öncesi dönem olarak nitelendirilen 0-6 yaş aralığı; çocukların zihinsel becerilerinin ve duygusal gelişimlerinin yüzde 80’ini tamamladıkları, yaşamın temelini oluşturan dönemdir. Öğrenme hızının çok yüksek olduğu bu evrede Uğur Okulları, çocukların bedensel, bilişsel, duygusal, sosyokültürel, dil ve psikomotor gelişimlerini destekler.

Uğur Okulları Okul Öncesi Biriminde öğrencilerin bilgiye ulaşmaları, edindiği bilgiden yararlanmaları ve bilgiyi geliştirme yöntemlerini öğrenmeleri hedeflenir. Tüm öğretim sürecinde, öğrencilerin düşünsel ve fiziksel gelişimi desteklenir. Ezbere dayalı yaklaşımlardan uzak durarak, çocukların aktif katılım sağlayacağı, araştırmacı ve yaratıcı yönlerini geliştirmek üzere kurgulanan bir eğitim programı uygulanır.

Bu program ile öğrencilerin içindeki potansiyeli açığa çıkararak, kendi motivasyonunu sürekli besleyip canlı tutabilen, yaşam boyu öğrenen öğrenciler yetiştirilmesi hedeflenir. Okullarda, okul-aile iş birliği ve profesyonel öğretmenin öneminin bilincinde, sınıfın duvarları dışındaki dünyanın zenginliğini keşfetme yoluyla, çocuklardaki potansiyeli açığa çıkarmak amaçlanır.

Uğur Okullarında verilen eğitim ile öğrenci merkezli bir yaklaşım benimsenir ve öğrencinin kendini doğru ifade etmesine, kendini gerçekleştirebilmesine, kendiliğinden inisiyatif alabilmesine ve iç denetim kazanmasına olanak sağlanır. Öğrencilere, ilkokul için gerekli olan ön beceriler kazandırılarak, öğrendiklerini kullanabilir hale getirmek için rehberlik edilir.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NEDEN GEREKLİDİR?

* Çocukta zeka gelişiminin %70 lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır ve öğrenme becerisi bu yaşta gelişir.
* Çocuğun grup içine katılması, sağlıklı ilişkiler kurması, kültürel değerlerine sahip çıkması, sosyalleşmesi gibi olgular bu yaşta gelişir.
* Bu dönemdeki sapma ve olumsuzluklar çocuğun bütün yaşamını olumsuz yönde etkiler.
* Farklı kültür ortamlarından ve ailelerden gelen çocuklar ortak bir yetişme ortamına okul öncesi eğitim kurumlarında ulaşır. Çocuk kendine güven duygusunu bu kurumlarda kazanmaya başlar.
* Dilini doğru, yanlışsız ve güzel konuşma özelliğini bu yaşta öğrenir. Toplumu, çevreyi, evreni ve insan davranışlarını tanımaya başlar.
* Nesneleri, eşya ve varlıkları, temel bir takım becerileri, davranışları, olumlulukları ve olumsuzlukları öğrenmeye başlama yaşı 4-6 yaşları arasındadır.
* Aile içi desteğin tek başına yetmediği, çocuğun kendi yaşıtlarıyla birlikte olabileceği, bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlıklı biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olduğu için okul öncesi eğitim zorunlu ve gereklidir.