Yazılar

,

Özel Çağrı Okulları yaz okulu programı keyifli ve dolu dolu

Yoğun geçen bir eğitim öğretim döneminin ardından öğrencilerin heyecanla beklediği yaz tatiline artık sayılı günler kaldı. Şimdi en çok merak edilen konu öğrenciler yaz tatilini ders çalışarak mı geçirmeli yoksa serbest zaman etkinlikleri ile mi değerlendirmeli?

Veliler tatilde öğrencilerin daha çok öğrendiği bilgileri unutmamaları veya yeni eğitim dönemine hazırlık yapmaları gerektiğini düşünürken, öğrenciler ise bilgisayar oynamak, televizyon izlemek gibi onları yormayacak eğlenceli etkinlikler yapmayı istiyor.

Özel Çağrı Okulları Rehberlik Birimi; öğrencilerimiz yaz tatilinde ne sadece ders çalışmalı, ne de bilgisayar, televizyon, tablet vb. elektronik aletlerin esiri olmalı diyor. Öğrencilerimizin yaz tatilinde uygulayacakları programda; konu eksiklerini gidermek için ders çalışma sürelerinin de olması gerektiğini, fakat ağırlıklı olarak yeni şeyler öğrenmek, Kuran-ı Kerim öğrenmek ve dini bilgiler edinmek, kültürel olarak gelişimlerine katkı sağlayacak müze vb. yerleri ziyaret etmek, sportif aktiviteler yaparak fiziksel gelişimlerini desteklemek, aile ziyaretlerinde bulunmak ve kitap okumak gibi etkinliklerin yer alması gerektiğini söylüyor.

Öğrencilerin sadece akademik gelişimlerini değil aynı zamanda sosyal, kültürel, manevi ve fiziksel gelişimlerini de önemseyen Özel Çağrı Okulları’nda sadece yaz okulu değil dönem içerindeki ders programları da bu doğrultuda düzenleniyor. Uygulanan program sonucunda öğrenciler akademik alanda yüksek başarılar elde ederken, spor alanında da üstün başarılara imza atıyor. Özel Çağrı İlkokulu öğrencileri 2017-2018 eğitim öğretim döneminde tramplen atlamada Türkiye birinciliği, atletizmde bölge birinciliği elde ederken Özel Çağrı Ortaokulu öğrencileri ise taekwondoda Türkiye birinciliği ve Avrupa şampiyonluğu, basketbolda üçüncülük, güreşte Ankara ikinciliği, yüzmede Ankara üçüncülüğü ve eskrimde Türkiye dereceleri elde ettiler.

Özel Çağrı Okulları yaz okulu programı da yine öğrenciler için oldukça keyifli ve dolu dolu planlanmış. Sekiz hafta boyunca devam edecek olan yaz okulunda öğrenciler her sabah beden eğitimi ve spor öğretmenleri eşliğinde jimnastik yaparak güne zinde başlayacak. Haftada üç gün okulun havuzunda yüzme dersine katılacak. Basketbol, futbol, voleybol ve karate derslerinin yanı sıra Kuran-ı Kerim ve meal dersi, akıl oyunları, bilgisayarda yazılım kodlama, eğlenceli matematik ve eğlenceli fen dersleri, sanat dersleri ve İngilizce dersine katılacaklar.

,

Özel Çağrı Okulları’nda Montessori eğitimi

Montessori Eğitim Sistemini Türkiye de ilkokul düzeyinde ilk uygulayan Özel Çağrı Okulları’nda sistemin temel felsefesi ‘Kendim Yapabilmem İçin Bana Yardım Et’

Özel Çağrı Okullarının Kurucusu Nuran Altunbaş, amaçlarının Allah’a kul olma çabasında olan ve Hz. Muhammed (SAV)’i önder bilen bireyler yetiştirmek olduğunu söylüyor. ”Öğrencilerimize Milli ve Manevi değerlere sahip olma bilincini kazandırmak, çağdaş yöntemleri kaliteyi üstün gören bir tutumla sunmak için çabalıyoruz” diyen Altunbaş, ”Geleceği teslim edebileceğimiz özverili ve güvenilir gençler yetiştirip sürekli üreterek kendini aşan nesiller mezun etmek vazifemiz” dedi. 

EĞİTİM FİKRİ NASIL DOĞDU?

Altunbaş, “Çevremizde yaşadığımız çoğu problemlerin iyi ve kaliteli yetiştirilmemiş insanlardan kaynaklandığını gözlemliyoruz ve aslında bu durumdan endişe duyuyoruz. Bunun için ne yapabiliriz diye düşündük. Sonuçta ‘kaliteli, özgüvenli ve kendini bilen insanlar yetiştireceğiz buna da en temelden başlayacağız’ dedik. Bu sistemin insan ruhuna çok uygun, böyle olduğu için de bizim değerlerimize çok yakın olduğunu fark ettik. Klasik sistemde öğrencilere genellikle soyut kavramlar öğretilir ve kaçınılmaz olarak bu öğrenmeden çok ezberleme olur. Fakat Montessori sisteminde olduğu gibi somut olarak bir kavramın zihinde oturmasının ardından soyut öğrenmeye geçilirse, bu bilgi uzun hafızaya alınır ve gerçek öğrenme gerçekleşmiş olur” diye konuştu.

BİNASIYLA DA FARKLI

Montessori yönteminde çocukların dil eğitimi için özel olarak hazırlanmış materyaller kullanıldığını vurgulayan Kurucu Altunbaş şöyle devam etti: “Dil etkinlikleri ağırlıklı olarak bu materyallerin kullanımı ile gerçekleştirilmektedir. Çocuk bu materyalleri kullanarak doğal bir süreç içerisinde yeni kavramlar ve anlamlar eşliğinde yeni kelimeler öğrenmektedir. Bu materyallerle çalışan çocuklar çok kısa bir zamanda harfleri öğrenerek yazmayı öğreniyorlar.  En yüksek eğitim kalitesini ev sıcaklığında sunan ilkokulumuz, 360 derece kullanım alanlı Montessori eğitim sistemine uygun sınıf düzeniyle, hayata hazırlık ve dil sınıflarıyla , zengin kütüphanesiyle, müzik ve resim atölyeleriyle, 300 kişilik tiyatro ve konferans salonuyla, spor salonu ve yarı olimpik yüzme havuzu ile 10 bin metrekarelik doğa ile iç içe kampus içerisinde çocukların bedensel ve ruhsal yapılarına uygun olarak tasarlandı.”

ÇOCUKLAR YAPIYOR

Montessori sisteminde çocuğu dikkatlice gözlemlemenin çok önemli olduğunu vurgulayan Altunbaş, ” Öğretmenler, sınıf ortamını ve materyalleri hazırlıyorlar ve öğrenmeyi bu hazırlanmış çevrede çocuk yapıyor. Somut materyaller kullanarak soyut kavramları kolayca öğreniyorlar. Her yeni kavram önce somut materyallerle sunuluyor. Çocuk kavramı anladıktan sonra soyut öğrenmeye geçiyor” diye konuştu. 

Montessori Eğitim Sistemini Türkiye de İlkokul Düzeyinde Uygulayan 27 Yıllık Özel Çağrı Okulları’nın Kurucusu Nuran Altunbaş, Sistemin Temel Felsefesinin ‘Kendim Yapabilmem İçin Bana Yardım Et’ Olduğunu Söylüyor.

Özel Çağrı Okullarının Kurucusu Nuran Altunbaş, amaçlarının Allah’a kul olma çabasında olan ve Hz. Muhammed (SAV)’i önder bilen bireyler yetiştirmek olduğunu söylüyor. ”Öğrencilerimize Milli ve Manevi değerlere sahip olma bilincini kazandırmak, çağdaş yöntemleri kaliteyi üstün gören bir tutumla sunmak için çabalıyoruz” diyen Altunbaş, ”Geleceği teslim edebileceğimiz özverili ve güvenilir gençler yetiştirip sürekli üreterek kendini aşan nesiller mezun etmek vazifemiz” mesajını verdi.

İlkokulda Montessori sistemiyle eğitim fikri nasıl doğdu?

Çevremizde yaşadığımız çoğu problemlerin iyi ve kaliteli yetiştirilmemiş insanlardan kaynaklandığını gözlemliyoruz ve aslında bu durumdan endişe duyuyoruz. Bunun için ne yapabiliriz diye düşündük. Sonuçta kaliteli, özgüvenli ve kendini bilen insanlar yetiştireceğiz buna da en temelden başlayacağız’ dedik. Bu sistemin insan ruhuna çok uygun, böyle olduğu için de bizim değerlerimize çok yakın olduğunu fark ettik.

ÇOCUKLAR DOĞAL SÜREÇTE ÖĞRENİYOR 

Bu eğitim sisteminin klasik eğitim sistemine göre avantajları nelerdir? 

Klasik sistemde öğrencilere genellikle soyut kavramlar öğretilir ve kaçınılmaz olarak bu öğrenmeden çok ezberleme olur. Fakat Montessori sisteminde olduğu gibi somut olarak bir kavramın zihinde oturmasının ardından soyut öğrenmeye geçilirse, bu bilgi uzun hafızaya alınır ve gerçek öğrenme gerçekleşmiş olur.

Örnek verecek olursak, Montessori yönteminde çocukların dil eğitimi için özel olarak hazırlanmış materyaller kullanılıyor. Dil etkinlikleri ağırlıklı olarak bu materyallerin kullanımı ile gerçekleştirilmektedir. Çocuk bu materyalleri kullanarak doğal bir süreç içerisinde yeni kavramlar ve anlamlar eşliğinde yeni kelimeler öğrenmektedir. Bu materyallerle çalışan çocuklar çok kısa bir zamanda harfleri öğrenerek yazmayı öğreniyorlar.

BİNASIYLA DA FARKLI

Öğrencilerin bu eğitim sistemine adaptasyon sürecinde okulun fiziki şartlarının etkisi nasıl oluyor?
En yüksek eğitim kalitesini ev sıcaklığında sunan ilkokulumuz, 360 derece kullanım alanlı Montessori eğitim sistemine uygun sınıf düzeniyle, hayata hazırlık ve dil sınıflarıyla , zengin kütüphanesiyle, müzik ve resim atölyeleriyle, 300 kişilik tiyatro ve konferans salonuyla, spor salonu ve yarı olimpik yüzme havuzu ile 10 bin metrekarelik doğa ile iç içe kampus içerisinde çocukların bedensel ve ruhsal yapılarına uygun olarak tasarlandı.

Montessori sisteminde çocuğu dikkatlice gözlemlemek ve ona saygı göstermek çok önemli. Öğretmenler, sınıf ortamını ve materyalleri hazırlıyorlar ve öğrenmeyi bu hazırlanmış çevrede çocuk yapıyor. Somut materyaller kullanarak soyut kavramları kolayca öğreniyorlar. Her yeni kavram önce somut materyallerle sunuluyor. Çocuk kavramı anladıktan sonra soyut öğrenmeye geçiyor.

Son olarak  Nuran Altunbaş, Montessori; değişimlerin, kültürel değerlerini değiştirmeden uygulanabileceğini ispatlayan bir sistem olduğunu belirterek, ”Biz, Çağrı Kurumları olarak Montessori’yi başarıyla uygulayan bir kurum olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.